Konu:2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı Nedeniyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:26
Tarih:11/12/2014


2015 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI İLE 2013 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI NEDENİYLE
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütçesini görüşüyoruz. Aslında, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütçesini görüşmüyoruz, Tayyip Erdoğan ve ailesinin bütçesini görüşüyoruz çünkü bu bütçenin her kuruşunda Tayyip Erdoğan'ın emriyle harcama vardır.

Düşünün, 35 katrilyon liralık fon var, denetim dışı. 36 milyar liralık ödenek üstü harcama var. Bir Sayıştay var, Allahlık bir Sayıştay, tamamen Tayyip'in emrine uymuş bir Sayıştay, hiçbir denetim yapmıyor dolayısıyla bir inceleme yapmıyor. Tayyip Erdoğan oturmuş, hangi konuda hangi harcamayı yapmaya karar veriyorsa o harcanıyor.

Bir de, sayın milletvekilleri, bunlar kendilerine göre, Hayrettin Karaman diye bir fetvacı bulmuşlar. Bu Hayrettin Karaman geçmişte şöyle bir fetva verdi, dedi ki: "Efendim, siz herhangi birisine devlet dairesinde... Yani, belirli kişilere menfaat sağlarsanız o menfaatin yüzde 30'unu almak helaldir." Ne yaptılar?

Bakın, Denizbankı bunlar tuttular Zorlu Holdinge 69 milyon dolara sattılar. Zorlu Holding kısa zaman sonra bunu 2,4 milyar dolara sattı; geldi, Karayolları arazisini aldı; orada 386 bin metrekarelik kaçak inşaat yapıldı. Hayrettin Bey'in bu fetvasına istinaden, birileri araya girdi ve orada o 386 bin metrekareden yüzde 20'lik hissesini aldı, o kaçak inşaat kaldırıldı.

Tayyip Erdoğan bir genelge yayımladı. Biliyorsunuz, İstanbul'da çok kıymetli bir kupon arazi vardı, o kupon araziyi satınca Tayyip Bey kızdı. "Ulan, bu memlekette devletin bütün arazilerini benim satmam lazımken sen nasıl benim emrim dışında arazi satarsın?" dedi ve genelge yayımladı: "Bundan sonra hazinenin 1 metrekare arazisini satarsanız benim haberim olacak." E, tabii, çünkü çok kıymetli araziler var arkadaşlar. Şimdi, Tayyip Bey'in ve ailesinin mülkiyetine girmesi gereken araziler var, bunlar emri dışında satılırsa olmaz. Düşünebiliyor musunuz yani bu kadar keyfî, bu kadar hukuk tanımayan bir kişi.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, öyle bir bütçe ki burada Sayıştay denetimi yapılmıyor. Bakın, KİT Komisyonundayız. KİT Komisyonunda yapılan denetimler çok sathi geçiyor. Halk Bankası getiriyor, bir firmaya 575 milyon dolar kredi veriyor, teminat aldığı arazilerin bir kısmı hazine arazisi ve banka kredisi batıyor. Halk Bankası Genel Müdürünün evinde bulunan 5 milyon dolar için diyorlar ki: "Efendim, devletin parası değil." Kim diyor bunu? Tayyip Bey diyor.

Yine, bir banka kredi veriyor; bilirkişi 214 bin liralık değer tespit ediyor, buna 20 milyon lira üzerinden teminat alıyorlar ve kredi veriyorlar. Yani, devletin her tarafı laçkalaştırılmış arkadaşlar, her tarafı laçkalaştırılmış.

Şimdi, biz Ahmet Davutoğlu'na diyoruz ki: Kardeşim, bakın, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Anayasası'nın 112'nci maddesine göre devletin genel siyasetini düzenlemek ve bunu da yürütmek Başbakana aittir ve bakanlarla beraber sorumlusunuz. Şimdi, sen Başbakan mısın, yoksa Tayyip Bey mi Başbakan? Onu evvela bir öğrenelim. Şimdi, eğer sen Başbakansan Tayyip Erdoğan çıkıp da senin adına her gün konuşuyor...

BAŞKAN - Sayın Konuşmacı... Sayın Konuşmacı, sözünüzü kesmek durumundayım.

KAMER GENÇ (Devamla) - Hayır, hayır...

