Konu:İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:5
Birleşim:17
Tarih:20/11/2014


İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu Tasarısı
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, biraz önce ifade etmiş olduğum, idare mahkemesinin yürütme durdurma kararındaki bir ibareyi sizinle paylaşmak istiyorum. Bundaki temel gerekçeyi yani bilirkişi raporundaki temel gerekçeyi kendilerine gerekçe olarak tesis ettiler. "Burada temel bir tercih yapılmalıdır. Ya Artvin ili yerleşim alanının bir kısmından ve nitelikli korunmaya ayrılmış alanlarından vazgeçilecek ve 4.406 hektar alanda madencilik yapılmalı veya bu alan içinde herhangi bir şekilde madencilik yapılmasına izin verilmemelidir." şeklinde bilirkişi raporu var.

Şimdi, değerli milletvekilleri, iktidar partisinin milletvekillerine sesleniyorum, bakın, 27 Mart 2002 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi oturumunda bizim de hemşehrimiz olan, şu anda görev yapan değerli Bakan Faruk Çelik şöyle bir konuşma yapıyor, Sayın Bakan burada yok, siz iletirsiniz çok sevinirim. Bu mahkeme kararının gerekçesine teşkil eden dayanak ile Sayın Bakanın iktidar olmadan önce muhalefet milletvekiliyken yapmış olduğu konuşmayı buradan paylaşıyorum. Artvin'i savunmak için illa da burada olmaya gerek yok, bu tarafta da olsa savunulabilir, burada olunca demek ki buradan daha farklı görünüyor Artvin. Sayın Bakan diyor ki: "Yüzde 60 eğilimli, heyelanlı bir bölge olan Artvin ilimizde bu maden çalışmaları heyelanları daha da artıracaktır. Artvin ilinin ortadan kalkmasına sebep olacak sonuçların ortaya çıkma ihtimali yüksektir." Sayın Bakan konuşuyor burada, devam ediyor. "Değerli milletvekilleri, Hükûmet, Artvin ilini ortadan kaldırmaya değil, Artvin ilini geliştirmeye dönük politikalar ortaya koymalıdır. Bu nedenle, yöre halkını ve yöre insanının sesine kulak vermelidir. Yöre halkı Artvin'in geleceğini; eğitim kenti olmasının sağlanmasında, eğitim ve orman fakülteleri çalışmasının tamamlanmasında, her ilçede yüksekokul açılması hedefinin gerçekleşmesinde ve tarım ürünlerinin geliştirilmesinde görmektedir." En ilgincini de sonunda diyor: "Değerli milletvekilleri, ekolojik olmayan bir yatırımın uzun vadede ekonomik olmayacağının artık tartışılmaz bir gerçek olduğunun hepimiz tarafından bilinmesi gerekir."

Sayın Faruk Çelik'i kutluyorum, kendisine de buradan seslendim, bu konuşmayı daha önceden de yaptım, "Sayın Bakanım, bu konuşmanızın arkasında mısınız?" dedim. Sayın Bakan "Evet, arkasındayım, altına imza atıyorum." dedi. Bir Artvinli hemşehrimi buradan kutlamak da benim için önemlidir. Ben, Kabinen başka bakanlarına sesleniyorum, Enerji Bakanına sesleniyorum: İhale burada duruyor.

Değerli arkadaşlar, bir ihale düşünün, o ihaleye 1 kişi girebiliyor. Koşullar burada, savcılığa suç duyurusunda bulundum, hiçbir önemi yok, artık bir hukukçu olarak hukuka da inanmıyorum. Orman Bakanına yalvarıyoruz "Etmeyin, eylemeyin, şu yürütmeyi durdurma kararı çıkacak." diye, "Hayır, bir an evvel ağaç kesimine başlamamız gerekir, böyle böyle bir tablo var." diyor.

Değerli arkadaşlarım, halkın gücünün önünde hiç kimse duramaz. Halk, yasalardan da daha öte. Yani, bu ülkede yasaları değiştirmek önemli değil, kafaları değiştirmek önemli. Bakın, Murgul'da bu madenle ilişkili olarak bir siyanür havuzu girişimi oldu, bütün bir Murgul halkı ayağa kalktı ve buna ilişkin işlemi yapan Cengiz Group -hani, o, milletle özel bir ilişkisi olan bir beyefendi var ya onlar- bu kararlarını geri aldılar. Demek ki, halkın önünde hiçbir güç durmuyor.

Şimdi bu doğrultuda, sizin bir bakanınızın gelip bu Meclis kürsüsünden -çok değil, iktidar olmadan evvel yani bundan yaklaşık on iki sene evvel- bu şekildeki bir maden çıkartmanın cinayet olduğunu haykırdığı bir tabloda bugün "Hayır, bugün her şey normaldir, biz burada maden çıkartabiliriz." diyebilir misiniz değerli arkadaşlarım? Bakın, bu kenti Artvin'e gelenler, görenler bilirler, yüzde 60, yüzde 70 eğilimli olan bir kent değerli arkadaşlarım. Bütün sulama kaynaklarımız kentin üzerinde, ağaçlarımız orada, yaşam alanlarımız oradan aşağı doğru geliyor. Siz diyorsunuz ki: "Efendim hiçbir şey olmaz, biz bu kenti yok edelim." Hayır arkadaşlar, buna müsaade etmeyeceğiz. Bize bedeli, Artvinlilere bedeli ne olursa olsun bu girişime, bu cinayete seyirci kalmayacağız. O anlamda, bu akşam verilen karar -bugün, çok tesadüf oldu, aslında ben başka bir konuda konuşma yapacaktım ama- idare mahkemesinin vermiş olduğu bu karar, biraz önce de ifade ettiğim gibi, şu anda -telefonla da konuştum- Artvin'in caddelerinde, sokaklarında bir bayram havası içerisinde kutlanıyor. İnanıyorum ki bu yürütmeyi durdurma kararı bir ara karardır ama arkasından nihai karar da gelecektir. Ben, ülkemizde bütün bu karamsar tabloya rağmen, biraz önce de ifade ettiğim gibi bu mahkemenin kararını bizi rahatlattığına, Artvinlilerin bu mücadelesinde çok önemli bir kilometre taşı olduğuna inanıyorum. İnanıyorum ki bu kararla tahkimden öteye, mahkeme kararlarına herkesin uyması gerektiği gerçeğini, herkesin bir gün bir mahkemeye ve hâkimlere ihtiyacı olduğu gerçeğini de ortaya koyacaktır.

Şimdi, maden şirketinin sahipleri şunu düşünüyordur: Acaba biz nerede hata yaptık? Acaba nerede problem vardı?

Buradan, işin asıl büyük ortağına sesleniyorum, o kim olduğunu biliyor: Lütfen bu işten vazgeç. Bakın, bu ülkede her şey para değil. Nereye götüreceksiniz öbür tarafa doğru? Biz, asıl büyük ağabeyin, ortağın kim olduğunu biliyoruz. Onu da yeri ve zamanı geldiği zaman açıklayacağız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)