Konu:İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:5
Birleşim:11
Tarih:06/11/2014


İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu Tasarısı
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, bu AKP'li grup başkan vekillerinin bana karşı bu kadar tepkili olmalarını anlayamıyorum. Hak veriyorum da benim konuşmalarımdan korkmayın, ben burada daima doğru şeyleri söylüyorum, bakın, ülkenin içinde bulunduğu durumu izah ediyorum.

Şimdi, bu tahkim merkezi diye bir kanun getirmişsiniz. Yani tahkim merkezi nedir? Görevi nedir? Nasıl çalışacak? Burada çalışan insanlar nasıl maaş alacak? Var mı böyle bir şey? Şurada bir maddede demiş ki: "Efendim, tahkim ve alternatif şey..."

Şimdi, arkadaşlar, öyle anlamsız kanunlar getiriyorsunuz ki. Şimdi, İstanbul'da bir finans merkezini kurmuşsunuz, bunun altını doldurmaya çalışıyorsunuz.

Bu finans merkezini nasıl kurdunuz, biliyor musunuz? Vakıflar Bankası, Halkbank, Ziraat Bankasından ve Merkez Bankasından 1 milyar lira getirdiniz TOKİ'ye verdiniz ve orada bir arsa aldı TOKİ ve bunun üzerinde bir bina yaptı, finans merkezi yapıyor oraya ve dolayısıyla, bu kurumlarla bunları doldurmaya çalışıyorsunuz.

Şimdi, arkadaşlar, içinizde hâkimlik yapan... Yarın bu kanun nasıl uygulanacak bilmiyor.

Şimdi, tahkimin bir tek görevi şu diyor. "Tahkim merkezinin görevleri şunlardır:

a) Tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine ilişkin kuralları belirlemek ve hizmetlerin yürütülmesini sağlamak.

b) Tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle ilgili tanıtım ve yayın yapmak..."

Şimdi, arkadaşlar, tahkim merkezi nasıl inceleme yapacak, hangi ihtilafları inceleyecek, hangi uyuşmazlıkları inceleyecek, burada bunu belirtmeniz lazım. Yok böyle bir şey.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Genel Kurul belirleyecek onları.

KAMER GENÇ (Devamla) - Genel Kurul neye göre belirleyecek kardeşim? Bak, siz bilmediğiniz için...

Şimdi, arkadaşlar, hangi uyuşmazlıklar bu tahkime gidecek? Hangisi? Türkiye Cumhuriyeti devletinin mahkemeleri var, idari yargıysa idari yargıya gidecek, adli yargıysa adli yargıya gidecek, ama bu tahkime hangi uyuşmazlıklar gidecek, yok o burada. Yani yok burada.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - 1'inci maddeyi oku.

KAMER GENÇ (Devamla) - Onun için, yani bilmediğiniz için ve çok hayali konuştuğunuz için...

Şimdi, arkadaşlar, yani Türkiye'ye öyle bir sistem getirdiniz ki, şimdi burada Hükûmet sırasında oturan Bekir Bozdağ, bu nasıl gelmiş buraya oturmuş ya arkadaşlar?

İHSAN ŞENER (Ordu) - Millet seçti! Sen nasıl geldin buraya?

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, İzmir Cumhuriyet Başsavcısına, bakın, telefon ettin mi, etmedin mi sen gece saat on bir-on ikilerde? "Başsavcı, git, o savcıyı görevden al." dedin mi? Dedin. Ondan sonra başsavcı o tarihte tutanak düzenledi, fezlekeyi gönderdi mi Meclise? O fezleke geldi. Nerede o fezleke şimdi?

Arkadaşlar, Adalet Bakanlığı makamında oturan bir kişi gece başsavcıya telefon edip " Efendim, git o savcıyı görevden al ve ondan sonra bu soruşturmayı kapat, evrakları ortadan yok et..." Böyle bir şey olur mu arkadaşım?

ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) - Yalan söylüyorsun, bu lafların hiçbirini söylemedim, yalan söylüyorsun. Milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyorsun.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Sayın Başkan, böyle hakaret edebilir mi?

KAMER GENÇ (Devamla) - Yalan söylediysem hangimizin yalan söylediğini göstereceğim ben sana. Sen hangi yüzle gelip orada oturmuşsun? Adalet müessesesini perişan eden sensin, adalet müessesesi diye bir şey bırakmadın.

