Konu:BİREYSEL EMEKLİLİK TASARRUF VE YATIRIM SİSTEMİ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
Yasama Yılı:2
Birleşim:118
Tarih:12/06/2012


BİREYSEL EMEKLİLİK TASARRUF VE YATIRIM SİSTEMİ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, bireysel emeklilik sisteminin, bununla ilgili yaptığımız değişikliğin özünde şu var: Vatandaşlarımız sisteme ne kadar para yatırırlarsa, kendi gelecekleri için, emeklilikten sonra yararlanabilmeleri için ne kadarlık bir tasarrufta bulunurlarsa, aslında, devlet onun yüzde 25'i kadar yanına bir katkı payı koyuyor yeni sistemle beraber. Dolayısıyla bu, gelir sağlayacak yani kamuya gelir sağlayacak bir düzenleme değil, hatta bütçeye bir miktar yükü olan bir düzenleme. Bireysel emeklilik sistemi o şekilde çalışıyor.

Şu andaki şekli: Gelir vergisinden indirimler şeklinde bir devlet desteği var idi. Şimdi, gelir vergisinden indirimler yapmıyoruz bu yeni düzenlemeyle beraber, herkes ne kadar tasarruf ediyorsa onun yanına bir devlet katkısı beraberinde getirmiş oluyoruz.

Kira sertifikaları da, yine, bir bütçe geliri değil, bir borçlanma enstrümanı yani bizim 2/B gibi ya da eski vergi alacaklarımızın tahsilatı, borçların yeniden yapılandırılması gibi bütçeye gelir olarak kaydettiğimiz bir rakam değil, bir borçlanma enstrümanı. Yani bütçenin gelir gideri içerisinde görünmeyen bir enstrüman cinsi.

Tabii, bütçemizin giderleri artıyor her sene. Giderlerine paralel bir şekilde gelir artırıcı tedbirlerimizin de olması gerekiyor ama aslında bizim bu paketimizde, bugün görüştüğümüz pakette bütçeye gelir olarak ilave bir imkân sağlayacak herhangi bir düzenlememiz söz konusu değil.

Konutla alakalı, hem konut fiyatlarına hem de yapılan konut miktarına baktığımızda, bugün için herhangi bir risk görmüyoruz ama yakından değerlendiriyoruz.

Şu var ki, Türkiye'de özellikle bireysel krediler, artık, bundan önceki gibi yani 2011 yılı gibi hızlı artmıyor. Bireysel kredilerdeki artış hızındaki yavaşlamaya paralel? Artış var ama düşük hızla artıyor. Konut yapımında da, konut ihtiyacında da bir miktar geçen seneki hızın altında bir hız beklememiz bu sene için normal. Orada, böyle kontrolsüz bir büyüme, kontrolsüz bir arz fazlası bugün için tespit etmiş değiliz ama ileride olduğunda da kuşkusuz çok sayıda enstrüman, çok sayıda tedbir bunu önlemeye yönelik var.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) - Tutanaklara geçiyor ama ha!

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Şimdi, şöyle bir baktığımızda, pırlanta vergileriyle ilgili özel bir soru vardı. Orada, biliyorsunuz, yüzde 20 özel tüketim vergisi alınmakta şu anda. Başkaca, herhangi bir vergiden muafiyet de söz konusu değil.

Vatandaşlarımızın borçluluğuyla alakalı bir soru vardı. Şu anda hane halkının bankalarımıza borcu millî gelirimizin yaklaşık yüzde 18'i! Bu, dünya ölçülerine göre baktığımızda oldukça düşük ama bu yüzde 18'e çok hızlı vardık, çok hızlı arttı rakamlar. Dolayısıyla, bizim zaten 2010 sonundan itibaren, 2011 ortasında almış olduğumuz tedbirler bu kredi artış hızı üzerinde bir miktar kontrol sağlayabilmekte; bunu da şu anda zaten sağlamış durumdayız. Avrupa'da pek çok ülkede yüzde 60-70-80 gibi oranlar söz konusu. Avrupa Birliği ortalamasına bakacak olursak, hane halkının bankalara borcu şu anda yüzde 66; oysa Türkiye'de şu anda oranımız yüzde 18 civarında -yaklaşık söylüyorum- bu, tabii, her ay ufak tefek değişiklikler gösterebiliyor.

