Konu:İş Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:4
Birleşim:138
Tarih:09/09/2014


İŞ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI İLE BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MÜSLİM SARI (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli üyeler; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yaklaşık üç buçuk aydır Meclis gündemini meşgul eden bir yasa tasarısı ya da teklifiyle karşı karşıyayız. Üç buçuk aydır gecenin bir vaktine kadar çalışıyoruz ve "Bu yasa tasarısından geriye ne kaldı?" diye sorsanız tek bir kelimeyle ifade edebilirim: Samimiyetsizlik. Esasen, bu yasal düzenleme ve üç buçuk aydır bizim burada vermiş olduğumuz emek, AKP'nin yasa yapma tekniğinde ne kadar samimi olduğunun da bir göstergesi oldu. Neredeyse, AKP, kendi siyasal gündemini, kendi siyasal takvimini bu yasanın görüşülme takvimine paralel bir biçimde bağladı; istediği zaman Parlamentoyu kapattı, istediği zaman Parlamentoyu açtı, istediği zaman olağanüstü bir şekilde bizi toplantıya çağırdı. Ama, olağanüstü bir şekilde, birtakım gerekçeler uydurarak toplantıya çağırmış olmasına rağmen, getirdiği düzenlemelerin, yasanın içine sokmuş olduğu düzenlemelerin hiç de olağanüstü bir yanı yoktu. Biz, üç buçuk ay boyunca burada yapmış olduğumuz bütün çalışmalarda bunu çok açık olarak gördük. Mesela, en son uygulamasını daha dün yaşadık. Meclis olağanüstü toplantıya çağrıldı, "Öğretim yılı açılıyor." diye, "Öğretmenlerin atamalarını yapalım." diye, "Soma'daki mağdurların mağduriyetlerini giderelim." diye ya da "Vergi affı ya da SGK affı bekleyen kitlelerin ihtiyaçlarını, taleplerini yerine getirelim." diye ama son dakika madde ihdaslarıyla, yapılan düzenlemelerle aslında yeni rant kapıları açtık. Dolayısıyla, bütün bu yasal düzenlemeler, bu torba yasaya ilişkin bütün çalışmalar aslında AKP'nin bütün yasa yapma tekniğinde ne kadar samimiyetsiz olduğunun da göstergelerinden biri oldu. Bu yasanın sonuna doğru geldiğimiz için, bir genel değerlendirme yapma fırsatı da bulduğumuz için bunları söylüyorum.

Bakınız, biz, en baştan beri, üç buçuk ay boyunca yapmış olduğumuz bütün tartışmalarda toplumun beklentilerini, kitlelerin beklentilerini yerine getirmek için "Bizim de katıldığımız madde düzenlemelerini buralardan ayıralım ve bunları hemen çıkartalım." dediğimiz hâlde AKP hiçbir zaman buna yanaşmadı ve bir torbayı bağlayarak neredeyse üç buçuk aydır bürokratların "Ya, bunu da bunun içine katalım, bunu da bunun içine katalım." diyerek sürekli büyüyen bir torbaya çevirdiği bir yasal düzenlemeyle karşı karşıyayız. Bu yasal düzenlemenin içinde çok açık bir biçimde Anayasa'ya aykırı hükümler oldu. Biz Anayasa'ya aykırı olduğu çok belli olan bu hükümlere "Bizim kırmızı çizgilerimizdir." dedik ve bunlara karşı direndik.

Bakınız, bir hukuk devletinde mahkeme kararlarının uygulanmayacağına ilişkin düzenlemeler var bu torba yasanın içinde. Açık bir biçimde Anayasa'ya aykırı. Kamu kurumlarında çalışan kamu görevlilerinin, mahkeme kararlarına rağmen, görevlere iadesinin ertelendiği, iki yıl gibi sürelerle ertelendiği düzenlemeler var bu yasal çerçevenin içinde. Özelleştirme uygulamalarıyla ilgili verilmiş olan mahkeme kararlarının, verilmiş iptal kararlarının uygulanmayacağına ilişkin düzenlemeler var bu yasal düzenlemenin içinde. Açık bir biçimde Anayasa'ya aykırı düzenlemeleri, Mera Kanunu'na ilişkin düzenlemeleri bu yasal düzenlemenin içine soktuk. Anayasa'da çok açık bir biçimde "Özel mülkiyet tahsis edilemez, herhangi bir özel mülkiyet ilişkisi kurulamaz." dendiği hâlde meralara ilişkin kentsel düzenleme ve Kentsel Gelişim ve Kentsel Dönüşüm Projeleri çerçevesinde meraların özel mülkiyete açılması ve yapılaşmaya açılmasına ilişkin düzenlemeler var. Bununla da yetinmediniz, bütün bu kırmızı çizgilere rağmen, bütün bu Anayasa'ya aykırılıklara rağmen ve her fırsatta bunu biz söylediğimiz hâlde bununla da yetinmediniz ve son dakika getirmiş olduğunuz madde ihdaslarıyla sürekli olarak bunu çoğaltıyorsunuz, büyütüyorsunuz.

Şimdi, az önce burada konuşurken bir espri yaptık ama bu espri gerçeğe döndü. Benim önerim şu: Bundan sonra buraya yasal düzenlemeler getirilmesin. Şöyle yapalım: Her senenin başında bir torba açalım, bu torba üç maddeyle, beş maddeyle başlasın, yıl bitimine kadar bu torbanın içine ne koymak istiyorsak, hangi düzenlemeyi yapmak istiyorsak, hangi ihtiyaçtan kaynaklanan hangi düzenleme varsa bu torbanın içine koyalım, yılın bitimine kadar her gün bunları konuşalım, o yıl bittiğinde elimizde bir torba olsun, üzerine de yazalım "24'üncü Dönem torbası, 25'inci Dönem torbası, 26'ncı Dönem torbası." Maalesef yasama bu noktaya gelmiştir. Sizin yasa yapma tekniğiniz, yasa yapma anlayışınız Parlamentonun saygınlığını yok etmiştir ve bu noktaya getirmiştir.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)