Konu:Engelliler Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
Yasama Yılı:5
Birleşim:15
Tarih:18/11/2014


Engelliler Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, engellilerle ilgili bir kanun tasarısını görüşüyoruz. Ben biraz önce burada bir konuyu dile getirirken Naci Bostancı insan haysiyetiyle bağdaşmayan birtakım ifadeler kullanmış. "Efendim, biz Kamer Genç'e rezil, alçak demiyoruz. İşte, o konuştuğu zaman bizim arkadaşların duyguları canlanıyor, neredeyse gidip kürsüde öpecekler." Tabii, kendi seviyesini gösteren bir konuşma tarzı.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - "Alçak" diyorsun.

KAMER GENÇ (Devamla) - Hayır, ben de size alçak demiyorum, ben de size namussuz demiyorum, demiyorum işte.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Niye alınıyorsun ya, niye alındın?

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, o zaman... Yani diyor ki: "Ben Kamer Genç'e rezil, alçak, namussuz demiyorum." E, ben de ona alçak, rezil, namussuz demiyorum.

İHSAN ŞENER (Ordu) - Ama taklit yakışmıyor sana!

KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu, taklit değil, bunda bir hakaret var; o hakareti o anlar, sen anlamazsın ama o anlar!

İHSAN ŞENER (Ordu) - Yok, ben anlamam, doğru!

KAMER GENÇ (Devamla) - Tamam mı? Onun için...

Yani, şimdi burada bizim istediğimiz yani burada konuşulan şeylere eğer çıkıp da cevap verme gücünü, niteliğini kendisinde bulmuyorsa o zaman konuşmasın. Ama tabii, bizim, sade bir milletvekili olarak bunun karşısında her zaman konuşma hakkımız yok. İşte, maalesef, Meclis başkan vekillerimiz, efendim işte milletvekillerine burada konuşma hakkını çok nadir hâllerde veriyorlar. İşte, grup başkan vekilleri sataşmadan söz istedikleri zaman onların isteklerini yerine getiriyorlar ama diğer konularda pek fazla isteklerini yerine getirmiyorlar.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bu Bakanlıkla ilgili, Fatma Şahin bu bakanlıkta otururken ben kendisine bir soru sormuştum o zaman, demiştim ki: Senin şu anda kiraladığın Bakanlık binası, daha önce Sağlık Bakanlığına bina sahibi gitmişti, bunu 300 bin liraya kiraya vermek istemişti. Sağlık Bakanlığı bu binayı "Yok, 300 bin lira buraya pahalı gelir." demişti ve kiralamamıştı, ama sonra birileri araya girmişti, Fatma Şahin bunu 1 milyon 200 bin liraya aylık tutmuş; bakın, 300 bin liraya Sağlık Bakanlığına teklif ediyorlar, o zaman tutmuyor, 1 milyon 200 bin liraya tuttunuz. "Doğru mudur, yanlış mıdır?" dedim, bana cevap vermedi, hâlâ cevap vermedi. Sonra, işte, istismar etti, benim bu soruma cevap vermemek için işleri başka tarafa çevirdi. Neyse, yine soruyorum ben: Şu anda bu Bakanlığın oturduğu bina kime aittir, ayda kaç lira kira verilmektedir, onu öğrenmek istiyorum, özellikle bina sahibini de öğrenmek istiyorum.

Şimdi, diğer bir konu da sayın milletvekilleri, nedense bu AKP Hükûmeti sıkıştığı zaman hep Atatürk dönemini, 1938 Dersim olaylarını öne atıyor. Şimdi arkadaşlar, daha 6-7 Ekimde, yani daha dün işte Türkiye'de bir kalkışma oldu, Türkiye Cumhuriyeti devleti ortadan kaldırıldı ve 40'a yakın adam öldürüldü, binlerce devlet binası tahrip edildi, kimse dışarıya çıkamadı yani Türkiye Cumhuriyeti devleti diye bir devlet kalmadı. Şimdi, bunun hesabını, ortada, vermek varken burada hesap vermiyorsunuz. Yine Tayyip Erdoğan... Bakın, Tayyip Erdoğan'ı ben Cumhurbaşkanı olarak kabul etmiyorum. Neden biliyor musunuz?

RECEP ÖZEL (Isparta) - Hadi be!

İHSAN ŞENER (Ordu) - Hadi be! Sen kabul etsen ne olur, sen kimsin!

KAMER GENÇ (Devamla) - Bir dakika...

Şimdi, adamın burada okuduğu yemini getirin inceleyin, bakın. Yaptığı Cumhurbaşkanlığı yeminini yanlış yaptı.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Ya, hangi yasayı konuşuyorsun sen, hangi yasayı konuşuyorsun?