Bireysel emeklilik sistemimizdeki toplam kişi sayısı 2 milyon 800 bin şu anda -yuvarlak söylüyorum- ve şu ana kadar toplanan fon miktarı da, 16-17 milyar TL civarında bir fon şu anda birikmiş durumda. Bu yeni uygulamayla beraber sistemin daha da yaygınlaşacağını bekliyoruz. Biz şimdiye kadar ne kişi sayısı olarak ne toplanan fon miktarı olarak herhangi bir hedef ilan etmedik ama sektörün, özellikle bireysel emeklilik firmalarının bu yeni yasal düzenlemeyle beraber beklentisi çok çok yüksek. Çünkü şu anda sadece maaşı olanlar, maaş alanlar, gelir vergisi ödeyenler devlet desteğinden yararlanırken, ev hanımları başta olmak üzere, herhangi bir geliri olmayıp sadece bir kenara tasarruf koymak isteyenler de artık bu yeni sistemden, devlet katkısı sisteminden istifade edebilecekler.

Emekli maaşlarından kesintiler sadece çalışanlar için geçerli biliyorsunuz. Emekli olduktan sonra eğer çalışıyorsa ve ilave bir maaş alıyorsa o ilave maaşıyla bağlantılı bir kesinti söz konusu. O da yine sistemin özellikle daha sıhhatli işlemesi açısından bir zorunluluk olarak sadece Türkiye'de değil pek çok ülkede de uygulanan bir yöntem.

Yurt içi tasarruf oranlarımıza baktığımızda "Niye düştü?" diye bir soru vardı. Biliyorsunuz, yurt içi tasarrufların pek çok sebebi var, yapısal bazı sebepleri var, kültürel sebepleri var ama şöyle bir baktığımızda, örneğin yurt içi tasarruf oranının çok yüksek olduğu Çin'de -ki yüzde 50 civarındadır tasarruf oranı- bir emeklilik sistemi yok, yani emekli maaşı diye bir kavram yok. Dolayısıyla Çin'de yaşayanlar, Çin vatandaşları yaşadıkları dönem boyunca dişinden, tırnağından artırdıklarını bir kenara koyuyorlar yaşlanınca, emekli olunca kullanabilmek üzere. Dolayısıyla bizdeki, devletin sağladığı bir emeklilik sistemi, emeklilik güvencesi ve yine vatandaşlarımızın geleceğe güvenle bakışı, genel makroekonomik dengelerle ilgili tüketici güveninin yüksekliği iç tüketimin artmasını ama bunun yanında da tasarruf oranlarımızın düşmesini beraberinde getirmiş oldu. Şimdi, bir yeniden dengeleme sürecine girmiş durumdayız. Bu aldığımız tedbirlerle ve -bugünkü düzenleme belki bunun bir parçası ama- bunun daha ötesindeki tedbirlerle yavaş yavaş tasarruf oranlarımızın yükselmesini bekliyoruz.

Kira sertifikalarıyla ilgili de yine biz herhangi bir hedef açıklamadık. Hazinemizin bu seneki finansman programına baktığımızda kira sertifikalarıyla ilgili herhangi bir rakam öngörülmemiş durumda. Düzenleme yapılıp uygulama başladıktan sonra, piyasa şartlarına göre, içeriden ve dışarıdan gelecek talebe göre bunun miktarı ve hangi varlıklar üzerine kurulacağı belirlenecek. Bugün için herhangi bir gayrimenkul ya da gayrimenkul olmayan türden bir varlık belirlenmiş değil. Yasal düzenlemeden sonra, dediğim gibi, piyasa şartlarına göre, içeriden ve dışarıdan gelen talebe göre bu uyarlamalar yapılacak.

