Konu:Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü İle Kore Cumhuriyeti Ulusal Polis Teşkilatı Arasında Polis İşbirliği Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
Yasama Yılı:5
Birleşim:3
Tarih:14/10/2014


Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü İle Kore Cumhuriyeti Ulusal Polis Teşkilatı Arasında Polis İşbirliği Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMER GENÇ (Tunceli) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında biraz önceki uluslararası anlaşma üzerinde söz istemiştim de ben gruplar normal olarak sürelerinde konuşurlar zannettim, onun için büromdan bir şey almaya gittim. Neyse önemli değil.

Değerli milletvekilleri, dün bir helikopterimiz düştü, bu helikopterimizde 4 tane askerimizi şehit verdik. Evvela, kendilerine Tanrı'dan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı diliyorum, onların acılarını paylaşıyorum.

Yine, Tayyip Erdoğan'ın Gümüşhane'de yaptığı bir miting dolayısıyla, hiçbir neden yokken Malatya'dan götürülen ve... Bu aslında birinci değil, bu üçüncü. Daha önce, Urfa'dan giden bir polis ekibi, otobüs yolda devrilmişti, 3 polis şehit olmuştu. Sonra, dün de şehit olmuştu 3 kişi. Bu şehit olan polislerimize de Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı diliyorum.

Bunlar çok büyük acılar arkadaşlar. Yani başkalarının çocukları öldüğü zaman sanki birileri, bunlar evlat acısının ne olduğunu bilmiyorlar ve alay ediyorlar insanlarla. Yani şimdi, Rize'de, Gümüşhane'de, Trabzon'da güvenlik görevlileri yok mudur ki... Sonra, ne gerek var Tayyip Erdoğan yani şimdi...

Arkadaşlar, bakın, geçen hafta Türkiye'de devlet diye bir şey kalmadı. Üç gün Türkiye Cumhuriyeti devleti yok oldu. İnsanlar sokağa çıktı, bankaları tahrip ettiler. Benim ilimde, mesela, liseyi tahrip ettiler, okulları tahrip ettiler, Cumhuriyet Halk Partisi binasının camlarını kırdılar, Cumhuriyet Halk Partililerin dükkânlarını tahrip ettiler ama oradaki güvenlik görevlileri maalesef AKP'yi koruyor, herkese "Gitsin ötekiler, kendilerini korusunlar." diyor, bu durumda.

Şimdi, 38 tane vatandaşımız öldü arkadaşlar, 38 vatandaşımız ve binlerce insanımız yaralı. Aşağı yukarı bin küsur kamu binası tahrip edildi. Ya, şimdi, arkadaşlar, onurlu, haysiyetli, şerefli bir siyaset âleminin olduğu yerde, siyasette iktidar gücünün sorumluluğunu taşıyan kişiler evvela Türkiye Büyük Millet Meclisini daha geçen hafta olağanüstü toplantıya çağırmaları lazımdı. Yani, ülke ateş çemberine dönmüş, 38 tane vatandaşımız ölmüş, binlerce insan yaralı; ondan sonra Tayyip Erdoğan gidiyor Rize'de, Trabzon'da, Gümüşhane'de miting yapıyor; Ahmet Davutoğlu gidiyor Malatya'da miting yapıyor memlekette hiçbir şey yokmuş gibi, ondan sonra da "Vay efendim, bu insanları Cumhuriyet Halk Partisi sokağa döktü." diyor. Ya, arkadaşlar, siz kimsiniz ya? Peki, Cumhuriyet Halk Partisi eğer bunları sokağa döktüyse, buyurun, işte Türkiye Büyük Millet Meclisi, getirelim buraya, eğer hakikaten bunları sokağa döken kişiler kimlerse onları tespit edelim, hukuk sistemi var arkadaşlar. Ama sen âciz bir Hükûmetsen, sen 38 insanın ölümünden en ufak bir acı duymayan bir insansan, hâlâ çıkıp da kürsülerde yiğitlik yapıyorsan ya ben sana ne diyeyim, ben senin karakterine ne diyebilirim ki? Yani, böyle normal olarak insanlık vasfını taşıyan insanların girişeceği bir hareket tarzı değil arkadaşlar.

