Konu:İş Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:4
Birleşim:138
Tarih:09/09/2014


İŞ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI İLE BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA KAMER GENÇ (Tunceli) - Evet, sayın milletvekilleri, tabii, hukuk yok, kanun yok, nizam yok, Anayasa yok. Her şey bir tarafa bırakılıyor, keyfî bir Meclis yönetimi...

Biraz önce bir önerge verildi, AKP'li bakan tarafından verildi. Efendim, milletvekillerinin kıyak emeklilik müessesesinden yararlanmaları için getirdi fakat benim itirazım sonunda geri çekti çünkü, yani, aslında şu sıralarda bu önergeyi vermek bile Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı yapılan en büyük hakarettir, bir.

İkincisi: Şimdi, bakın, bu koskoca torba kanun içinde, 75 ve müteakip maddelerde çeşitli alacakların yapılandırılması var. Ya, şimdi, kanun tekniğine göre orada bütün akıllarına başta gelen kamu alacakları yapılandırılmış, işte, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a göre nasıl yapılır, Vergi Usul Kanunu'ndan doğan alacakların nasıl yapılandırılacağı belirtilmiş fakat nedense son anda aklına gelmiş, işte, efendim, büyükşehir statüsü... Bütünşehir Kanunu'na göre hükmi şahsiyetini kaybeden belediyelerin birçok yerlerde borçları var, bu borçları belediyeler özel idarelere devretmiş. O kapanan belediyelerin... O kapanan belediyelerin, işte, makine, teçhizatları falan aslında bağlı olduğu bütünşehir belediyesine, mal ve mülkleri devredilmesi gerekirken maalesef hak, hukuk tanımayan, kanun tanımayan bu AKP'liler, tutmuşlar CHP'lilerin ve MHP'li belediyelerin olduğu yerlerdeki en kıymetli arazileri -özellikle bu İzmir'de oldu, işte, birçok yerlerde böyle oldu, birçok belediyede- getirdiler, işte, dinî cemaatlere verdiler, bir kısmını getirdiler, Tayyip Erdoğan'ın oğlunun kurduğu TÜRGEV vakfına verdiler ama öte tarafta onların borçlarını o anakent belediyelerinin üzerine yıktılar. Bununla bir yapılandırma getirilmesini biz de istiyoruz aslında yani bu belediyelerin altında kaldıkları şeyde. Ama, arkadaşlar, her şeyin bir usulü var. Bu İç Tüzük niye yapılmış? Bu İç Tüzük, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışması için yapılmış. Getirilen bir kanun teklifi veya tasarısı veyahut da burada verilen önerge bizim lehimize de olsa... Biz bu Anayasa'ya sadakat göstereceğimize namusumuz ve şerefimiz üzerine yemin ettik. Dolayısıyla biz, lehimize de olsa, kanuna, İç Tüzük'e aykırı gelen bir önergeyi burada işleme koyamayız ki. "Menfaatimize uygunsa ne olursa olsun işleme koyalım..." Böyle bir şey olmaz.

İşte, biraz önce milletvekilleri emekliliğiyle ilgili gelen şeyde açıkça söyledim, işleme konulmaması lazım çünkü bu hüküm içinde yoktur. Ama Meclis Başkan Vekili, tabii, dinlemiyor, hemen aceleye getirdi yani birisi şey etmeseydi hemen çıkaracaktı, itiraz etmeseydik hemen çıkaracaktı. Böyle bir şey olmaz arkadaşlar. Bu Meclis Başkanlığı kürsüsünde ben de yedi sene oturdum. Ben burada verilen değişiklik önergelerinin hepsini tek tek inceliyordum. Bunun kime ne menfaat getireceğini, hazineye nasıl bir külfet getireceğini araştırıyordum ve Meclisi ikaz ediyordum. Şimdi, orada oturuluyor, gelen önergede ne geliyor, ne getiriliyor, bilmiyorlar.