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen temiz bir dille konuşun.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, beyanat veriyorlar, "Efendim, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu eğer bizim istediğimiz adamları seçmezse biz o seçimi hükümsüz sayarız." diyorlar. Ya, böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Şimdi, Tayyip Erdoğan getirmiş avukatının ağabeyini Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliğine atamış. Ben şimdi bu adamla 2 tane davaya girdim. Arkadaşlar, hâkim hiç yüzümüze bakmadan "davanın reddine" diyor, aleyhimize karar veriyor. Şimdi, böyle bir sistem olur mu?

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - Sen ne kadar yalancı bir adamsın ya!

KAMER GENÇ (Devamla) - Ben bu yargıdan, bu adaletten nasıl adalet beklerim arkadaşlar? Böyle bir şey olur mu ya? AKP'nin ilçe teşkilatında çalışan, üyesi olan kişiyi getirip Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliğine atıyorlar. Böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Böyle bir şey olmaz.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) - Yani, bu kadar kirli bir şey mi, ne var?

KAMER GENÇ (Devamla) - Türkiye'yi çok perişan ettiniz, yargısıyla yok ettiniz. Şimdi artık yargıya güvenmenin mümkünü yok. Başta zaten Adalet Bakanlığı makamında oturan Bekir Bozdağ her an adalete müdahale ediyor. İstanbul'a getirdiler, Emniyet Müdürlüğüne bir tane adam atadılar. İstanbul Başsavcılığı diyor ki buna, yazı yazıyor: "Git Tayyip'in oğlu Bilal'i getir, ifadesini alacağım."

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) - Sayın Başkan, müdahale eder misiniz. Cumhurbaşkanına hakaret ediyor.

KAMER GENÇ (Devamla) - Emniyet Müdürü diyor ki: "Efendim, ben onu getiremem." Ya, peki, sen eğer Adalet Bakanıysan, eğer bir başsavcı bir emniyet mensubuna bir talimat veriyorsa, "Git şu suçluyu veya bu sanığı, bu şüpheliyi al, getir." diyorsa ve ondan sonra polis seni dinlemiyorsa senin varlığın neyi ifade eder ya? Böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Böyle bir şey olmaz. Türkiye'yi her yönüyle...

Bütün şeyleri şu: 17 Aralık ve 25 Aralıkta rüşvet alırken yakalandılar, telefonlar ortada. Tayyip Erdoğan her gün çıkıyor, diyor ki: "Beni, ailemi ve çocuklarımı dinlediler." Ya, dinlediler tamam arkadaşlar.

İHSAN ŞENER (Ordu) - Normal mi?

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bakın, siyasette sorumluluk duygusunun, ahlakın teşekkül ettiği ülkelerde banttaki bu bilgiler hukuk dışı yollarla elde edilsin. Tamam, cezai sorumluluk yönünden bu bilgilere şey etmeyebilir ama orada konuşulan şeyler eğer doğruysa, rüşvet alındığı doğruysa siyasi sorumluluk, ahlak taşıyan...

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - Sende kaç daire var, sende?

KAMER GENÇ (Devamla) - ...ve toplum içinde insanlık yani bir topluma karşı sorumluluk duygusu olan kişi artık o makamda oturamaz arkadaşlar, o makamda oturamaz, onun için.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - Sende kaç tane daire, dükkân var ya?

KAMER GENÇ (Devamla) - Ama, şimdi, siz Türkiye'yi ne yapıyorsunuz? Türkiye'yi uluslararasında her yönüyle kişiliksiz, itibarsız bir ülke yapıyorsunuz.

Şimdi, biz KİT Komisyonunda hesapları inceliyoruz arkadaşlar. Bugün Makina Kimyanın hesaplarını inceliyoruz. Kırıkkale Valisi Makina Kimyanın Yönetim Kurulu üyesi. "Ya, Vali, senin ne işin var burada?" dedim.

