Konu:Chp Grubunun, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan Ve 50 Milletvekili Tarafından, Artvin'in Murgul İlçesinde Yapılması Planlanan Siyanür Havuzuyla İlgili Sorunların Tüm Yönleriyle Araştırılması Amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Verilmiş Olan Meclis Araştırması Önergesinin, Genel Kurulun 23 Ekim 2014 Perşembe Günkü Birleşiminde Sunuşlarda Okunmasına Ve Ön Görüşmelerinin Aynı Günkü Birleşimde Yapılmasına İlişkin
Yasama Yılı:5
Birleşim:8
Tarih:23/10/2014


CHP Grubunun, Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ve 50 milletvekili tarafından, Artvin'in Murgul ilçesinde yapılması planlanan siyanür havuzuyla ilgili sorunların tüm yönleriyle araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 23 Ekim 2014 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı günkü birleşimde yapılmasına ilişkin
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri ve bizleri televizyonları başında izleyen özellikle Murgullular; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün bütün Türkiye Büyük Millet Meclisinin Murgullu olduğunu ifade etmek istiyorum. Olay şu: Neden böyle bir araştırma önergesi verme ihtiyacı duyuldu, onu ifade etmek istiyorum değerli milletvekilleri.

Bakın, Murgul nedir? Murgul, Türkiye'de bakırın başkenti, 1987 yılında ilçe olarak kurulmuş, 11 köyü olan, yiğit insanların yaşamış olduğu, Türkiye'nin güzel beldelerinden, güzel ilçelerinden bir tanesi. Ta 18'inci yüzyıla dayanan bakır madeni işletmeciliğinin yapıldığı, 1950 yıllarından sonra gerçek anlamda modern işletmeciliğe geçildiği, 1994 yılına kadar blister bakır üretimi yapılan, arkasından izabe tesisinin Samsun'a geçtiği bir yer. Özellikle Murgul'da bakır işletmeciliğine ilişkin üretim yapılıyorken ciddi anlamda rahatsızlıkların olduğu, insanların 50'li yaşlara gelmeden öldüğü, eşlerin dul kaldığı, çocukların yetim kaldığı Türkiye'nin bir gerçeği Murgul.

Parlamentoda, Mustafa Kemal'in Parlamentosunda Murgul bu boyutta ilk olarak konuşuluyor. Bizi Murgul'da, Türkiye'nin her tarafında izleyen Murgullulara sesleniyorum: Sadece benim konuşmamı izlemeyin, benden sonra konuşacak olan milletvekillerimizin konuşmaları da çok önemli.

Murgullunun bugünlerde üzerinde bir kâbus dolaşıyordu. Bunu Türkiye'ye Parlamentodan anlatma ihtiyacını hissettik değerli arkadaşlarım. Bakın, Murgul öyle bir hâldeydi ki Murgul'daki bu madenden bakır çıkarılması nedeniyle ciddi anlamda SO2 gazlarının yayılması nedeniyle insanlar kanser oldular, hasta oldular, akciğer hastalıkları nedeniyle 50'li yaşlara gelmeden hayatlarını kaybettiler değerli arkadaşlarım.

Ama gelinen noktada şimdi bir başka belayla daha Murgullu karşı karşıya kaldı. Murgullu, geçtiğimiz günlerde gerçekten bir destan yarattı değerli arkadaşlarım. Bu ülkede destanı sadece polisler yaratmıyor. Destan yazmak için polis olmaya, güvenlik görevlisi olmaya gerek yok; gerçek anlamda Murgullu olmak da bu ülkede destan yaratmak için bir gerekçe değerli arkadaşlarım.

Niye derseniz; bakın, ben burada, Parlamentoda onlarca kez Cerattepe'ye ilişkin maden işletmeciliğini anlatmaya çalıştım. Murgul'daki bakır tesisleri özelleştirildikten sonra Cengiz Holdingin bünyesine geçti değerli arkadaşlarım. Cengiz Holding bu özelleştirmeden sonra Artvin'de kurulacak olan Cerattepe'ye ilişkin altın işletmeciliğinin siyanür havuzunu Murgul'da kurmak istedi değerli arkadaşlarım. Bakın, çok önemli bu olay. Burada siyaset yok; Murgullular siyaset gözlemlemediler, siyaseti kenara koydular, siyasi kimliklerini buzdolabına koydular, Murgullu olmanın onuruyla, dik duruşuyla bu belayı başlarından defettiler. Burada herhangi bir şekilde siyaset yapmayacağım değerli arkadaşlarım.