Arkadaşlar, özellikle AKP'nin grup başkan vekillerinin bir kısmı gecenin bu saatlerinde... Dün de yapıldı, işte, İstanbul'daki bir belediyedeki, Cumhuriyet Halk Partisine ait olan bir belediyedeki çok güzel arazilerin olduğu yerleri getirdiler, AKP'li Ümraniye Belediyesine verdiler. Nedir amaç? Orada Ağaoğlu'nun da çok kıymetli arazileri var. Biliyorsunuz, bu Ağaoğlu 100 milyon dolar değerindeki bir arazinin, kendi arsalarının imara açılması için... İşte "tape"lere de intikal eden şeylerde, Tayyip Erdoğan'ın oğlunun ortağı olduğu TÜRGEV vakfına bağışladığı şeklinde telefonlara intikal eden beyanatlar var. biz bu konuda dedik ki: "Ya, bu doğru mudur, yanlış mıdır bir araştırma yapalım? Arkadaşlar, altı ay önce verilen soruşturma önergesi hâlâ... Bu AKP'liler, yani Anayasa'ya sadakat yemini yapan bu kişiler, bu gelen fezlekeleri sakladılar. 17 Aralık ve 25 Aralığı -bana göre- darbe kabul etmek için yani bir akıl ve izan sahibi olmamak lazım.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Sende yok zaten, olmadığı için yapmıyorsun ki!

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, bir defa, bir iktidar yolsuzluk yaparken, hırsızlık yaparken suçüstü yakalanmış. Nasıl yakalanmış? Telefonlarla yakalanmış. İşte, Cumhuriyet gazetesine o fezlekelerin bir kısmı intikal ediyor, Cumhuriyet gazetesinde yazılıyor. İşte, hangi firmalara kimlerin aracılığıyla... Özellikle, Tayyip Erdoğan'ın İstanbul'daki bütün imar değişikliklerine, birçok imar değişikliklerine, Erdoğan Bayraktar'a telefon ederek "Ya, işte şunları şöyle yapın, şunlara şöyle ruhsat verin, şuradaki imara aykırı yapılan binalara, işte bunlara af getirin." şeklinde talimatları var. Şimdi, bunlar ortadayken yani bu nasıl darbe sayılıyor?

Bakın, şimdi, ne yaptılar: Efendim, sulh ceza mahkemelerini kaldırdılar, yerine sulh ceza hâkimlerini getirdiler. Amaç neydi? Amaç, kendine bağlı hâkimleri yani özel yetkili mahkemelerin bir başka versiyonunu getirdiler. Biliyorsunuz, son zamanlarda AKP'nin ilçe ve il teşkilatlarında avukat olarak çalışan kişileri getirdiler -özel- bu hâkimlik mesleğine aldılar ve o hâkimlik mesleğinden bir kısmını da sulh ceza hâkimi yaptılar, amaçları oydu.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Ya, isim söyle.

KAMER GENÇ (Devamla) - Sulh ceza hâkimi olarak gelen kişi ne yaptı? "Efendim, bu 17 Aralık ve 25 Aralıkta tespit edilen telefon dinlemeleri usulüne uygun değildir; ben bunları yırtıp atıyorum, iptal ediyorum." dedi.

