Konu:Mhp Grubunun, 23/10/2014 Tarih Ve 996 Sayıyla Adana Milletvekili Muharrem Varlı Ve Arkadaşları Tarafından, Pamuk Çiftçisinin İthalattan Kaynaklanan Sıkıntıları Ve Destekleme Miktarının Düşüklüğü Hakkında Gerekli Araştırmaların Yapılması, Buna Göre Alınacak Önlemlerin Ve Gerçekleştirilmesi Gereken Uygulamaların Yerine Getirilmesi Amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Verilmiş Olan Meclis Araştırması Önergesinin, Genel Kurulun 6 Kasım 2014 Perşembe Günkü Birleşiminde Sunuşlarda Okunmasına Ve Ön Görüşmelerinin Aynı Tarihli Birleşiminde Yapılmasına İlişkin
Yasama Yılı:5
Birleşim:11
Tarih:06/11/2014


MHP Grubunun, 23/10/2014 tarih ve 996 sayıyla Adana Milletvekili Muharrem Varlı ve arkadaşları tarafından, pamuk çiftçisinin ithalattan kaynaklanan sıkıntıları ve destekleme miktarının düşüklüğü hakkında gerekli araştırmaların yapılması, buna göre alınacak önlemlerin ve gerçekleştirilmesi gereken uygulamaların yerine getirilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 6 Kasım 2014 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ TURGAY DEVELİ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; pamuk üreticileri ve çiftçilerin sorunları üzerine verilen Meclis araştırması önergesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini dile getirmek için söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

"Pamuk" denilince Çukurova akla gelir, "Çukurova" denilince de tarım. Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidara geldiği günden bugüne kadar izlediği tarım politikası, ekonomik politika, küçük çiftçilerin tasfiye edilmesi ve büyük aile şirketleri çiftliklerine dönüştürülerek üretimin artırılmasına dönük. Bir anlamda bu, Dünya Bankasının, küresel finansın Türkiye'ye biçtiği rolün AKP eliyle yerine getirilmesine tekabül ediyor. Peki AKP, Türk çiftçisini, Türk tarımını tasfiye etmek için bu Meclisten hangi yasaları çıkardı, onları sizlere özetle anlatmak istiyorum: Bir tanesi, Toprak Kanunu. Toplulaştırmayı çıkararak küçük çiftçilerin elindeki tarlalarını, küçük arazilerini, geçimlerine yetecek tarlaları toplulaştırma yoluyla, miras bölüşümünü engelleyerek bu çiftçilerin, bu küçük üreticilerin üretimden tasfiyesini sağladılar.

İkincisi, geride kalanlardan, geçtiğimiz günlerde Mera Kanunu'nu çıkararak özellikle hayvancılıkta üreticilerin hayvanlarını otlatacak sahaları bırakmayarak bir taraftan meraları, büyük meraları imar yoluyla ranta açarken diğer taraftan da küçük çiftçilerin, üreticilerin, hayvanlarını besleme alanlarını daralttılar. 2/B Yasası da buna hizmet ediyordu.

AKP sadece çiftçiyi, küçük çiftçiyi tasfiye ederken, onların meralarını elinden alırken, Toprak Kanunu ile topraklarını elinden alırken diğer taraftan da borçlandırarak diz çökmelerini sağlamaya ve bir an önce tasfiyeyi sürekli hâle getirip hızlandırmaya çalışıyor. Mülklerini elinden alarak, mülklerini el değiştirerek, bunları sağlamak için de borçlandırarak süreci hızlandırıyor. Bunlardan en önemlisi, bugün yaşanan, Türkiye'nin bütün bölgelerinde var; özel bankalar aracılığıyla tapular artık ipotek kabul edilerek çiftçiye nakit kredi veriliyor, traktör kredisi veriliyor, diğer tarım ekipmanları kredisi verilerek, hatta kredi kartları verilerek, ceplerine konularak günü kurtarmaları sağlanıyor ama aslında bunlar, yeteri kadar üretemeyen, yeteri kadar üretim alanları olmayan çiftçilerin çöküşünü hızlandıran nedenler.

Tabii, mevcut olanların tasfiyesi sürerken, girdi fiyatlarının sürekli olarak yükseltilmesi, üretimden alınan ürünün piyasada aynı değerde karşılık bulamaması çiftçinin her geçen gün yoksullaşmasına da katkıda bulunuyor. Örneğin, geçen yıl üzümdeki fiyatlar 5 lirayken şimdi 2,5 lira olması, pamukta fiyatların geçen yılki fiyatları bulmaması, mısırda bulmaması bunlara örnek olarak gösterilebilir.

Artık, tarım kredi kooperatifleri, çiftçinin tasfiyesi için, çiftçiye destek olması, onu yönlendirmesi, üretim kapasitesinin arttırılması için kurulan, bu amaçla organize edilen tarım kredi kooperatifleri, desteklenmesi için kurulan kredi kooperatifleri çiftçinin tasfiyesi için bir araç olarak kullanılıyor.