Sayın Başbakanımızın söylemiş olduğu "Alan el iken, veren el olduk." ifadesi çok isabetlidir ki bu, en son, OECD'nin geçen ay yayımladığı ve tüm ülkelerin dış yardımlarıyla ilgili raporda da çok çok açık, belli. Tüm OECD ülkeleri içerisinde Türkiye, 2011 yılı içerisinde dış yardımını en çok artıran ülke oldu, yüzde 38'lik bir artışımız var ve geçen sene, resmî dış yardımlarımız 1 milyar 300 milyon doları buldu. Özellikle ekonomik krizin yoğun olduğu bir dönemde Türkiye'nin dışarıya yardım eden ülkeler listesinde olması hem de bu yardımları en hızlı artıran ülke oluşu OECD ülkeleri içerisinde, gerçekten dünyanın dikkatini çok çekiyor.

"Kamu borcu artıyor." deniyor. Biz bunu on yıldır hep söylüyoruz. Ben on yıldır söylediğimizi tekrar edeceğim: Millî gelire oran olarak bizim kamu borcumuz 2002 yılına göre düşmüş durumda. 2002 yılında bu oranımız yüzde 74'tü, geçen seneyi biz yüzde 39,4'le kapattık millî gelire oran olarak.

Öte yandan, vergilerle ilgili sorular vardı. Faiz gelirleri üzerinden yüzde 15 gelir vergisi alınmakta. Bankaların icra başvurusu sırasında harç istisnası geçtiğimiz hafta yasalaşan tasarı ile ortadan kalkmış oldu. Hazine bonosu faizlerinden yüzde 10 stopaj gelir vergisi alınmakta. Kurumlar ayrıca bütün kazançlarının üzerinden yüzde 20 kurumlar vergisi ödemekte.

Sigorta şirketlerindeki yabancı payı sorulmuştu. Prim toplama açısından baktığımızda, prim toplama açısından şu anda uluslararası sermayeli kuruluşların prim toplamadaki payı yüzde 53, yerli sermayeli kuruluşlarımızın da yüzde 47.

Asgari ücretteki gelişmeler: 2002'den 2012'ye kadar -bunu yine her ay aslında biz duyuruyoruz- asgari ücretin reel satın alma gücü oldukça artmış durumda. Şu anda yanımda tablolar yok ama pek çok ürün bazında mukayese ettiğimizde asgari ücretin satın alım gücü bugüne kadar yükseldi.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Bakan, yanlış, asgari ücretle çalışanların sayısındaki mukayeseyi istiyorum.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Asgari ücretle çalışanların sayısını biz aslında tam olarak bilemiyoruz, sadece elimizdeki veri, Sosyal Güvenlik Kurumunda kayıtlı olup Sosyal Güvenlik Kurumuna prim ödeyen vatandaşlarımız bazında.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Bundan maksadım şu: Emeğimizi ucuz mu satıyoruz?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Biliyorsunuz, piyasada şu var maalesef: Yani asgari ücretin üzerinde maaş alıp vergi ve primi düşük ödemek için asgari ücretten kaydedilme çok çok yaygın piyasada. Dolayısıyla, gerçek anlamda asgari ücret alan vatandaşlarımızın sayısı bizim resmî kayıtlarımızda yok ama TÜİK vatandaşlarımız için bir hane halkı gelir araştırması yapıyor ve bu hane halkı gelir araştırmasına göre baktığımızda da 2002'den bu yana hane halkımızın ortalama geliri reel bazda ciddi oranda artmış durumda ve Türkiye'de gelir dağılımı düzeliyor, zenginle fakir arasındaki uçurum daralıyor. Bu yine OECD'nin aralık ayında yayınladığı raporda da belli. Tüm OECD ülkeleri içerisinde gelir dağılımı en hızlı düzelen ülkeyi Türkiye gösteriyor ki, pek çok OECD ülkelerinde gelir dağılımı bozulurken, Türkiye gelir dağılımı düzelen az sayıda ülkeler içerisinde ama o ülkelerin de, yine listenin başında. Dolayısıyla, hane halkı gelir anketi bizim TÜİK'in, EUROSTAT standartlarında yapılmakta ve o araştırmanın sonuçları da aynen OECD raporlarına alınmakta çünkü araştırmanın kalitesi ve metodu uluslararası standartlarda yapılmakta.