BAŞKAN - Ekleyeceğim sürenize. Siz herhâlde burada yoktunuz, ben bir ikazda bulunmuştum, Anayasa'nın 104'üncü maddesini hatırlatmıştım. Orada...

KAMER GENÇ (Devamla) - Süreme ilave ederseniz size cevap vereceğim.

BAŞKAN - Müsaade eder misiniz... Sürenize ekleyeceğim.

KAMER GENÇ (Devamla) - Bakın, arkadaşlar, şimdi, bu Başkan Vekili bilmiyor.

BAŞKAN - Keser misiniz sözünü.

(Mikrofon Başkan tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildikten sonra birden bir yemin etti...

LEVENT GÖK (Ankara) - Kamer Bey, bir saniye...

BAŞKAN - O açıklamamda demiştim ki: Sayın Cumhurbaşkanı...

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) - Niye sözünü kesiyorsunuz?

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) - Sözünü kesemezsiniz.

KAMER GENÇ (Devamla) - ...bu yemini de doğru dürüst yapmadı.

LEVENT GÖK (Ankara) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - ...Türkiye Cumhuriyeti'nin...

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) - Niye sesini kesiyorsunuz Sayın Başkan?

BAŞKAN - Kesiyorum...

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Ekleyecek süresine.

BAŞKAN - ...Devlet Başkanıdır ve Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil etmektedir.

ALİ HAYDAR ÖNER (Isparta) - Tarafsız olması gerekir.

BAŞKAN - Ve yine demiştim ki: Cumhurbaşkanlığı makamında her kim olursa olsun hem Cumhurbaşkanlığı makamına hem diğer makamların sahip ve temsilcilerine saygılı bir dil kullanalım. Size, temiz bir dil ve saygılı bir dil kullanmanızı rica ediyorum ve böyle bir davette bulunuyorum.

Süreyi sürenize ekleyeceğim.

Buyurun.

KAMER GENÇ (Devamla) - Peki.

LEVENT GÖK (Ankara) - Sayın Başkan, süre başlamadan önce, sayın hatibin yaptığı değerlendirmelerde herhangi bir maddi hata yoktur. Yani, böyle, konuşmasını keserek bu uyarıyı yapmanız bence son derece yanlış olmuştur. Yani konuşmasında bir hakaret yok.

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) - Hakaret yok bir defa, hakaret yok!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Nasıl hakaret yok? Açık bir şekilde iftira ediyor.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, benim anlayışıma göre Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil eden bir kişiye...

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) - Milletin vekilinin sözünü kesiyorsunuz!

BAŞKAN - ...Millet Meclisinde görev yapan herhangi bir milletvekiline ön adıyla hitap edilmez.

TURHAN TAYAN (Bursa) - Hadi canım!

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) - Yapmayın Allah aşkına!

BAŞKAN - Benim terbiyemde ve saygı anlayışımda böyle bir gerçeklik vardır, ondan hareketle böyle bir şey söyledim.

LEVENT GÖK (Ankara) - Sayın Başkan, burada rastlamadığımız bir uygulama yaptınız ve konuşmacının konuşmasını kestiniz.

BAŞKAN - İç Tüzük'ten bu yetkimi alarak sözünü kesebilirim. Kestiğim süreyi de konuşmacının süresine ekleyeceğim.

LEVENT GÖK (Ankara) - Kürsünün özgürlüğü vardır ve bütünlüğü vardır. Yani arkadaşımızın konuşması bitmeden onun belli konuşma üslubunu ve...

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan İç Tüzük 66'yı uyguladı. Sayın Gök 66'yı okursa...

BAŞKAN - Sayın Gök, lütfen... Böyle bir yetkim var, onu uygulamak zorunda kaldım.

LEVENT GÖK (Ankara) - ...hitabını kesmek hatalıdır. Yani bu yaptığınız tutumu kınıyorum.

BAŞKAN - Tekrar ediyorum: Burada herhangi bir kişiye karşı taraflı davranma diye bir şeyim söz konusu değil.

KAMER GENÇ (Devamla) - Böyle bir şey... Çok nutuk çektin de...

BAŞKAN - Benim önümde bir tüzük var, İç Tüzük var.

LEVENT GÖK (Ankara) - Meclis tarihinde böyle bir durum yok ama.