Şimdi ben AKP'lilere soruyorum: Hangi olay bu Hükûmeti sorumlu tutuyor arkadaşlar? Yani, şimdi, bakın, İstanbul'da Etiler'deki polis okulu; 32 bin dönüm arazisi var, efendim, bu arazi çok büyük bir ranta elverişlidir. Bu polis okulunu tutuyor, kapatıyorsunuz. Efendim, o araziyi Bilal Erdoğan'ın ortak olduğu, El Kadı'nın ortak olduğu şirkete veriyorsunuz. Üzerine imar planı tadilatı yapıyorsunuz, yüksekliği serbest AVM ve otel yapıyorsunuz. Ya, Türkiye, bir yandan kan çanağına dönüyor, bir yandan bu iktidarın yaptıklarına bakın? Arkadaşlar, bu yapılanları başka yerde yapan bir iktidar olsa, var ya, o iktidar halkın arasında gezemez. Böyle bir şey olur mu ya? Şimdi, bunun gibi daha neler...

Efendim, Emine Erdoğan'ın ağabeyinin karısına hazine arazisi veriyorlar. Bu memleketi... İşte, Zarraf denilen bir adam var biliyorsunuz. Bir İçişleri Bakanı "Senin kılına dokunurlarsa ben senin ayaklarının altında yatarım." diyor. Efendim, bu bakanlara şey veriyor ve getiriyor, orada devasa bir bina yapıyor, Emine Erdoğan'ın gelinine bağışlıyor. Ya beyler, efendiler, burada bu hiç mi sizi rahatsız etmiyor? Hiç mi rahatsız etmiyor ya? Bu 38 vatandaşın ölümü hiç mi sizi rahatsız etmiyor ya? Bu Türkiye'nin kan çanağına dönmesi hiç mi sizi rahatsız etmiyor?

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) - Seni ediyor mu?

KAMER GENÇ (Devamla) - Beni çok rahatsız ediyor. Zaten vicdanı, namusu olan insanları rahatsız eder, olmayanı zaten hiçbir şey rahatsız etmez. Yüzüne de tükürsen "Yarabbi şükür!" der onlara. (CHP sıralarından alkışlar)

O bakımdan, şimdi ne yapıyorsunuz? Olayı bu durumdan kurtarmak için gece Abdullah Öcalan'ın ayağına -helikopterle mi, uçakla- MİT Başkanını gönderiyorsunuz ve üçüncü gün, ondan sonra oradan birtakım talimat getirerek olayları yatıştırmaya çalışıyorsunuz. O zaman Hükûmet siz misiniz, Abdullah Öcalan mı arkadaş? Bir sormak istiyorum size. Ya, Ahmet Davutoğlu, Hükûmet sen misin, Abdullah Öcalan mı? O zaman, arkadaşlar, beyler, efendiler, bunları sizin düşünmeniz lazım. Ben önemli değilim, biz ferdiz ama bu Türkiye Cumhuriyeti devletini on iki senedir, on üç senedir siz yönetiyorsunuz. Bu kadar yolsuzluğun olduğu, bu kadar hırsızlığın olduğu, bu kadar hukuksuzluğun olduğu, devletin tevessuh ettiği bir iktidarın sorumlusu olarak siz hiç mi sorumluluk duymuyorsunuz? Kara Kuvvetleri Komutanı diyor ki: "Türkiye ateş içinde." Peki, bu ateş içine Türkiye nasıl getirildi arkadaşlar? Siz 2002 yılında iktidara geldiğiniz zaman Türkiye'nin ne Suriye'yle problemi vardı ne Irak'la problemi vardı, hiçbir yabancı devletle problemi yoktu. Tayyip Erdoğan dedi ki: "Ben Arap lideri olacağım." Yahu sen kimsin, Arap lideri olmak kim! Getirdin, ortalığı karıştırdın, şimdi, Türkiye çok kötü bir yere gidiyor. Bakın, beyler, böyle devam ederse siz de burada oturamazsınız, kimse sokakta gezemez ya.