KAMER GENÇ (Devamla) - Orada, Cumhurbaşkanlığı yemininde "Atatürk inkılâplarına" kelimesini "Atatürk ankılaplarını" dedi. Bunu zaten Cemil Çiçek de biliyordu. Şimdi, bunu hesabına geldiği zaman yarına kullanılacak, "Kardeşim, tamam da, ben Cumhurbaşkanlığı yemini yapmadım ki. Yapmadığım için ben o yeminin gereğini yerine getirmiyorum." diyecek. Ben Meclis Başkanına resmen müracaat ettim bu kişi Cumhurbaşkanlığı yeminini yapmadığı için Cumhurbaşkanı statüsünü kazanmamıştır diye.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Hadi oradan! Sen mi öğreteceksin? Hadi oradan!

KAMER GENÇ (Devamla) - Senin aklın ermez buna, senin aklın ermez de...

RECEP ÖZEL (Isparta) - Hadi oradan!

İHSAN ŞENER (Ordu) - Hadi oradan!

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, beni "Hadi oradan!" demek de şey etmez de...

Dolayısıyla, o, gelip bu kürsüde Cumhurbaşkanlığı yeminini usulüne uygun olarak yapmadığı sürece ben ona "Cumhurbaşkanı" demem, dolayısıyla ona "Tayyip" veyahut da "Recep" diye hitap ederim.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Ya, desen ne olur demesen ne olur?

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bu kişi, Türkiye Cumhuriyeti devleti, Türk halkına o kadar küçümseyici bir gözle bakıyor ki. Arkadaşlar, bakın, hemen getirdi Atatürk Orman Çiftliği'nde bir kaçak saray yaptı. Bu kaçak sarayı nasıl vermiş biliyor musunuz?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Bilmiyoruz.

KAMER GENÇ (Devamla) - Kaçak sarayı kendi yandaşları bir müteahhide maliyet artı kâr usulüne göre vermiş.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sen oğlunun dairelerinin hesabını ver, oğlunun dairelerinin hesabını.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ondan sonra, maliyet artı kârda o kadar fahiş bir vurgun var ki. Mesela, Türkiye'de en büyük şey naylon faturacılık. Şimdi, getirip müteahhit 100 liralık masraf yapsa, bin liralık, 2 bin liralık fatura alıyor. Bir de, tabii artı 20... Düşün, 100 liralık masraf yapıyorsun, 2 bin liralık naylon fatura alıyorsun naylon fatura alınca, bir de ona yüzde 20 kâr alıyorsun.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Sen bu işleri iyi biliyorsun. Nereden biliyorsun bu işleri?

KAMER GENÇ (Devamla) - İşte, aşağı yukarı 100 liraya 300 lira alıp cebe koyuyorsunuz. Dolayısıyla, burada bu halka değer vermiyor, verse...

Bakın, arkadaşlar, Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyeliğine kendi avukatının ağabeyini atadı.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Başka bir yalan var mı konuşacağın?

KAMER GENÇ (Devamla) - Ben bu avukatla iki tane duruşmaya girdim ve bu duruşmada yüzde yüz haklı olduğum hâlde hâkim aleyhime karar verdi.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Tabii canım, hep sen haklısın yani!

KAMER GENÇ (Devamla) - Hâkime de dedim ki: "Ya, Hâkim Bey, o zaman burayı kapatın."

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Hem hâkimsin hem de avukatsın!

KAMER GENÇ (Devamla) - "Biz yargı diye, mahkeme diye gelip burada dava açıyoruz ama siz tamamen AKP'nin hâkimleri olmuşsunuz, en haklı davaları reddediyorsunuz."

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - İlker Mahallesi'nde kaç dairen var? Konuş açılmışken.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, bakın, yine de gitti kendisi 435 milyon lira vererek bir uçak aldı, yalnız gövdesini.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Senin İlker Mahallesi'nde kaç dairen var, İlker Mahallesi'nde? İlker Mahallesi'nde kaç dairen var? Konuş.

KAMER GENÇ (Devamla) - Getirdi bunu, içini tefriş etti, ondan sonra boyadı, 1 milyar liraya mal oldu. Bakın, 2 milyar kaçak saraya, 1 milyar buraya.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Oğlunun dairelerine gel, oğlunun dairelerine.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ondan sonra, şimdi, Çamlıca'da aşağı yukarı 800 milyon lira harcanarak bir cami yapılıyor; kendisini, çoluk ve çocuğunu güya o caminin avlusuna gömecek. Şimdi, o camiyi yapmadan önce, biliyorsunuz, burada bir kanun çıkardı bu AKP'liler.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Seni gömelim oraya. Onları geç, seni gömelim oraya!

