Konu:İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:5
Birleşim:17
Tarih:20/11/2014


İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu Tasarısı
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; ben bugün tahkim üzerine konuşmayacağım bu maddede. Neden? Çünkü tahkim üzerine, milletvekillerimiz gerekli muhalefet şerhlerini yaptılar, konuştular.

Başka bir konuyu yüce Meclisle paylaşmak istiyorum. Biraz önce, daha önce burada onlarca kez konuştum -Türkiye Büyük Millet Meclisinde- Artvin'de maden çıkartılmasına ilişkin, Cerattepe'ye ilişkin. Biraz önce, birkaç saat evvel yürütmeyi durdurma kararı çıktı Rize İdare Mahkemesinden. Bu bizim için çok önemli. Bakın, şu ana kadar bana 50'ye yakın mesaj geldi, şu saatlerde Artvin'de caddelerde, sokaklarda insanlar konvoy yapıyorlar. Bir kentin kimliğini, bir kentin coğrafyasını, bir kenti canavarların elinden -açık konuşayım- kurtarmanın keyfini yaşıyor Artvin. Artvinlinin bu kutsal mücadelesini, bu başarısını yüce Meclisten bir kere daha kutluyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu mücadeleye ilişkin olarak Artvinliler Rize İdare Mahkemesinde olumlu ÇED kararının iptali için bir dava açtılar. Bu dava yirmi beş yıla yakındır süren bir süreç. Daha önce Rize İdare Mahkemesi, Artvin'de maden çıkartılmamasına ilişkin kesinleşmiş, Danıştaydan geçmiş olan bir karar verdi. Tahkimi bir kenara bırakın. Bu ülkede mahkeme kararlarının bile tanınmadığı, bir anlamda keenlemyekûn ilan edilmiş olduğu bir süreçle karşı karşıyayız. Bu mahkeme kararının varlığına rağmen, "Artvin'de maden çıkartılmaz." şeklindeki mahkeme kararının kesim hükümle tescil edilmiş olmasına rağmen, ne yazık ki ilgili şirket maden çıkartmayla ilgili şeylerine devam etti.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanla -Orman Bakanıyla- bundan birkaç gün evvel bir görüşme yaptım. Burada yapmış olduğum sözlerde de söylemiştim. Ben avukatlık yaptığım yıllarda şöyleydi: 6831'i yani Orman Kanunu'nu ihlal edenlere ilişkin olarak devletin bir gücü vardı. Devlet bu kanunu ihlal edenlerin yani ağaç kesenlerin karşısına dikilir, biz de avukatlık yapıyorken o orman suçu işleyen kişilerin avukatlığını yapardık. Şimdi devir değişti arkadaşlar.

Bakın, Artvinliler yirmi güne yakındır ormana çıkıyorlar, ormanda nöbet tutuyorlar Orman İşletme Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü ağaçları kesmesin diye. İnanmadığınızı tahmin ediyorum, abarttığımızı da düşünebilirsiniz. İnanılmayacak bir şey yani Artvinliler nöbet hâlinde. Siyasi parti ayrımı filan da yapmıyorum, sizinkiler de var işin içerisinde yani bu anlamda gerçekten dik duruş sergileyen, sizden de var, iktidar partisinden arkadaşlarımız da var, MHP'den arkadaşlarımız var, Cumhuriyet Halk Partililer var. Siyasal kimliklerini kenara koyuyorlar, diyorlar ki: "Ağaçlarımızı kesmeyin."

Sayın Bakana -Sayın Veysel Eroğlu'na- dedim ki: "Sayın Bakan, bakın, aynı İzmir'de yaşanan cinayetin bir başka boyutunu Artvin'de yaşatmak istiyorsunuz. İzmir'de binlerce zeytin ağacını kestiler. Ya, bir bekleyin, şu yürütmeyi durdurma kararı bir çıksın. Eğer tersi çıkarsa, biz hukuka ve kanunlara saygılıyız, gereğini yaparız. Ama, bu karar çıkmadan, bir an evvel ağaç kesmedeki aceleciliğinizi anlayamıyorum." Sayın Bakan -Orman Bakanı- çok derin bir terminoloji içerisinde neden ağaç kesmeleri gerektiğini bana anlattı.

Değerli arkadaşlar, bir kere daha söylüyorum, Artvinliler ağaçlar kesilmesin diye gündüz gece demeden ağaçların başında nöbet tutuyorlardı. Ama, bir şeyi öğrendik bu akşam: Bu ülkede hâlen -hani derler ya "Berlin'de hâkimler var." diye- hâkimlerin olduğunu öğrendik, Rize'de bir mahkemenin olduğunu öğrendik. Rize İdare Mahkemesinin Başkanını ve yargıçlarını içtenlikle kutluyorum. Rize'de, burada yapılan keşifle, burada yapılacak olan bir maden çıkartma faaliyetinin bir kenti komple yok edeceğine ilişkin bir tabloyu ortaya koydular, bir fiilî durumu ortaya koydular. Aslında, verilen karar, bu yürütmeyi durdurma kararı bir ihsası reydir. İleride verilecek olan bir nihai kararın da hangi doğrultuda yapılacağına ilişkin gerçekten bir karar verdiler.

İki gün evvel İçişleri Komisyonunda Sayın Bakana seslendim: "Bakın, Artvinliler cumhuriyetin hiçbir döneminde devletle ve güvenlik güçleriyle karşı karşıya gelmediler. Bunu da, karşı karşıya getirme beceresini ne yazık ki sağlayacaksınız. Eğer bir tek Artvinlinin burnu kanarsa bunun bedeli ağır olur." dedim. Artvinliyi devletle karşı karşıya getirmeyin. Artvinliler orada ormanlarını korumak için, ağaçlarını korumak için sabahlara kadar nöbet tutular; gelip de kimseye kimlik sormadılar, asayiş timleri kurmadılar değerli arkadaşlarım, böyle şeyler yapmadılar, bayrağı tartışmadılar, vergi toplamadılar, para basmadılar, "Ben devlet kuruyorum." demediler Artvinliler. (CHP sıralarından alkışlar) "Cumhuriyete, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e, cumhuriyetin değerlerine bağlıyız." dediler. Bunları anlayın.

Biz Artvin'de madeni istemiyoruz. Başka türlü mü konuşalım? Türkçe anlatıyoruz, istemiyoruz. Bu ihalenin nasıl yapıldığını biz biliyoruz. Buradan defalarca anlattım, ihaleye nasıl fesat karıştırıldığını da anlattım. Yapmayın bu işi, Artvinliler bu cinayeti istemiyor. Artvin'e gelenler bilir, bir kentin tepesinde beynimizi, varlığımızı, varlık nedenimizi ortadan kaldırmaya çalışıyorsunuz. Eğer orada ağaçları keserseniz orada kent diye bir şey kalmaz değerli arkadaşlarım. O nedenle, siyasal kimliklerini kenara koyarak diyorlar ki: "Yapmayın, bu cinayete, bu kıyıma 'Dur.' deyin." O nedenle, bu akşamki Rize İdare Mahkemesinin kararı hem Artvin için hem o coğrafya için hem oradaki tabiat için, flora için, fauna için çok önemli. O nedenle, bu verilen karar bizleri bir anlamda, kısmi de olsa rahatlattı.

İkinci bölümde bir konuşma daha yapacağım, orada geri kalanına devam edeceğim.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)