Bakın, bizim Tunceli'de şimdi başladı PKK silahlı eylemlere, birçok yerde başladı. E, ne olacak peki? Kim bu duruma getirdi? Siz getirdiniz.

Şimdi, Tayyip Erdoğan milleti kandırdı. Ben dedi: Çözüm süreci, çözüm süreci, çözüm süreci... Çözüm sürecinin ne olduğu belli değil. BDP'li arkadaş diyor ki, grup başkan vekili arkadaşımız diyor: Hükûmetin çözüm paketinin 1'inci sayfasını bize gösterdi. E, peki, nedir, bunu açıklayın. Yani bu memlekette yalnız... Nedir yani, milleti kandırmaya gerek yok. Çıkarsın, yiğitçe dersin: Benim çözüm sürecim budur. Peki, bunu böyle yaparak siz buradan nereye gitmek istiyorsunuz? Yarın bu Türkiye'nin her tarafına...

Arkadaşlar, İstanbul'daki olaylar ortada, Ankara'daki olaylar ortada, İzmir'deki olaylar ortada, doğu, güneydoğudaki olaylar ortada. Türkiye Cumhuriyeti devleti yok olmuş, yok ortada. Peki, ne olacak yani? Bu Parlamentoda bunları konuşmayacağız da kıytırık uluslararası sözleşmeleri mi konuşacağız?

Bakın, bu fezlekeler meselesi, 4 bakanınız istifa etti değil mi? "Tape"ler var ortada. Şimdi diyorlar ki, Tayyip Erdoğan diyor ki: "Bana darbe yapıldı." Yahu ne darbesi Tayyip Bey? Sen yolsuzluk, hırsızlık yaptığına dair suçüstü yakalanmışsın, bu "tape"ler de ortada. E, şimdi ne darbesi ya?

Bakın, bir seneye yakın oldu soruşturma önergesinin belgelerini ortaya çıkaramıyorsunuz. Sizin içinizde bir grup, Soruşturma Komisyonu üyesi olan, Başkanı olan kişi her türlü fırıldağı çeviriyor bu Soruşturma Komisyonunun evraklarının açıklanmaması için. Herhâlde 2015 seçimlerini de atlatalım diyorsunuz, ondan sonra bu soruşturmaları yapalım. Böyle olmaz beyler, böyle bir devlet yönetimi işlemez. Türkiye yönetilmez bir durumdadır. Yarına sokaklar insan leşiyle dolacaktır. Ben bunu görüyorum, siz de görmek zorundasınız, görüyorsunuz da zaten. Siz, yarın öbür gün çıkacak mısınız sokaklara? Bu kadar hırsızlıkları, yolsuzlukları örtmek suretiyle çıkaracak mısınız? Aklın, bilimin yolu birdir. Hepimiz toplanalım -bu memleketi asgari hangi koşullarla- iç barışı sağlayacak bir ortamı yaratalım. Yoksa ki her şeyi inkâr et, efendim, ondan sonra suçu başkasının üzerine at ve yolsuzlukların üstünü ört. Böyle bir şey olmaz, bunları örtemezsiniz.

Burada, bakın, Türkiye Cumhuriyeti devletinin milletvekilleri olarak bu kürsüde göreve başladığımız zaman yemin ettik. Bu yeminimizin gereğini yerine getirelim arkadaşlar. Böyle bir şey olur mu? Bu devlet bu kadar sorumsuzca yönetilir mi? Bu kadar insan katledilirken siz nasıl vicdan içinde burada oturuyorsunuz? Hiç mi sizde insanlık sevgisi denen bir sevgi yok ya! Onun için, sizi görev yapmaya davet ediyorum.

Saygılar sunuyorum.(CHP sıralarından alkışlar)