Ya, arkadaşlar, böyle bir şey olur mu ya? Makina Kimya gibi teknik bir kurumun Yönetim Kurulunda Valinin ne işi var? Ya, böyle bir şey olmaz arkadaşlar. Bunlar devletin, bir çiftlik yönetiminde gösterilmesi gereken sorumluluğu dahi taşımıyorlar.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - Senin Danıştayda ne işin var, senin Danıştay üyeliğinde ne işin var? Hukukçu değilsin sen.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, dün Halk Bankasının hesaplarını inceledik. Bakın, şimdi, Halk Bankasının... Biliyorsunuz, eskiden Vakıflar Bankasıyla beraber 750 milyon dolar kredi verdiler, ATV ve Sabah'ı satın aldılar. Sonra, biliyorsunuz, Tayyip Erdoğan bir gün Binali Bey'e telefon etti, Binali Yıldırım'a, "Ya Binali, ya, bak, bizden çok yağlı, ballı ihaleler alan, işte, bu Cengiz İnşaat, Kolin İnşaat, bilmem, Limaklar mimaklar, bunlar o kadar fahiş kârlar ediyorlar ki ya, git, bunlardan 100'er milyon dolar para topla." dedi, telefonlarda var, parayı verenler var.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - Sen yanında mıydın?

KAMER GENÇ (Devamla) - Bilal gitti, bunlardan 650 milyon dolar topladı arkadaşlar, 650 milyon dolar topladı. Şimdi, Halk Bankası ve Vakıflar Bankası 750 milyon dolar kredi verdiler bunlara, bu, Sabah ve ATV'yi satın aldı. Ben soruyorum Halk Bankasına: "Peki, kardeşim, bu krediyi bunlar bunun için almadılar mı? Şimdi, bu ATV ve Sabah satıldı. Peki, Halk Bankası olarak siz niye bu parayı tahsil etmiyorsunuz?" Diyor ki: "Efendim, 750 milyon dolar kredi verdik ama..." Kredi 2007'de verilmiş arkadaşlar, 2007, yıl 2014, kaç sene? Aşağı yukarı dokuz seneye yakın bir zaman geçmiş ve bu zaman zarfında... Diyor ki: "Efendim, her ikisinden 100 milyon dolar tahsil ettik." Gerisi ne olacak, 650 milyon dolar ne olacak arkadaşlar?

Değerli arkadaşlar, görüyorsunuz, devletin bütün kurumları çökertilmiş.

Şimdi, bu Atatürk Orman Çiftliği'nde yapılan kaçak saray. Bu sarayla ilgili soru soruyorum. Bakın, arkadaşlar, bu saray Kamu İhale Kanunu'na göre ihale edilmemiştir. Bu saray, özellikle Tayyip Erdoğan bir yakınını çağırmıştır, müteahhit olarak bunu buna vermiştir. Maliyet artı kâr hesabına göre çalışmıştır, maliyet 100'se 1.000 gösterilmiştir, ben iddia ediyorum.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) - Hep iddia ediyorsun, ispat et.

KAMER GENÇ (Devamla) - Burada, Maliye Bakanı diyor ki: "1 milyar 370 milyon liraya mal oldu." Hayır, 2,5 milyar liraya mal olmuştur. Şimdi, bakın, bir zamanlar bu Meclisin salonu da böyle verilmişti ve burada, o zaman -ben çok iyi biliyorum- 500 bin liraya sökülen bu iç dizayn karşılığında ilgili müesseseye 110 bin liralık fatura verildi. Ya, ben bunları biliyorum çünkü bu siyasi iktidara yakın olanlar tarafından yapılan ihalelerde... Şimdi, herhâlde Tayyip Bey burada, yani dört senelik oradaki kalacağı masrafları bu inşaatın ihale şeyinden kazanmıştır. Yani orada, inanınız ki maliyetin en azından yüzde 200'ü fazla para gösterilmiştir ve onun üzerine de kâr elde etmiştir.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - Yazıklar olsun! Meclisin kürsüsünü kirlettin be!

KAMER GENÇ (Devamla) - O binada en az Tayyip Erdoğan'ın o ihaleyi verdiği müteahhit 1,5 milyar lira para kazanmıştır arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - Tüh sana!

KAMER GENÇ (Devamla) - Gelin, gidelim hesapları inceleyelim. Yiğitliğiniz varsa getirip inceleyelim. Milletin o parası sizin burnunuzdan da gelecek.

ALİ AYDINLIOĞLU (Balıkesir) - Kaç dairen var ya senin, onları da söylesene? Sende kaç daire var, nasıl aldın o daireleri be, cevap versene?

KAMER GENÇ (Devamla) - Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)