Konu:2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı Nedeniyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:27
Tarih:12/12/2014


2015 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2013 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI NEDENİYLE
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA TURGAY DEVELİ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama Sayın Bakan Yalçın Akdoğan'a iki soru sorarak başlamak istiyorum.

Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün geçtiğimiz ay içerisinde Kıbrıs'ta yaptığı bir çalışmayla ilgili olarak Genel Müdür Murat Karakaya Kıbrıs'a gitti, çalıştay başladı, bir gün sonra Ankara'ya alelacele çağrıldı ve görevden alınarak yerine Cemalettin Haşimi getirildi. Acaba genel müdür gitmeden bir gün önce görevden alsaydınız ya da geldikten sonra alsaydınız daha uygun olmaz mıydı? Görevden alma gerekçeniz Sayın Bülent Arınç'ın Kıbrıs'ta davetli olması mıydı? Bülent Arınç'a karşı basına da yansıyan tartışmaların bir sonucu muydu bu?

İkincisi, bu akredite işi, basının akredite olması işi her dönem değişiyor. İktidar erkini kim elinde bulunduruyorsa karşısında olduğuna inandığı gruba zulmetmeye çalışıyor, onların mesleklerini yaptırmamaya çalışıyor. Bir zamanlar, işte, millî görüşe yakın, sizin tabirinizle paralel yapı uçaktan inmiyordu, şimdi başkaları akredite olmuyorlar. Bu akreditasyon işinin gazetecilere uygulanan bir zulüm olduğunu, mesleği uygulayanlara, yapmaya çalışanlara bir zulüm olduğunu, görevini yapanlara akredite yapılması gerektiğini, yoksa uçağa binmenin çok bir şeref ve haysiyet meselesi olmadığını size hatırlatıyorum ve bu konuda söyleyeceklerinizi dinlemek istiyorum.

Şimdi, kurumlar, bizim gibi sömürge ülkelerde...

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) - Sömürge değiliz biz, ne biçim laf o?

TURGAY DEVELİ (Devamla) - ...mülksüzleştirmenin yönetimi anlamına geliyor. İktidar erkini elinde bulunduranlar, bütün kurumları -iktidar erkini kendine dönük olarak kullanmak için- toplumu baskılamaya dönük olarak kullanıyor.

Bunlara bir örnek vermek istiyorum bugünkü haberde olduğu gibi: Sayın Ulaştırma Bakanı Sayıştayı ziyaret ederek Sayıştay raporlarının artık gizlenemez hâle gelmesinden dolayı Sayıştaydaki raporların, Meclisin KİT üst Komisyonunun haberi dahi olmadan daha önce raporlara giren önerilerin Sayıştay tarafından çıkarılmasını, sahada çalışan denetçilerin orada gördükleri ve tespit ettikleri usulsüzlükleri raporlarına yazmamaları için bir raporlama kurulu oluşturularak burada sansüre uğratılmasını, metinlerden çıkarılmasını daha önce yine bu kürsüden açıklamıştım, 2 tane de örnek vermiştim. Bir tanesi ÇAYKUR'daki denetçilerin raporlarının raporlama kurulunda sansüre uğraması, çıkarılması; ikincisi de TKİ'nin 2011 raporlarında olan 7 adet yolsuzluk, şaibeli ihalelere, kömür alımlarına ilişkin raporlarının 2012 yılında raporlarda olmaması. Şimdi, bu üçüncüsü artık Sayıştay denetçilerinin gördüğü, raporlarına yazdığı, daha önceden raporlara girmiş belge ve bilgilerin artık metne dökülmeden fiilen işleme sokulmamasına dönük bir eylem olduğunu ortaya çıkarıyor. Bir Bakan, Sayın Ulaştırma Bakanı Sayıştayı ziyaret ediyor ve orada kendine bağlı grup denetçileriyle toplantı yapıyor ve "Bazen kanuna aykırı işler yapabiliriz, bizi idare edin, görmeyin." diyebiliyor. Bu, bu kurumların Türkiye'de artık nasıl baskı ve zorbalığa dönüştüğünü tüm milletin gözleri önüne seriyor. Peki, Hükûmet Sayıştaydan niye bu kadar korkuyor? "Sayıştay, Sayıştay, Sayıştay" diyoruz. Sayıştayın görevi ne? Sayıştay, milletimizin anlayacağı tabirle milletimizin muhasebecisi. Bizden toplanan vergilerin, hepimizden toplanan vergilerin, yatırımlara, kamu idaresine verilmiş paraların denetlenmesini sağlıyor, yine bizim adımıza sağlıyor.

Biliyorsunuz, Sayıştayın özellikle KİT'leri denetlemesi sırasında Enerji Bakanının da kendine bağlı kurumlara "Sayıştay denetçilerinin istediği teftiş ve soruşturmaları yaptırmayın." diyerek, Anayasa suçu işleyerek gönderdiği genelgeyi de yine buradan huzurlarınızda okumuştum. Sadece Sayın Lütfi Elvan'ın Sayıştaya gitmesiyle bir fiilî baskı oluşturulmuyor. Sayın Enerji Bakanı da kendi bürokratlarına talimat vererek, "Sayıştayın soruşturma ve teftiş sebeplerini yerine getirmeyin." diyerek onları da suça teşvik ediyor. Ne günlere kaldık değil mi!

Yani, istiyor ki AKP Hükûmeti: Yaptığım hiçbir şey denetlenmesin, ben ne yaparsam millet bunu bilmesin. Bürokratlarla beraber çalınır çırpılır, düzgün harcanır, yerinde harcanır, harcanmaz, bunları kimse bilmesin istiyor. Ama bilmedikleri bir şey var. Milletimizin er geç gerçekleri öğreneceğinden kimsenin kuşkusu olmasın.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak yetimin hakkını yedirmeyeceğiz. Neyi gizlerseniz gizleyin, nereden kaçırırsanız kaçırın, gerçekler bir gün ortaya çıkacak.

Çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)