Ne oldu sorun? Geldiler dediler ki: "Biz burada siyanür havuzu kurmak istiyoruz." Holdingin başıyla muhatap olmak istediler. Burada "Siyanüre hayır." diyerek bir platform kurdu Murgullu gençler. Önce bir avuçtular, kimse inanmadı bunlara "Acaba ne yapıyor bu gençler?" diye ama arkasından koca bir ilçeyi yanlarına aldılar ve karşılarına kocaman bir holdingin patronunu aldılar, onunla görüşmek istediler. O holdingin patronu "Ben sizleri muhatap almıyorum." dedi değerli arkadaşlarım. 26 Eylülde, Türkiye'de çevre hareketlerine öncülük edebilecek bir toplumsal direnişi Murgullu sergiledi değerli arkadaşlarım. Hep bir araya geldiler. Onlar bir araya geldikleri zaman güvenlik güçleriyle karşı karşıya gelip güvenlik güçlerine silah çekmediler, kimlik sormadılar, asayiş timleri kurmadılar değerli arkadaşlarım; kendi memleketlerine, doğdukları topraklara sahip çıktılar. Murgullu olmanın onurunu tüm Türkiye'ye, tüm dünyaya ispat ettiler. Hepsinin alınlarından öpüyorum, hepsinin önünde saygıyla eğiliyorum değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

Biraz sonra milletvekillerimiz de bunları anlatacaklar. Önce şirketin sahibi bunları ciddiye almadı, "Öyle bir şey olmaz." diye düşündü. Zannetti ki bu bir münferit eylemdir, "Birkaç kişinin bağırıp çağırmasıyla... Bunun üstesinden, hakkından gelirim." diye düşündü değerli arkadaşlarım. 26 Eylülde Murgullularla ben de o gün oradaydım, yan yana, omuz omuzaydık.

Bir ilçe düşünün, kendini yok etmeye çalışan bir canavara karşı, kurtulma saikıyla refleks gösteriyor, ona karşı ciddi bir direniş gösteriyor. Murgul'da 10 bin kişi mi vardı? 10 bin kişi de caddeye indi değerli arkadaşlarım. Murgul'daki bütün esnaf -bakın, abartmadan söylüyorum- iş yerlerini kapattı, eczane ve fırının dışında hiçbir iş yerini açmadılar. Hiçbir çocuk okullara gitmedi değerli arkadaşlarım. Cengiz Holdingin 900 işçinin çalışmış olduğu bir Eti Bakır işletmesi vardı. Holdingin sahibi tehdit etti "Burada üretime devam edin." diye. O 900 işçi iş bıraktı değerli arkadaşlarım. O işçileri de alınlarından öpüyorum, onları saygıyla selamlıyorum. Neden biliyor musunuz? Çocuklarının, eşlerinin nafaka paralarını kenara koydular, birilerinin yaptığı gibi holdingden iş alarak paralarının üzerine para koymadılar, onurlu davranış sergilediler; onları da saygıyla selamlıyorum. Hatta, holdingin patronu onlara şunu söyledi: "Pazartesi günü sizi işten atacağım; lütfen işinizin başına dönün, fabrikayı çalıştırın yoksa sizi üç gün sonra işten atacağım." O işçiler holding sahibine ne dediler biliyor musunuz değerli milletvekilleri? "Pazartesiyi bekleme, bizi bugün işten at." dediler. 900 işçi fabrikayı bloke etti.

Bir ilçe düşünün; iş yerleri kapatılmış, fabrikasında kendi işçileri üretimi durdurmuş, bütün bir ilçe kadınıyla, genciyle, çocuğuyla, yaşlısıyla bu siyanür havuzuna "Hayır." demek için yürüyor, çocuklar okula gitmiyor. Bunun sonucu ne olabilirdi değerli arkadaşlarım? Bunun sonucu şu oldu: Holdingin sahibi yapmış olduğu bu işlemin yanlış olduğunu gördü ve toprağın humuslu toprak olması, yerleşim birimlerinin ve yerlerinin siyanür havuzu kurulacak yere yakın olması nedeniyle kendisinin yapacağı bu havuzdan, toplumsal direnişi de gördükten sonra vazgeçti değerli arkadaşlarım, vazgeçti. Bu, Türkiye'deki çevre hareketi için önemli bir kazanımdır.

Murgullu onurlu olmanın, dik olmanın, yeri geldiği zaman kırılıp ama asla eğilmemenin gerekliliğini gösterdi. Bakın, yazı elimizde değerli arkadaşlarım, yazı elimizde. Eti Bakır Cengiz Holding bu yazının altına taahhütname verdi, Murgullulara dedi ki: "Ben herhangi bir şekilde orada herhangi bir tesis kurmayacağım."