Peki, arkadaşlar, burada istihdam edilen, burada yerleşik hâlde tutulan Türkiye'nin bütün alanlarındaki küçük çiftçiler tasfiye edilince ne oluyor, nereye gidiyor bu insanlar? Büyük kentlere, gecekondulara, varoşlara sermayenin istediği ucuz iş gücü olarak akıyorlar. Başka bir acı gerçek de şu: Büyük kentlere gitmeyen küçük üreticiler, üretimden tasfiye olan çiftçiler şu günlerde yoğun olarak yaşadığımız maden kazalarının da ucuz, sömürülen iş güçleri hâline dönüşüyorlar.

Zonguldak'ta, Amasra'da, Ereğli'de, Türkiye'nin bütün madenlerinde çalışan, maden ocaklarında çalışan işçilerin neredeyse tamamı köylü. Topraktan koparılan köylü, topraktan tasfiye edilen köylü, en yakınındaki işe, ölümü göze alarak madenlere iniyor, madenlere indiriliyor. Sömürünün bu kadar can alıcı olduğu Türkiye'de -ülkemizde- Soma'da 301 madenciyi kaybettik; yetim bıraktıkları eş, çocukları, aileleri hâlâ kan ağlıyor.

Bu konuşma yapılırken Ermenek'te hâlâ 18 madenciden haber alınamamıştı. Enerji Bakanı ölü yıkayıcılığı yapıyor bugün Ermenek'te. Kendinin Enerji Bakanı olarak müdahil olduğu, denetleyici kurum olarak iş başında bulunduğu Sayın Bakan...

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ne demek o? Bakan orada olmasın mı?

TURGAY DEVELİ (Devamla) - Tabii.

Sayın Bakan, Çalışma Bakanlığı...

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ne demek? Böyle şey olmaz, ne demek "ölü yıkayıcılığı?"

TURGAY DEVELİ (Devamla) - Dinlersen öğreneceksin.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Ermenek'tekiler daha çıkarılmadı Beyefendi, inşallah sağ kurtulurlar.

TURGAY DEVELİ (Devamla) - Çalışma Bakanlığı, maden ocağını kapatmış arkadaşlar; "Bu maden ocağında oksijen yok. Bu maden ocağında hava filtresi çalışmıyor. Bu maden ocağı insanların çalışması için, üretimde bulunması için hayati tehlike taşıyor." demiş, Çalışma Bakanlığının belgesi. Ama, işte, o Enerji Bakanınıza bağlı Taşkömürü Kurumu, kaçak çalışan madenden tam 6 kat fazla yapılan üretimi sanki kaçak çalışmıyormuş gibi, "Bu üretim nerede yapıldı?" diye sormadan almış, parasını ödemiş. Arkadaşlar, sen kaçak çalışan madene, zor şartlarda köle gibi çalıştırılan o köylülere, insanlık dışı muameleyle çalıştırılan işçilere, kapatılan ocaklarda üretim yaptırıp bunu kabul edersen ardından gelen facia için de gidip Ermenek'te kamp yapıp ölü yıkayıcılığı yapmaman gerekiyor. Önce görevini yapacaksın, önce denetlettireceksin, denetim yetkini kullanacaksın. Bunu yapmayınca, şimdi, çıkıyorlar, "Madenciliğin fıtratında kaza var." diyorlar.

Arkadaşlar, bu belgeler Sayıştayın belgelerinde duruyor. Sayıştay uyarıyor, diyor ki: "Şu, şu, şu, şu madenlerde üretim yapılamaz, her an facia yaşanabilir." Bunları denetlemesi gereken, bunları işleme koyması gereken Enerji Bakanı ne yapıyor biliyor muşunuz arkadaşlar? KİT'lere yazı yazmış, diyor ki: "Sayıştayın teftiş ve soruşturma taleplerini karşılamayın." Niye? Örtmeye çalışıyorlar, gizlemeye çalışıyorlar. Böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Hani, AK PARTİ Hükûmeti bu kazaların ardını soruşturacaktı; hani, bu kazalara engel olmak için her şeyi yapıyordunuz. Bu kazaların sorumlusu, denetimleri yapmayan, denetimleri uygulatmayan, kaçak çalışan maden ocaklarından üretimi kabul ederek onları legalleştiren hükûmet anlayışıdır, mantığıdır.

Arkadaşlar, bu madende çalışan işçiler köylü. Bölgelerinde üretecek tarla kalmayınca, üretecek ürün kalmayınca, üretecek toprak kalmayınca bir kısmı büyükşehirlere, gecekondulara gidiyor, bir kısmı da kendi bölgelerinde ölümü göze ala ala yerin binlerce metre altına girerek nafakalarını çıkartmaya çalışıyorlar. Bu sistem sürdürülemez, bu sistem sürdürülemez. Bu insanların, en azından toplulaştırma yoluyla küçük toprakların büyük çiftliklere dönüştürülmesi için toprağı elinden alınacak ailelerin, çiftçilerin dünyanın başka modern ülkelerinde olduğu gibi rehabilite edilmesi gerekiyor, bunlara meslek edindirmek gerekiyor; bunlar iş bulana kadar, sosyal sorumluluk çerçevesinde bunların finansmanının, ailelerinin geçiminin sağlanması gerekiyor. Çiftçiyi bitirmek kolay, bitiriyorsunuz zaten ama bunun açtığı sosyal sorunlar şimdi madenlerde olduğu gibi önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin başına çok büyük belalar getirecektir.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)