Sanırım, bu tur için sorulara? Aslında birkaç tane de kürsüden konu vardı. İki dakikamız daha var, müsaade ederseniz, kürsüden bazı konular vardı, onlara da hemen kısa kısa cevap vereyim.

"Vergi teşvikinden ve devlet katkısından yararlanma limitleri düşük." diye bir ifade oldu ve yine bir başka çelişen ifade "Sadece zenginler mi faydalanacak?" gibi bir ifade vardı yine değerli konuşmacılar arasında. Şimdi bu, biliyorsunuz bizim devlet katkı payı aslında asgari ücretle sınırlı yani devletin bir kişiye yüzde 25 olarak verebileceği katkı, bir yıllık toplam asgari ücretin yüzde 25'iyle sınırlı. Bu aslında tam tersine yani gelir seviyesi yüksek tabakaya değil, gelir seviyesi daha düşük tabakanın geleceği için, emekliliği için daha geniş imkânlara sahip olabilmesini sağlayacak bir uygulama. Aksi hâlde her kenara 100 lira koyana 25 lira da devlet katkısı demiyoruz, devlet katkısının üst sınırı var, o da yıllık asgari ücretin yüzde 25'iyle sınırlandırılmış durumda.

Şimdi "Fonlar şirketlere peşkeş çekilmektedir." gibi bir ifade yine kullanıldı. Hâlbuki burada bireysel emeklilik şirketleri sadece aracılık işlevi görüyor. Bu rakamlar, şu andaki bireysel emeklilik sisteminde toplanan fonlar, Takasbank'ta katılımcı adına açılan hesaplarda saklanıyor. Bu bireysel emeklilik şirketlerinden herhangi bir tanesi, hani Allah göstermesin, zor duruma düştü, beceremedi, iflas etti, bu durumda dahi bireysel emeklilikte kenara ayrılan rakamlar Takasbank'ta ve asıl hesap sahibi adına saklandığı için orada önemli bir güvence söz konusu.

"Toplumun ihtiyaçlarını karşılamak yerine finans ve sigorta şirketlerinin ihtiyaçlarını karşılama." gibi bir yine soru var, buna da sanırım cevap vermiş oldum. Bunun amacı, vatandaşlarımızın emeklilik sonrası için devletin sağladığı emeklilik imkânlarına ilave olarak bir gelir, bir tasarruf kenara koyabilmesi ve bunun da devlet tarafından teşvik edilmesi; sistemin özü bu.

Yine "Dar gelir grubundaki kimseler teşvik edilmemektedir." Sayın Günal'ın sorusu. Buna da cevap verdim, tam tersine, daha çok dar gelirlilerin istifade edeceği bir sistem aslında sunmuş oluyoruz.

"On yıl dolmadan sistemden ayrılma durumunda kalanlar devlet katkısının yüzde 60'ına hak kazanıp daha sonra kalanı şirketlere kalacak." Bu doğru değil, şirketlere kalmıyor o hak, o hazineye tekrar dönüyor. Yani sistemde uzun süre kalmayıp zamanından önce çıkanların devlet katkısı belli oranlarda tekrar hazineye dönüyor, o şirketlere kalmıyor. Tekrar bütçe geliri olarak onlar yazılmış olacak.

Sanırım soruların hepsini tamamladım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.