Konu:KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU KANUNU TASARISI
Yasama Yılı:2
Birleşim:119
Tarih:13/06/2012


KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA RIZA TÜRMEN (İzmir) -  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir ombudsman kurumu yakında kurulmak üzere. İlke olarak, bunu olumlu bir gelişme olarak görüyoruz fakat tasarı bu hâliyle birçok problemi beraberinde getirmektedir.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, anlamıyoruz hatibi. Duymuyoruz efendim.

BAŞKAN - Vallahi, ben bu Meclisin gardiyanı değilim, bir; jandarma onbaşısı veya paşası da değilim, iki.

Şimdi, arkadaşları uyarabilirim. Evet, susun lütfen, gürültü yapmayın. Bu da tamam ama sandalye çevirdiler "Müdahale et." dinlemiyorlar "Müdahale et." Onu da yapamam.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Meclisin ses yansıması hatalı yani kürsüde konuşulanlar anlaşılmıyor. Bu Meclis nasıl bunu yapıyor? (AK PARTİ sıralarından "Otur yerine" sesleri)

BAŞKAN - Ben onu bilemem.

Sayın Türmen, mikrofonunuzu açacağım, özel olarak kapadım zamanınız gitmesin diye. Sizden özür dilerim.

Buyurun Sayın Türmen.

RIZA TÜRMEN (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ombudsman kurumunun kurulmasını biz ilke olarak olumlu karşılıyoruz fakat tasarı bu hâliyle birçok yönden problem yaratmaktadır. Bu problemlerin birincisi zamanlama yönündendir. Ortada bir anayasa yapım süreci var. Bu anayasa yapım sürecinde her maddeyle ilgili taraflar, dört siyasi parti kendi görüşlerini içeren tasarılar getirmekte, bu tasarılar incelenmekte ve bu tasarılar arasında bir ortak zemin bulunmaya çalışılmakta, bir uzlaşı bulunmaya çalışılmaktadır, çalışmalar bu şekilde yürümektedir. Yakında ombudsmanla ilgili, kamu denetçiliğiyle ilgili madde de gelecektir ve orada da dört siyasi parti kendi görüşlerini açıklayan tasarılar getireceklerdir. Şimdi, değerli milletvekilleri, bu süreç devam ederken iktidarın tutup da ombudsmanla ilgili bir kanun getirmesini, bunu Meclise sunmasını anlamak mümkün değildir. Bu nasıl açıklanacak? Yani, bu sürece itimadı yok iktidarın, o nedenle, ayrı bir kanun mu çıkarıyor? Bu mudur açıklaması? Peki, bu kanun geçtikten sonra, ombudsman kanunlaştıktan sonra, bunun bu süreç üzerindeki, anayasa yapım süreci üzerindeki etkileri hiç mi hesaplanmıyor? Yani, bu sürece karşı olan güveni sarsan bir gelişme olduğunu iktidar görmüyor mu? Tabii ki, bu süreç devam ederken böyle bir kanun tasarısı getirilmesi bu süreç bakımından olumsuz etkiler doğurmuştur, doğuracaktır da. Elbette ki ön yargılara yol açacaktır tarafların getirecekleri tasarılar, teklifler bakımından. Bir kere bu, zaman bakımından, bu nedenle problemli.

Tasarının kendisine baktığımız zaman başka problemler taşıyor. Ombudsmanın etkili olabilmesi için bağımsız olması lazım ve çok saygıdeğer, toplumun bütün kesimleri tarafından kabul edilen, sayılan, sevilen birisi olması lazım; bu iki unsurun kendisinde bulunması lazım. Oysa bugünkü getirilen tasarıyla bu unsurlar eksik kalacaktır. Neden eksik kalacaktır? Bir kere, seçim yöntemi yüzünden yani iktidar partisi kendi çoğunluğuyla kendi istediği kamu denetçisini göreve getirecektir. Aynı şekilde, komisyonlardaki çoğunluğuyla da geri kalan denetçileri göreve getirecektir. Peki, o zaman, göreve bu şekilde gelen, iktidar partisinin oylarıyla gelen ombudsman gene aynı iktidar tarafından kurulan hükûmetin, idarenin tasarruflarını nasıl denetleyecektir? Bunun cevabı yoktur ortada.

