Konu:24 Kasım Öğretmenler Günü'ne İlişkin
Yasama Yılı:5
Birleşim:18
Tarih:25/11/2014


24 Kasım Öğretmenler Günü'ne ilişkin
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürk'ün 24 Kasım 1928 yılında "Millet Mektepleri Başöğretmenliği" unvanını aldığı ve 100'üncü doğum yılından, 1981 yılından itibaren bugünü Öğretmenler Günü olarak kutlamaya başladığımız 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü, "Ben öğretmenim." diyen, kendini öğretmen farz eden, hisseden, Anadolu'nun dört bir yanında, en ücra köşelerinde, maddi manevi sıkıntılar içerisinde onurunu, haysiyetini zedelenmiş hisseden, toplumda kendini dışlanmış gibi gören, her 24 Kasımda övgülerle karşılaşan ama diğer tarafta kendisine bir şeyler verilmeyen öğretmenlerimizin bu güzel gününü kutluyor, hepsini saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, öğretmenler 24 Kasımda bizden övgü beklemiyorlar, bizden övgü istemiyorlar. "Bir mum gibi ömrümüz boyunca sizlere emek verdik, kendimizi erittik, tükettik; sizlere Türk tarihini öğrettik, medeniyeti öğrettik, insanlığı öğrettik, bilimi öğrettik, haksızlığa karşı koymayı, haksızlık karşısında susmamayı öğrettik; sizlere iki günü denk olanın zararda olduğunu söyledik; sizlere haramı, helali öğrettik, israfı öğrettik; sizlere ülke sevmeyi, milletini sevmeyi öğrettik, bayrağı öğrettik, kalkınmayı öğrettik, ekonomiyi öğrettik, tarımı öğrettik. Şimdi ne yaptınız? Bizim için değil, ülkeniz için ne yaptınız?" diye soruyorlar Parlamentoya, Hükûmete, devlete. Emin olunuz, bugün yoksulluk sınırının altında yaşamaya terk ettiğimiz, geçinmede büyük sıkıntılar çeken, üniversitedeki çocuklarını okutmak için burs arayan bu insanlar hem ekonomik sıkıntıları hem özlük hakları itibarıyla büyük problemlerle iç içeler.

Öğretmenler ve eğitim yöneticileri, on iki yıldır bir eğitim politikası olmayan, her gelen bakanın yoğurt yiyişine uymak zorunda kalan... Bugün de Bakanlıkta oluşan bir paralel yapı yani Bakanlığı ele geçiren bir sendikanın emrine giren Bakanlık, öğretmenin hakkını savunmak değil, sadece siyasi kadrolaşmak adına bir çırpıda 8 bin yöneticiyi görevinden etti. İnsan Allah'tan korkar, vicdanlı olur. Bir günde, bir defada 8 bin eğitim yöneticisi. Yıllarını vermiş, emek vermiş, vicdana, hakka, hukuka inanmış bu insanlar adalet arıyorlar adalet ve bir yerden bir şey bulamıyorlar. Bu haksızlıklara Türkiye Büyük Millet Meclisinin çözüm bulacağı noktasını hiç dile getiren var mı? Hiç bu Hükûmetin, iktidar partisine ait milletvekilinin bu konuda bir çabası var mı? Millî Eğitim Bakanlığına soruyoruz: Neden aldınız bunları? Görevinde mi başarısız? Takdirname mi almadı yıllardan beri? Ne yaptı da aldınız bunları? Sadece siyasi kadrolaşma adına bir haksızlık yapılıyor. O değerli öğretmenlerin, o değerli yöneticilerin haklarını takip edeceğiz. Milliyetçi Hareket Partisi onları en iyi şekilde değerlendirecek inşallah iktidarı zamanında ama bugün içinde bulundukları bu duruma mutlaka çözüm bulunması gerekiyor.

Birçok mesleğin kıdem tazminatı var. Öğretmenler büyük sıkıntı içerisinde, okuldaki sorunları evine taşıyan insanlar. Onlar için kıdem tazminatı konusunda bir kanun teklifi hazırladım, bugün Meclis Başkanlığına sunuyorum. Meclisin, Hükûmetin partilerüstü bir bakışla bu işi değerlendirmesini ve bu insanlara bu desteğin verilmesini istiyorum.

İsterdim ki 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde öğretmenlere bir maaş ikramiye verilsin. Karanfil dağıtmakla, güzel nutuklarla değil, bu değerli milletvekilimin bahsettiği banka borçlarına, kredi kartı borçlarına... Kıyasladığınız Avrupa'ya göre en düşük maaşı alan bu insanların maaşlarının insan gibi yaşayacakları bir düzeye getirilmesi konusunda gayretlerinizi diliyor, Öğretmenler Günü'nü tekrar kutluyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)