BAŞKAN - Lütfen yerinize milletvekilleri.

66'ncı maddeyi lütfen bir kez daha okuyun. Ben sadece Cumhurbaşkanına değil, Başbakana da, bakanlara da, burada görev yapan bütün milletvekillerine de sadece ön adıyla hitap etmeyi saygı çerçevesi içinde değerlendiremiyorum, itirazım buydu.

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) - Bu gerekçeyle mi söz kesiyorsunuz?

BAŞKAN - Söz kesmemi de İç Tüzük'ün 66'ncı maddesine göre yaptım, lütfen okuyun.

LEVENT GÖK (Ankara) - Ama ona uyan bir durum yoktu ortada, onu söylüyorum.

BAŞKAN - Lütfen, buyurun.

KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan, tabii, siz daha yeni geldiniz, alışmadınız oraya.

Bakın, birkaç defa buradan konuştum, dedim ki: Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildikten sonra burada bir yemin yaptı. O yeminde "Atatürk ilke ve inkılaplarına" kelimesini, "Atatürk ilke ve enkılaplarını" dedi.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) - Ya, geç artık!

KAMER GENÇ (Devamla) - Ben burada 7 dönem yeminleri dinledim. O yemin usulüne göre yapılmamıştır. Usulüne göre yemin yapmayan Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı statüsünü kazanmamıştır. Bunu, buradaki, TRT'deki yemin metnini alırsanız bu çıkar ortaya. Ben itiraz ettim, Meclis Başkanı Cemil Çiçek daha bana cevap vermedi. Bakın, sorumu şey ettiniz.

Şimdi, arkadaşlar, diyor ki: "Kimseye ismiyle hitap etmeyin." Benim her zaman ismim Kamer Genç'tir. Kendi ismimden utanmıyorum ki. Başkaları eğer isimlerinden utanıyorlarsa... Ben onlara isimleriyle hitap ediyorum. Ben, birileri bir makama gelmişse, o makamın hakkını vermiyorsa onlara o makamı yakıştırmadığım için, onları o makamdaki insanlar olarak görmediğim için isimleriyle hitap ediyorum.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Kimin nereye yakışacağına sen mi karar vereceksin?

KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla, benim hitap tarzım böyle efendim.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Millet karar veriyor, millet!

KAMER GENÇ (Devamla) - Benim hitap tarzım böyle. Hayır, efendim...

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Sen karar veremezsin kimin nereye yakışacağına!

KAMER GENÇ (Devamla) - Ben, şimdi, Tayyip Erdoğan'a Cumhurbaşkanı demiyorum çünkü Cumhurbaşkanı statüsünü kazanmamıştır. Mahkemeye de vereceğiz.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Onu millet Cumhurbaşkanı yaptı! Bu kararı sen veremezsin!

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, bakın, şimdi, siz biliyorsunuz, yolsuzluklar almış yürümüş, bunları burada dile getirmemizi istemiyorsunuz.

Şimdi, bugün eğer öyle temiz dille hitap edilmesi gerekiyorsa Ahmet Davutoğlu dün burada "CHP'liler siz darbecisiniz." dediği zaman, böyle bir hitap olur mu? O zaman Meclis Başkanlığı kürsüsüne oturan Cemil Çiçek, niye Ahmet Davutoğlu'na bir uyarı cezası vermedi?

Arkadaşlar, koskoca bir siyasi partiye "Sen darbecisin." denilebilir mi? Kim darbeci? Darbeci olabilir mi?

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) - Darbeye taraf olan herkes darbecidir!

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Siz darbecisiniz, siz!

KAMER GENÇ (Devamla) - Ondan sonra yani hitap etmesini bilmeyen bir...

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Bal gibi darbecisiniz!

KAMER GENÇ (Devamla) - Aslında orada uyarması ve sözünü kesmesi lazım.

Siz iktidar partisisiniz ya, sayın AKP'liler, ben utanıyorum ya, üzülüyorum...

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) - CHP'li olduğun için utan, evet!

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) - Kendine bak, kendine!

KAMER GENÇ (Devamla) - Ben defalarca burada sizin yaptığınız yolsuzlukları, hırsızlıkları dile getirmekten utandım, sizinkiler yapmaktan utanmadı ya. (CHP sıralarından alkışlar)

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) - Aynaya bak!