Bu aynı zamanda Paris İlkeleri'ne aykırıdır. Paris İlkeleri şudur: "Devletler, ulusal insan hakları mekanizmalarını kurarken bu ulusal insan hakları mekanizmalarının bağımsız olmalarına ve çoğulculuk ilkesine uygun olmalarına riayet etmekle, buna uymakla yükümlüdürler." Bu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafında da kabul edilmiş olan, benimsenmiş olan ilkedir. Bu bağımsızlık ve çoğulculuk nasıl garanti edilecektir? İşte bu İnsan Hakları Kurumunun üyelerinin seçimleri bakımından, süreleri bakımından, görevden alınmaları bakımından bağımsız olmalarına dikkat edilecektir. Oysa bu tasarıda gerek seçim bakımından gerek görevden alınmaları bakımından gerek görev süreleri bakımından -çünkü ombudsmanın süresi de dört yıldır- bağımsızlık ilkelerine riayet edilmemiştir, bağımsız olarak görev görmeleri imkânı yoktur. Tabii, insan hakları bakımından bağımsızlık büsbütün bir önem taşımaktadır, devletten, idareden, yürütmeden bağımsızlık, çünkü insan hakları devlete karşı ileri sürülen haklardır, ancak devlete karşı yapılan şikâyetlerdir. Burada ombudsmanın yetkileri sayılırken "Kuruma gelen şikayetleri incelenecektir." diyor. Bu şikâyetler kime karşı, kimden şikâyetlerdir bunlar? Bu şikâyetler yürütmeden şikâyetlerdir elbette. Ombudsman yürütmeye karşı ileri sürülen şikâyetleri inceleyecektir ama o ombudsman aynı zamanda aynı yürütmeyi çıkaran iktidar partisinin çoğunluğuyla göreve getirilmiş bir ombudsmandır. Bunu, bırakın ombudsmanın nasıl davranacağını, ne kadar tarafsız, bağımsız davranabileceğini, tamamen tarafsız, tamamen bağımsız davransa bile bu konuda, ombudsman hakkında bağımsızlığı, tarafsızlığı konusunda şüpheler olacaktır, tabii, ister istemez seçim dolayısıyla şüpheler doğacaktır. Bu şüpheleri ortadan kaldırmak? Yani objektif olarak bu ombudsmanın bağımsızlığı, tarafsızlığı kuşkulu olacaktır her zaman. Bu kadar kuşkulu olan bir kişinin bu görevi layıkıyla yerine getirmesi beklenemez. Peki, bunun çaresi var mıdır? Vardır elbette. Bunu birkaç tane yoldan düzeltmek mümkündür. Tabii, bu kanun tasarısında değişiklik yapılabilir. Seçim yöntemi değiştirilebilir, komisyonlardaki seçim yöntemi değiştirilebilir ya da şöyle de yapılabilir elbette: Hiçbir şeye dokunmadan idare, iktidar partisi, iktidar çoğunluğu danışarak, bir mutabakat sağlayarak kamu denetçisinin seçimini sağlayabilir. Bu mutabakatı komisyon düzeyinde yani üç aday gösterilecek olan komisyon düzeyinde yapabilir. Yani komisyonun göstereceği üç aday, danışmalarla, bütün Meclisin, Meclisteki bütün siyasi partilerin kabul edebileceği adaylar olabilir. Bunun için buradaki tasarıyı değiştirmek de gerekmez. Bu bir siyasi irade, bir siyasi niyet sorunudur. Eğer, siyasi iktidarın böyle bir uzlaşıyla bir ombudsmanı göreve getirmek gibi bir niyeti varsa, bu ombudsmanın etkili olarak çalışabilmesine imkân vermek gibi bir niyeti varsa o zaman pekâlâ bir danışman süreci başlatır. Siyasi partiler, dört siyasi parti kimler üzerinde, acaba hangi üç aday üzerinde anlaşabiliyor, bu uzlaşıyı sağlar ve ondan sonra bunların arasından seçim yapılır.

Ama yapmayacaktır siyasi iktidar bunu. Niye yapmayacaktır? Çünkü bu, siyasi iktidarın yönetim felsefesine aykırıdır. Siyasi iktidarın yönetim felsefesi, yönetim anlayışı gücün yoğunlaşmasına, gücün tek elde toplanmasına dayanmaktadır. Oysa, demokrasi gücün tek elde yoğunlaşmasına değil, gücün paylaşılmasına dayanır. Gücün paylaşılmasına dayandığı içindir ki kuvvetler ayrılığı ilkesi vardır. Gücün paylaşılması demokrasiye sıkı sıkıya bağlı olduğu içindir ki kurumsal çoğulculuk çok önemlidir. Ancak kurumsal çoğulculuk sağlanırsa demokrasi olabilir. Yani iktidardan bağımsız kurumların olması gereklidir. Oysa bugün baktığınız zaman, Türkiye'de ne kadar kurum varsa, bilimsel kurumlardan tutun, bilim kurullarından tutun siyasi kurumlara kadar, ekonomik kurumlara kadar, teknik kurumlara kadar her türlü kurum siyasi iktidara bağlanmıştır. Böyle bir yönetim zihniyetine sahip olan siyasi iktidar ombudsmanı kendine bağlamayıp da ne yapacaktır? Tabii ki kendine bağlayacaktır. Bu kanun tasarısı bu yönetim zihniyetinin bir yansımasıdır, onun için siyasi iktidardan bekleyemeyiz. Böyle uzlaşıyla, dört parti arasında bir uzlaşı sağlayarak bir ombudsmanın seçilmesi ve bu ombudsmanın o zaman etkili bir rol oynayabilmesi mümkün olmayacaktır. Ancak bir zihniyet değişikliği gerekir ki, daha demokratik bir kültür gerekir ki, siyasi iktidar bu zihniyete sahip olmadığını birçok vesileyle ortaya koymuştur. Tabii, eğer ombudsman bu şekilde seçilmiş olsaydı, yani bağımsız, etkili, saygıdeğer bir ombudsman olacak olsaydı o zaman gönül isterdi ki bu ombudsman çok daha geniş yetkilere sahip olsun. Örneğin, İspanya'da sahip olduğu gibi, Anayasa Mahkemesine başvuru hakkı olsun yani gerek kanunları iptal ettirmek bakımından gerek bireysel şikâyetler bakımından. Gönül isterdi ki, efendim, idare mahkemesinde dava açma hakkına sahip olsun. Yani bağımsız, tarafsız, etkili bir ombudsmanın yetkilerinin geniş olmasını tabii isterdik fakat bağımsız ve etkili olmayacak bir ombudsmanın yetkileri bana sorarsınız ne kadar dar olursa o kadar hayırlıdır. Bu ombudsman, aslında bu şekliyle bir hükûmet komiserinden başka bir rol ifa edemeyecektir. Bunu da üzüntüyle karşılıyoruz.

Çok teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Türmen.