Konu:İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:5
Birleşim:16
Tarih:19/11/2014


İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu Tasarısı
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul Tahkim Merkezi Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlar, yıllarca kanun uygulaması yapan bir kişiyim. Şimdi, bir tahkim merkezi sistemi getiriyoruz ama bu tahkim sisteminde tahkim konusu olacak uyuşmazlıklar nedir, burada belirtilmemiş. Yani ne diyor? "Merkezin görevleri:

1) Tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine ilişkin kuralları belirlemek..."

Hangi ihtilaflar tahkim konusu olacak? Evvela onu bilelim. Sonra, bu alternatif usul yöntemlerini belirlemek... Yani, işte, bu tahkim kurulu nasıl çalışacak, kaç kişiyle karar verecek, ne konuda karar verecek, bunların olması lazım. Bunları belirleyecek kişi de yasada belirtilir, Yasada belirtilmeden, böyle, bir tahkim kuruluna bu konuda kural koyma yetkisini tanımak kanun çıkarma ilkesine tamamen aykırı. Şimdi, tabii, burada ne gibi şeyler çözümlenecek?

Şimdi, değerli arkadaşlar, yargı maalesef Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın... Eskiden de -gelmesiyle- zaten dumura uğramıştı, rayından çıkmıştı, geldikten sonra da çıkmıştı. Biliyorsunuz ben, bununla ilgili bu kanunun tümü görüşülürken bir konuşma yaptım, burada şunu dedim: İşte, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Baş tarafından yürütülen çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, yönetmek, örgüte üye olmak, rüşvet, ihaleye fesat karıştırmak, irtikap, nitelikli dolandırıcılık suçlarından yürütülen 2011/12445 sayılı dosyayla ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcısına telefon ettiğini... Evvela müsteşarı ediyor, Kenan İpek ediyor -yani burada teferruatı var da zamanım yetmediği için söylemiyorum- Hüseyin Baş'a hitaben "Bu saatte git, Cumhuriyet Savcısını değiştir, tüm kararları iptal et, bu soruşturmayı durdur, bunu yapamazsan sonuçlarına katlanırsınız." diyor. Bunu kim söylüyor? Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek. Arkasından, Bekir Bozdağ alıyor telefonu, yine burada yazıyor: "07/01/2014 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Baş'ın makam odasında çalıştığı sırada, Sayın Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın aradığının -ve sekreteri şey ettikten sonra yine o suçlardan, şeyden dolayı- bildirildiği..." diyor. İşte, Bekir Bey kendisine kısaca hâl hatır sorduktan sonra dedi ki: Yani işte "...kısaca kendilerinin bilgilendirildiğini, insanların lekelenmemesini, soruşturmada dikkatli davranılmasını, gözaltı yerine çağrılsa bu kişilerin gelebileceğini, soruşturmayla ilgili Cumhuriyet Savcısından alınarak soruşturmanın bizzat Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yürütülmesi hususunu..." emrediyor kendisine.

Şimdi, ayrıca, Adana'da yapılan bir soruşturmada diyor ki: Telefonu Bekir Bozdağ aldı, "Sayın Bakanımız da özetle ihbara konu olan tırın MİT'e ait olduğunu, MİT kanununda özel düzenleme nedeniyle MİT görevlileri hakkındaki soruşturmanın Başbakanlık iznine tabi olduğunu, bu nedenle görevli savcının bu tırda arama yapamayacağını, yanında İçişleri Bakanı ile MİT Başkanının bulunduğunu ve kendilerinin Adalet Bakanının Müsteşarının tırın içinde silah bulunmadığını söylediklerini, bunların yalan söyleyip de ihbarcının mı doğru söylediğini söylediği, ayrıca ısrarla hukuka sahip çıkmamı, yetkimi kullanarak derhâl görevli savcıyı görevden aldığıma dair yazıyı emniyete, jandarmaya, ilgili yerlere göndererek aramaya engel olmamamı istediği hususları tutanağa geçirilerek tutanak tarafımdan imzalanmıştır." Bunları, bu tutanakları düzenleyen 2 başsavcı.

Şimdi, düşünebiliyor musunuz? Adalet Bakanlığı makamında oturan Bekir Bozdağ yargıya bu kadar etki ediyor, "Bu davaları yapma." diyor.

Ben burada derken, bana, çıktı burada dedi ki: "Benim bu lafları söylediğimi ispat etmeyen namussuz ve şerefsizdir." İşte sen bu telefonları ettin mi etmedin mi? Kim o zaman şimdi namussuz ve şerefsiz oluyor, onun bir orta yolunu bulalım.

Adalet Bakanının bir başsavcıya önce müsteşarın, sonra kendisinin telefon etmesi... Arkadaşlar, böyle bir memlekette yargı olur mu? Tayyip Erdoğan getiriyor, kendi avukatının ağabeyini Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliğine atıyor. Gidiyorum, geliyor benim karşımda -tazminat davasını açmışız- hâkim, yüzde yüz haklı olduğumuz davada ret kararı veriyor. Arkadaşlar, ülkede yargı diye bir şey var mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - Nasıl olacak, biz nasıl dava kazanacağız? Kimin yanında hakkımızı savunacağız? Türkiye'yi, işte Bekir Bozdağ ve onun Hükûmeti, maalesef adaleti bu kadar yok etti, etkisiz hâle getirdi. Böyle bir adaletle Türkiye'de yaşamak da çok zor.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)