Konu:2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin "özel Gündemde Yer Alacak İşler" Kısmının 1'inci Ve 2'nci Sıralarında Yer Almasına; 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı İle 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın Genel Kurulda Görüşme Usul Ve Takvimi İle Konuşma Sürelerine; Kamu İdarelerinin Bütçeleri Üzerindeki Görüşmelerin Dokuz Turda Tamamlanmasına, Turların Bitiminden Sonra Bütçe Ve Kesin Hesap Kanunu Tasarılarının Maddelerinin Oylanmasına; Genel Kurulun Çalışmalarına 23 Aralık 2014 Salı Gününden Başlamak Üzere On Üç Gün Ara Verilmesine; Gündemin "kanun Tasarı Ve Teklifleri İle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" Kısmında Bulunan 432, 466, 605, 104, 440, 267, 420, 202, 495, 160, 569, 573, 602, 625, 626 Ve 648 Sıra Sayılı Kanun Tasarılarının Bu Kısmın 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20 Ve 21'inci Sıralarına Alınmasına Ve Diğer İşlerin Sırasının Buna Göre Teselsül Ettirilmesine; Genel Kurulun 6 Ocak 2015 Salı Günkü Birleşiminde 15.00-21.00, 7 Ve 8 Ocak 2015 Çarşamba Ve Perşembe Günkü Birleşimlerinde 14.00-21.00 Saatleri Arasında Çalışmasına İlişkin
Yasama Yılı:5
Birleşim:22
Tarih:03/12/2014


2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmının 1'inci ve 2'nci sıralarında yer almasına; 2015 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2013 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın Genel Kurulda görüşme usul ve takvimi ile konuşma sürelerine; kamu idarelerinin bütçeleri üzerindeki görüşmelerin dokuz turda tamamlanmasına, turların bitiminden sonra bütçe ve kesin hesap kanunu tasarılarının maddelerinin oylanmasına; Genel Kurulun çalışmalarına 23 Aralık 2014 Salı gününden başlamak üzere on üç gün ara verilmesine; gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan 432, 466, 605, 104, 440, 267, 420, 202, 495, 160, 569, 573, 602, 625, 626 ve 648 sıra sayılı Kanun Tasarılarının bu kısmın 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20 ve 21'inci sıralarına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun 6 Ocak 2015 Salı günkü birleşiminde 15.00-21.00, 7 ve 8 Ocak 2015 Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde 14.00-21.00 saatleri arasında çalışmasına ilişkin
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, bütçe, hükûmetin bütün faaliyetlerinin görüşüldüğü, tartışıldığı bir hesap hülasasıdır. Bunun enine boyuna görüşülmesi, tartışılması ve bu konuda kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekir ama maalesef, bütçeler, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yeteri kadar tartışılmıyor. Bu bütçelerin ön incelemesini, denetimini yapan Sayıştay da maalesef son zamanlarda gerekli denetimi yapmıyor. Ayrıca da Parlamentonun burada verdiği ödeneklere de AKP iktidarı zamanında riayet edilmeden hep ödenek üstü harcamalar yapılıyor ve dolayısıyla da kimse burada hesap sormuyor. Evvela, Sayıştay, KİT Komisyonunda da olduğum için, orada getirdiği denetim raporlarında tespit edilen yolsuzlukların büyük bir kısmı maalesef bu Sayıştay Başkanı Başkan olduktan sonra orada bir üst denetim kurulu kurmuş ve orada çoğu çıkarılıyor, kamuoyundan gizleniyor. Dolayısıyla burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde ne komisyonlarda ne Genel Kurulda bu bütçeyle ilgili gerekli denetim yapılmıyor.

Bir de arkadaşlar, gerçekten Türkiye artık zıvanadan çıkarılmış bir yönetim tarafından yönetiliyor. Şimdi, bakın, bir Anayasa Mahkemesi çıkmış hiç sebep yokken... Yani daha doğrusu, Anayasa Mahkemesi, karar vereceksen ver kardeşim! Çıkıp da önceden "Ben, işte hak ihlali vardır, bu konuda karar vereceğim." demeye gerek yok. Bu tamamen gündemi değiştirmeye yönelik AKP'ye yapılan bir yardımdır ama arkasından bir Anayasa Komisyonu Başkanı çıkıyor, diyor ki: "Biz bu Anayasa Mahkemesi kararını tanımayacağız. Bu Anayasa Mahkemesini kaldıracağız." Tayyip Erdoğan çıkıp diyor ki: "Biz bu kararı tanımayacağız. Kimse bizi dizayn edemez."

Bakın, sayın milletvekilleri -biraz önce de yaptığım konuşmada- 2002 yılında yapılan seçimlerinde AKP yüzde 34 oy almıştı, Doğru Yol Partisi yüzde 9,7 oy almıştı. Doğru Yol Partisi tek milletvekili sokmadı Parlamentoya ve AKP 366 tane milletvekili Parlamentoya soktu.