KAMER GENÇ (Devamla) - Orada denildi ki: Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri beyan ettikleri kazancını istedikleri takdirde devlete vergi olarak vermeyecekler, onu ibadet yerlerine bağışlayacaklar. Düşünebiliyor musunuz, bir kurum, bir şirket 5 trilyon...

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Oğlunun dairelerine gel, oğlunun dairelerine.

KAMER GENÇ (Devamla) - ...10 trilyon lira kazanç sağlıyor, onu gelir vergisi veya kurumlar vergisi olarak beyan etmesi gerektiği yerde bunu beyan etmiyor ve ondan sonra getiriyor, kendi inancına uygun bir inanç yerine bağışlıyor, işte, cami yapma derneğine. Ve ben inanıyorum ki şimdi, birçok tüccar, kurum bu sene devlete verecekleri vergiyi o Çamlıca'da yapılan camiye, oraya bağışladılar ve o cami o vatandaşın parasıyla yapılıyor.

CUMA İÇTEN (Diyarbakır) - Tamam, değiştir.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bakın, düşünebiliyor musunuz, 2 katrilyon liraya saray, 1 katrilyon liraya uçak, ondan sonra bir de Vahdettin'in köşkünü tamir ediyor, aşağı yukarı 300-400 milyon lira.

Ya, arkadaşlar, bakın, bu memlekette o kadar çok insanlardan mektup alıyoruz ki aç insanlar ya.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Oğlunun dairelerine gel oğlunun dairelerine.

KAMER GENÇ (Devamla) - Öğrenciler yurt bulamıyor, aç ve insanlar evine, çoluk çocuğuna ekmek getirmediği için intihar ediyorlar.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Oğlunun İlker'deki daireleri...

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bu memlekette bu kadar açlık ve sefalet varken bir Tayyip Erdoğan'ın bu devletin kaynaklarını bu kadar kişisel ihtirasları uğruna kullanmasını vicdanınız kabul ediyor mu? Sizin vicdanınız kabul eder, biliyorum canım.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı.

KAMER GENÇ (Devamla) - Siz diyorsunuz ki: "Türkiye'nin..." Diyorsunuz ki: "Hepsini harcasın." Ama bunu burnundan fitil fitil getirecekler, onu bilesiniz yani.

Ondan sonra, canı istediği zaman uçağa karısını, kızını, damadını, torunlarını dolduruyor, her hafta sonu bir Avrupa memleketine gidiyor. O Avrupa memleketine her uçağın gitmesi 1 milyon dolardır arkadaşlar, ben geçmişte de biliyorum. Ve ayrıca da devletin kaynaklarını da, gittiği zaman oralarda, her bir gittiği yerdeki krallara, devlet adamlarına 100 bin dolar, 200 bin dolar büyüklüğünde devletin parasından hediyeler alıyor. Karşılığında o hediyeleri de alıyor getiriyor, kesesine indiriyor.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Oğlunun dairelerine gel oğlunun dairelerine.

ZEKİ AYGÜN (Kocaeli) - Bana bak, bu kadar dürüstsen Mustafa Sarıgül'ün dosyasını bir kurcalasana.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, devlet bu kadar horca kullanılamaz. Devlet bu kadar horca yönetilemez. Ya, ben bunları söylüyorum, yiğitliğiniz varsa çıkalım, halkın karşısında konuşalım. Burada çoğunluğunuz var, konuşursunuz ama bu millete çektirdiğiniz bu acıların hesabını çok ağır vereceksiniz. Onun için, yani bu Türkiye Cumhuriyeti devleti sizin oyuncağınız değil, bu Tayyip Erdoğan bu milletle alay ediyor, bu milleti küçümsüyor.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Oğlunun dairelerin hesabını ver oğlunun dairelerinin.

KAMER GENÇ (Devamla) - Eğer bu millete karşı en ufak bir saygısı olsa bu kadar israf içinde, bu kadar devletin kaynaklarını hunharca harcamaz arkadaşlar, bu millete yazık ya.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Namusluysan, dürüstsen oğlunun dairelerinin hesabını ver.

KAMER GENÇ (Devamla) - Bu aç kalan insanların günahı bunun boynuna kalacak ve yarına bunun hesabını çok pahalı olarak ödeyecek.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Oğlunun dairelerinin hesabını ver.

KAMER GENÇ (Devamla) - Peki, teşekkür ederim efendim. (CHP sıralarından alkışlar)