Şimdi, arkadaşlar, bakın, siyasette ahlak ve namus çok önemli bir şeydir. Şimdi, eğer, olabilir yani bir bakan, bir başbakan veya bir milletvekili hakkında kanun dışı yollarla elde edilen bilgi doğruysa o bilginin sonucuna katlanmak zorundasınız. Kanun dışı yolla elde edilebilir ama kanun dışı yollarla elde edilen bir bilgide bir bakanın, bir başbakanın, bir milletvekilinin hırsızlık yaptığı tespit edilmişse "Ya, bu usulüne uygun bir bilgi değildir, ben bunu hesaba katmıyorum." namuslu ve şerefli insanlar diyebilir mi arkadaş, sorumluluk sahibi insanlar diyebilir mi? Der ki: "Tamam kardeşim, ben burada bir hata yaptım. Ben hırsızlıksa hırsızlığı da kabul ediyorum." Eğer kabul etmiyorsan gidersin mahkemeye, tarafsız mahkemede yargılanırsın. Ondan sonra gelirsin "Bak, arkamda yargı kararı var." dersin ve kurtulursun. Ama şimdi dinlemişler seni, yolsuzluk yaptığın tespit edilmiş. Senin oğlunun vakıflarına 100 milyon dolarlar gelmiş. Efendim, imara aykırı yapılan yapılara ruhsat verilmesi için orada mağazalar alınmış, birtakım şeyler devredilmiş. Ondan sonra çıkıp diyorsunuz ki: "Ya, arkadaşlar, bize darbe yapıldı. Hükûmeti yıkmak için bize darbe yapıldı. Bu bilgiler -kaldı ki- kanun dışı yollarla elde edilmiş." Ya, önemli olan, kanun dışı yollarla elde edilmesi tabii ki önemli ama bu bilgiler doğru mu, yanlış mı?

Peki, bu fezlekeleri niye zamanında ibraz etmediniz? Burada Bekir Bozdağ tuttu fezlekeyi, kendisi gece İzmir Cumhuriyet Başsavcısına, Adana Cumhuriyet Başsavcısına telefon etti, dedi ki: "Git, o savcıları görevden al, o fezlekeleri de ortadan kaldır, ondan sonra o içeriye aldığın kişileri de bırak." Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın bacanağı evvela mahkemeye gitmedi. Savcıyı değiştirdiler, kendilerine uygun bir savcı getirdiler, ondan sonra gitti, tahliye oldu. Beyler, hukukun bu kadar ayak altına alındığı, kanunların askıya alındığı, Anayasa'nın tanınmadığı, mahkemelerin kararlarının tanınmadığı bir yerde nasıl devlet ayakta kalır, nasıl insanlar ayakta kalır?

Ya, şimdi, bu, Çiftlik'te yapılan o devasa inşaat... Arkadaşlar, bakın, İhale Kanunu'na göre ihale edilmemiş, bir yandaş müteahhide verilmiş. Korkunç derecede suistimal var, 1,5 milyar liraya mal olmuş bu inşaat.

Şimdi, Tayyip Erdoğan diyor ki... Ben dün sordum burada, "O son aldığın uçak..." 435 milyon sırf uçağın alınması, en azından 435 milyon da o uçağın tefriş parası derseniz 1 milyar liraya, 1 katrilyon liraya... Bakın, bugün gördünüz. Van'da kadın çocuklarıyla yalın ayak okula gidiyor arkadaşlar. Bu memlekette insanlar yalın ayak gezerken...

RECEP ÖZEL (Isparta) - Yalın ayak nerede var ya, atıyorsun şimdi.

KAMER GENÇ (Devamla) - ...bu kadar korkunç bir israf içinde olunur mu? Diyorum ki: "Bu uçak ne zaman alındı?" Buradaki bakan diyor ki: "Ya, eskiden, Abdullah Gül zamanında alındı." Peki, Abdullah Gül'ün bu uçağın alınması konusunda Hükûmete yazılmış bir yazısı varsa onu çıkarın, biz de öğrenelim. Yani, bu kadar keyfîliğin, bu kadar israfın, devlet malının bu kadar kişilerin şahsi menfaatleri için harcandığı bir memlekette... Arkadaşlar, bu, AKP'li milletvekillerinin tamamen yolsuzluklara, hırsızlıklara gözlerini kapatarak parmak kaldırmak suretiyle...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) - ...yok etmek suretiyle bir sonuç doğuruyor.

BAŞKAN - Süreniz bitti.

KAMER GENÇ (Devamla) - Bu da memlekete çok büyük zararlara mal olacak.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)