Şimdi, burada, bu başarının arkasındaki nedir? Yazılı taahhütname verdi. İktidar partisinin belediye başkanı da dik durdu -onu da tebrik ediyorum buradan- Milliyetçi Hareket Partililer, Cumhuriyet Halk Partililer, iktidar partililer, ayırmıyorum birbirinden, hepsi dik olarak durdular burada. Diğer siyasi partilerden arkadaşlarım da orada yer aldılar. Bu ne demekti? Murgullu dedi ki: "Bu siyanür havuzu çevreyi ve Murgul'u yok edecektir."

Değerli arkadaşlarım, Cerattepe'de madene karşı olmak, aynı zamanda Murgul'da siyanürlü havuzlara da karşı olmaktır. İkisi eşittir, aynı şeydir. Başımızda bir bela var. O anlamda, Murgullunun yapmış olduğu bu davranış, bugün Parlamentoda konuşularak Türkiye'deki bütün çevre hareketlerine bir örnek olması açısından, Karadeniz'de çevreyi yok edecek felaketlere karşı bir direniş noktası olması açısından, bir çoban ateşi olması açısından çok önemlidir değerli arkadaşlarım.

Bu mücadelenin gerçekleşmesinde büyük payı olan Murgul Siyanüre Hayır Platformu'nu, gençleri, hepsini ayrı ayrı kutluyorum değerli arkadaşlarım. Onlar bu mücadeleyle, bir halkın istemediği hiçbir şeye "Evet." denilmeyeceğini, halkın istemediği hiçbir şeye onay verilmeyeceğini hem Murgul'a hem Artvin'e hem siyanürle arama yapmak isteyen o şirkete hem de dünyaya duyurdular. O davranışlarıyla bu olayı kanıtladılar. O nedenle onları tebrik ediyorum. Onların bu onurlu davranışlarının arkasından yürüyen, "Kendi hakkını savunamayan bir insanın hakkını başkası savunamaz." gerçeğini iyi bilen Murgul halkını da tebrik ediyorum. Kadınıyla, yaşlısıyla, çoluğuyla çocuğuyla caddelere döküldüler, "Biz Murgul'da siyanür havuzu istemiyoruz." dediler değerli arkadaşlarım.

Dün burada Trabzon Milletvekilimiz Volkan Canalioğlu konuşurken sözlerini şöyle bitirmişti, demişti ki: "Bize her yer Trabzon." 26 Eylülde beş gün süren direnişten sonra Murgul şunu öğretti çevre hareketçilerine, Türkiye'deki çevre dostlarına şunu öğretti: "Bize her yer Murgul." dedi, "Bize her yer Murgul." dedi, "Bize her yer Murgul." dedi. (CHP sıralarından alkışlar)

O anlamda, ben bugün Parlamentoda, Mustafa Kemal Atatürk'ün Parlamentosunda, siyasal düşünceleri ne olursa olsun, hangi siyasal düşünceden gelirse gelsin, ben Murgulluları şöyle tarif ediyorum: Onlar ay yıldızlı bayrağın altında yaşayan, cumhuriyetle problemleri olmayan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün evlatlarıdır. (CHP sıralarından alkışlar) Onların başka bir siyasal düşünceyle bağları yoktur. Murgul'dan her türlü siyasal düşünce çıkar, bir tek vatan haini çıkmaz değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar) O inanç içerisinde yer aldılar, o inanç içerisinde mücadele ettiler. O nedenle, ben o mücadele içerisinde yer alan kadınlarımızı, çocuklarımızı, hangi siyasal partiden gelirse gelsin, belediye başkanı, milletvekili, il başkanı, ilçe başkanı, belediye meclis üyesi, sıradan vatandaş, genç çocuklar, hele o işçiler, onları bir kere daha yürekten kutluyorum çünkü onların yapmış oldukları bu davranış bizim ötemizde bir umut ışığı yakmıştır. Türkiye'deki bir çevre hareketine ve Murgul'da işlenmek istenen cinayete bir anlamda "Dur." demiştir değerli arkadaşlarım. O nedenle, bugün burada kurulacak bir komisyon, bunun Türkiye çevre hareketine örnek olması açısından bir misal teşkil edecektir, bir kilometre taşı teşkil edecektir.

O anlamda, ben, benden sonra konuşma yapacak milletvekillerimizin de aynı duyarlılığı göstereceğine yürekten inanıyorum. Onların Murgul'daki bu olaya, Artvin Cerattepe'deki altın madenciliğine ilişkin cinayete karşı duracaklarına yürekten inanıyorum çünkü onların desteğine ihtiyacımız var. Siyasi kimliklerimizi bir kenara bırakacağız, onları bir kenara iteceğiz ve bileceğiz ki başka Murgul yok, başka Artvin yok, başka güzellik yok.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyor, bütün Murgullulara Parlamentodan sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)