Şimdi aklı olan, vicdanı olan hiçbir kimse barajı savunur mu ve bu Meclisin hakiki temsil edildiğini savunur mu? Ben o zaman milletvekili seçildim ama partim barajı aşmadığı için beş sene parlamenterlik görevim elimden alındı ve hak ihlaline maruz kaldım. Böyle bir şey olur mu?

Şimdi, deniliyor ki: "Efendim, bakın, eğer baraj olmasa bugün AKP'nin 50'nin üzerindeki milletvekili AKP'de değil başka partilerde olurdu." Dolayısıyla, bu, milletvekili makamını gasptır. Hukuka aykırı olarak yapılan bir gasptır. Dolayısıyla, AKP de bugün iktidarda değildi.

Hâlâ birileri çıkıyor ki, efendim, millî iradeden, egemenlikten bahsediyor. Şimdi, Tayyip Bey geçmişte diyordu ki: "Kim egemenlik kayıtsız şartsız milletin diyorsa, bu, boş bir laftır. Egemenlik kayıtsız şartsız Allah'ındır." Şimdi, nasıl olmuşsa, sonradan diyor ki: "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." Yarına ne diyeceği belli değil.

Arkadaşlar, Türkiye, maalesef, hukukuyla, eğitimiyle, devlette yapılan yolsuzluklarıyla tamamen yaşanmaz bir ülke hâline, bir despotizm yönetimi hâline dönüştürülmüştür.

Şimdi, bugün, yine Tayyip Bey konuşuyor: "Efendim, bu sarayla ilgili birtakım insanlar birtakım şeyler söylüyorlar. Bizi hiç ilgilendirmez." Yani bu sarayın yapılmasında yolsuzluk yapılmıştır, usulsüzlük yapılmıştır...

Bu sarayı nasıl vermiştir Tayyip Erdoğan ihaleye? Maliyet artı kâr esasına göre vermiştir. Daha bu kâr kaçtır, yüzde kaçtır, maliyet kaçtır, incelenmediği için... Sayıştayın 2013 hesaplarında, bir kalemde, bu sarayın yapılmasında 1,5 milyon liralık mükerrer bir ödeme yapıldığı tespit edilmiş ama daha bu çok az.

Şimdi, bakın, bugün Mimarlar Odası sormuş TOKİ'ye "Bu ne kadara mal olmuş?" Diyor ki: "Bu devlet sırrıdır, açıklayamayız." Bakın, ben dün burada söyledim, yine söylüyorum: Bu sarayın maliyeti 5 milyar yani 5 katrilyonu geçer. Çünkü beş sene burada, işte, kendi yandaşlarına verilmiş bu. Bir sene bir tarafına bir bina yapacaklar, ertesi sene bir başka bina yapacaklar. Mobilyalar -kendi adamları- İtalyanlardan ve başka yerlerden getirilecek ve millet işsizlik adı altında inim inim inlerken ama maalesef birileri saray hayatı hastalığına tutulmuş, sarayda yaşayacak.

Şimdi, sayın milletvekilleri, her gün 5-6 tane vatandaş bana telefon ediyor. "Ya, açız kardeşim, iş yok." diyor. Özellikle AKP iktidarı yani, işte, Alevi açılımı diyor, şu diyor fakat Alevi inançlı vatandaşları işe almıyor, bunu defalarca söyledim. Bakın, imtihanlarda Alevi inançlı insanların hiçbirisi işe alınmıyor. Bu büyük bir zulümdür, büyük bir vicdansızlıktır. Bu ayrımcılık yapılmaması lazım. Şimdi, Alevilerin inançları... Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi diyor ki: "Alevilere karşı ayrımcılık yapıyorsunuz işe alma konusunda, ibadet yerlerinin masraflarının ödenmesi konusunda."

Şimdi Çamlıca'da bir cami yapılıyor. Tayyip Erdoğan burada büyük bir cami yapıyor ve bu caminin büyük parası... Arkadaşlar, daha geçen sene mi, evvelsi senemi bir kanun çıkardılar burada, dediler ki: "Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri devlete verecekleri, beyan edecekleri kazançları buraya beyan etmeyebilirler ve ibadet yerlerine bağışta bulunacaklar." Ve tamamını masraf kabul ediyor. Soruyoruz şimdi Maliye Bakanına: Bu caminin yapılmasına hangi gelir ve kurumlar vergisi mükellefi ne miktarda bağışta bulundu?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ya, sen ne konuşuyorsun, sen çocuklarının mal varlığını bir açıkla.

KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla, arkadaşlar, burada yapılan hep gizli şeyler.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sen ne konuşuyorsun sen? Çocuklarının mal varlığını anlatsana.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, sen gel, ben sana anlatırım.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sen çocuğunun mal varlığını anlatsana burada.

KAMER GENÇ (Devamla) - Tamam, anlatırım sana.

Şimdi, arkadaşlar, bunlar hep böyle geliyor, yolsuzluklarını söylediğim için engellemeye çalışıyorlar.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Madem mert adamsın, anlatsana ya. Sen kendi mal varlığını anlatsana ya.