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bakın, bugün Hayrettin Karaman ne diyor? "Yolsuzluk, hırsızlık değil." diyor, şey veriyor. Neden biliyor musunuz? 17 Aralık ve 25 Aralıkta hırsızlık yapılmış yani sizin emrinizle o fetvayı veriyor: "Yolsuzluk, hırsızlık değil." diyor. Ne demek yani? Yolsuzluk yapılmış. Bakın, 17 Aralıkta, 25 Aralıkta AKP'nin bakanları hırsızlık ve yolsuzluk yaparken suçüstü yakalandılar. Tayyip Erdoğan o gün oğluna telefon etti: "Oğlum, paraları sıfırlandın mı?" "Hayır babacığım, sıfırlamadım, orada daha 30 milyon euro var." dedi.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Kasetle, montajla konuşma! Montajla konuşma!

KAMER GENÇ (Devamla) - O paralar nereye gitti? Niye bu savcılar şey etti? Ondan sonra, Bekir Bozdağ bütün savcıları görevden aldı, hâkimleri görevden aldı. Böyle bir adalet olur mu? Böyle bir devlette hukuk olur mu? Bakın, Amerika'da adamlar şey ediyorlar. Hukukun olmadığı yerde barış olmaz, hukukun olmadığı yerde yaşama hakkı olmaz.

Bir de şu çözüm süreci... Bu çözüm süreci nedir? Çözüm süreci eğer Türkiye Cumhuriyeti devletini bölmekse biz buna karşıyız ama eğer çözüm süreciyle demokrasinin standartlarını yükseltiyorsanız, hayhay.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Aklın yetmez senin, aklın yetmez!

KAMER GENÇ (Devamla) - Niye gizliyorsunuz? Gelin burada... Bu memleketin bölünmesi hâlinde herkesi ikaz ediyorum, görevini yapmaya davet ediyorum.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Aklının erdiği konularda konuş.

KAMER GENÇ (Devamla) - Bakın, arkadaşlar, özellikle batıda birçok yerde bunu bekleyen birtakım insanlar var, "Böyle bir olay olsun da orada, ondan sonra, doğu, güneydoğudaki insanların mallarını ellerinden alalım." diye bir iç isyan çıkarmanın peşine çıkan insanlar var; bunları ikaz etmek durumunda kalıyorum. Onun için, hepimizin menfaati laik Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütünlüğündedir. Türkiye'de demokrasinin standartlarını yükseltelim, herkes düşüncesini özgürce konuşsun ama bu memleketi bölmeye kalkmayalım.

Şimdi Tayyip Erdoğan zengin olmuş, ondan sonra saraya da sığınmış, orada 5 bin polis getirmiş, zannediyor ki orada rahat edecek. Bu memlekette iç savaş çıktığı zaman en başta onun başı gidecek. Herkesin bunu bilmesi lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) - İç savaş çığırtkanlığı yapma!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Bu nasıl bir ifade Sayın Başkan ya? İç savaş çağrısı yapıyor ya!

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, ben iç savaş çağrısı yapmıyorum. Bakın...

BAŞKAN - Sayın Konuşmacı, süreniz bitti.

KAMER GENÇ (Devamla) - Sayın Başkan, vermediniz süreyi.

BAŞKAN - Ekledim, ekledim.

KAMER GENÇ (Devamla) - Görmedim.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - İç savaş çağrısı yapıyor! Utanmaz! İç savaş çağrısı yapıyor!

KAMER GENÇ (Devamla) - Efendim, ben iç savaş çağrısı yapmıyorum.

BAŞKAN - Sayın Konuşmacı, süreniz bitti, ekledim sürenizi.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, 6-7 Ekimde Türkiye'de 50 vatandaş öldü, devlet daireleri bu kadar tahrip oldu...

BAŞKAN - Sayın Konuşmacı, süreniz bitti.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Ayıp, ayıp o kürsüye ayıp!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Kamer, sen cellatsın!

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Sen Türkiye'yi Suriye yapmak istiyorsun.

KAMER GENÇ (Devamla) - ...Onların hesabını kim verecek?

BAŞKAN - Sayın Konuşmacı, süreniz bitti.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ama Sayın Başkan... (CHP sıralarından alkışlar)