KAMER GENÇ (Devamla) - Tamam, şimdi, Tayyip Erdoğan da, sen de, baban da, onlar da gelsin mal varlıklarını açıklasın, ben de açıklarım.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Mal varlığını anlat.

BAŞKAN - Sayın Can, lütfen...

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, burada, kamuoyunun gözü önünde hep gerçekler saklanıyor.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sen malvarlığının hesabını ver!

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya düşünebiliyor musunuz, bir Yahudi bir kiliseye istediği bağışta bulunuyor, bir sinagoga istediği bağışta bulunabiliyor ama Alevi vatandaş cemevi yapmak için yaptığı bağışı masraf yazamıyor. Bu, büyük adaletsizlik.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sen kaç Alevi'yi işe aldın? Kaç Alevi'nin işini yaptın, söylesene.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ayrıca değerli arkadaşlar, bu memlekette eğer hukuk varsa hukuka herkes saygı gösterecek. Şimdi, Burhan Kuzu ile Tayyip Erdoğan Anayasa'ya sadakat göstereceğine namusu ve şerefi üzerine yemin etmediler mi? Şimdi "Anayasa Mahkemesi eğer seçim barajını kaldırırsa tanımayız." diyor. Peki, Tayyip Erdoğan ve Burhan Kuzu'ya sormak istiyorum... Yani şimdi, seni Cumhurbaşkanlığı makamında tutan ve Burhan Kuzu'yu da Anayasa Komisyonu Başkanlığında tutan, oraya getiren bu Anayasa'dır.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Yüzde 52 getirdi, yüzde 52...

KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla "Bu Anayasa'nın bir hükmünü ben tanımıyorum." dediğin zaman, sen de gayrimeşru duruma düşüyorsun. O zaman "hukuk" denilen şeyi yok edersen, o zaman kardeşim, sen hukuku tanımıyorsan, eşkıyalar hukuku tanımaz, eşkıyalar Anayasa'yı tanımaz. Ben bunu tanımam hesabıma gelmediği zaman...

Beyler, bakın, eğer yiğitliğiniz varsa, barajı kaldıralım. Herkes gelsin, burada, halk temsil etsin. Ama siz gayrimeşru makamlarla Hükûmeti yönetiyorsunuz. Ya, demin de dediğim gibi, aklı olan, vicdanı olan hiç kimse barajı savunamaz yahu!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ya, nasıl konuşuyorsun? Sen mert adamsan mal varlığının hesabını versene!

BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Ramazan, o helal, sen haramları sor.

KAMER GENÇ (Devamla) - Böyle bir barajla, sen o barajın getirdiği gasplarla, hırsızlıklarla Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekili makamını işgal ediyorsun.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Cumhurbaşkanı ilk turda seçilirse kendini yakacaktın hani?

KAMER GENÇ (Devamla) - Türkiye Büyük Millet Meclisinde Hükûmeti işgal ediyorsun. Dolayısıyla bu yapılan gasp ve işgaller nedeniyle bu devlet, arkadaşlar, sağlıklı yönetilmiyor.

Bakın, İstanbul Belediye Başkanı... Arkadaşlar, İstanbul Belediye Başkanı yaptığı köprü, yol, kavşağı, meydan düzenlemesiyle ilgili olarak Kamu İhale Kanunu'na göre ihaleleri açık ihaleyle vermesi lazım gelirken, bu, pazarlıkla kendi adamlarına veriyor. Hakkında İçişleri Bakanı soruşturma izni vermiyor.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sen gayrimenkullerinin hesabını ver.

KAMER GENÇ (Devamla) - Bunun üzerine Danıştaya gidiyor, Danıştay bunu bozuyor. Danıştay bozma kararı üzerine ne yapıyor? Getiriyorlar, savcı bu bozma kararına uymuyor. Yeniden ağır ceza mahkemesine gidiyor, tekrar ağır ceza mahkemesi iade edince bu defa savcı tutuyor AKP'li bir müteahhidi bilirkişi tayin ediyor...

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ya, hadi bir git Allah aşkına ya!

KAMER GENÇ (Devamla) - ...ve diyor ki: "Burada devletin zararı yok." Savcılar karar vermiyor. İşte, fezlekelerde... Bakın, İstanbul emniyet müdür muavinlerinden Ali Fuat Yılmazer'e Tayyip Erdoğan 500 tane maaş ikramiye verdi, 500 arkadaşlar, şimdi onu içeriye atmış.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ya, git işine oradan, git ya! Ne konuştuğunu bilmiyorsun sen ya!

KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu, böyle bir keyfî yönetim olur mu? Sen bir emniyet müdürüne 500 adet maaş ikramiye veriyorsun, ondan sonra onu içeriye atıyorsun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - Böyle bir şey olur mu arkadaşlar? İşte, keyfîlik bu! (CHP sıralarından alkışlar)