Konu:İş Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:4
Birleşim:137
Tarih:08/09/2014


İŞ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI İLE BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Yusufeli'ndeki barajla ilgili olarak... Yusufeli ilçe merkezi de ne yazık ki baraj sahası içerisinde kalıyor, baraj havzası içerisinde kalıyor. Yusufeli'ne ilişkin problemler var. Aslında Artvin Milletvekilimizle bu konuda bir istişare yaptık, bu konuda bir muhalefetimiz yok ama Yusufeli'nde problemler var, onları yüce heyetinizle paylaşmak istiyorum.

Bunlardan bir tanesi şu: Yusufeli, biraz önce de ifade ettiğim gibi, Yusufeli Barajı'nın içerisinde kalıyor. 2008 yılında 5753 sayıyla çıkarılan bir kanun var, bu yasa da Yusufeli'nin yeni yerleşim birimine taşınmasına ilişkin bir kanun, mevzuat düzenlemesi yapıldı. Aradan altı yıl, yedi yıl geçti; "Yansıtıcılar bölgesi" olarak tarif edilen yere ilişkin herhangi bir ilerleme yok değerli milletvekilleri, herhangi bir çivi bile çakılmadı. Yusufeli'nde oturan vatandaşlarımız, yurttaşlarımız Yusufeli'ndeki kamulaştırmaya ilişkin bu belirsizliğin bir an evvel ortadan kaldırılması ve kamulaştırmanın bir an önce yapılmasına ilişkin beklenti içerisindeler. Şöyle ki: Bakın, 2008 yılında bu kanuni düzenleme yapılmış olmasına rağmen, bu konuda herhangi bir çivi çakılmamış olmasına rağmen, özellikle Yusufeli'ndeki konutlara ilişkin, 300-350 civarındaki konuta ilişkin para ödemesi yapılması konusunda bir tereddüt var. Kamulaştırma yapan idare diyor ki: "Bunlar sonradan yapılmıştır, ben baştan tespitleri yaptım, bu 300-350 civarındaki eve kamulaştırma bedeli ödemeyeceğim." Bu konudaki sorunun, problemin bir an önce ortadan kaldırılması gerekiyor değerli arkadaşlarım.

Yine, bu yeni yerleşim birimine ilişkin olarak, 1.288 konut yapılmasına ilişkin bir proje var. Mevcut, Yusufeli'nde şu anda yaşayan 10 bin civarında yurttaşımız var; 4 bin, 5 bine yakın da ev var. Yeni kurulacak yerleşim birimi yüzde 60, yüzde 65 civarındaki bir eğimi kapsamaktadır, burada insanların yerleşmesi, yapılan evlerin de yetersiz olması açısından ciddi anlamda sıkıntı yaratmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakan; dinlemenizi özellikle istirham ediyorum. Bakın, Türkiye'nin her tarafında toprak gayrimenkuldür, bir tek Yusufeli'nde menkuldür. Ben uzun yıllar Artvin'de avukatlık yaptım. Toprak hırsızlığı diye bir olay hiçbir yerin cumhuriyet savcılığına intikal etmemiştir ama Yusufeli'nde toprak hırsızlığı diye bir olay Yusufeli Savcılığı kayıtlarına intikal etmiştir, bir yurttaş bir diğer yurttaşın toprağını aldı götürdü diye diğeri onu şikâyet etmiştir. Bunu niye anlatmaya çalışıyorum? Yusufeli'nde toprak çok önemlidir yani gayrimenkulden daha önemlidir, menkul niteliğiyle daha önemlidir, toprak azdır da ondan önemlidir. O nedenle eğer ileriye doğru bir kamulaştırma çalışması yapılacaksa Yusufeli'ne ilişkin gerekirse özel bir yasa çıkarmalıyız, bu çok önemlidir. Neden? Çünkü batıda belki binlerce dönümle ifade edilen gayrimenkul miktarları Artvin Yusufeli'nde 70 metrekare, 80 metrekare gibi küçük, lokal metrekare fiyatlarıyla ifade edilmektedir. Bu nedenle bu hususu yüce heyetin dikkatlerine sunuyorum.

Bir sorun daha var. Yusufeli'nin iki köyünde kamulaştırma yapıldı şu ana kadar. Bir köyün kamulaştırma işlemleri tamamlandı, diğer köyde... Özellikle Devlet Su İşleri yetkililerini buradan uyarıyorum. Bakın, Devlet Su İşleri yetkilileri köylülere gidiyor, diyorlar ki: "40 lira, 50 lira metrekare fiyatı veririz. Siz eğer bu fiyat üzerinden uzlaşmayla, pazarlıkla bu yerleri bize devrederseniz problem yok ama eğer devretmezseniz yarın bir gün size dava açmayız -bakın, dikkat edin- sürüncemede bırakırız. Bir, iki yıl dava açmayız, bir, iki yıl içerisinde dava açmadığımız gibi açılan davalar da iki, üç yıl sürer, siz beş yıl içerisinde parayı alamazsınız." Bu ne demektir biliyor musunuz? Aba altından sopa göstermektir değerli arkadaşlarım. 2942 sayılı Kanun'da davanın hangi süre içerisinde biteceğine, hangi süre içerisinde tamamlanacağına ilişkin süreleri yasa açıkça koymuş ama buna rağmen vatandaşları karşısına alıp "Sana 40 lira veririm, 50 lira veririm, buna bir an önce imza at." demek, bunu kabul etmek mümkün değildir.

O nedenle, kamulaştırmaya ilişkin Yusufeli'ndeki yurttaşlarımızın yaşadığı sorunların bir an evvel ortadan kaldırılması gerekir. Araziye ilişkin değerlendirmelerde, Yusufeli'nde imar planıyla ilgili değerlendirmelerde bir an önce devlet ne olduğunu ortaya koymalıdır, çocuğun adını koymalıdır. Çünkü biz biliyoruz ki bu baraj havzasında yapılacak barajlar nedeniyle koskocaman bir ilçeyi yok edeceğiz, koskocaman bir ilçeye diyoruz ki: "Al, mezarlarınla beraber terk et burayı." O nedenle devlete bir şey dediğimiz yok, Türkiye'ye feda olsun ama bu kamulaştırmayı yapıyorken adil ve hakkaniyet çerçevesi içerisinde yapalım ve insanlar önünü görebilsinler. Biz insanlara diyoruz ki "Alın gidin, çekin gidin." Artvin'in birçok köyünde de böyle oldu, mezarlarını 100 metre suyun altında, 50 metre suyun altında bırakarak insanlar "Devletimize bir şey olmasın, başımızın üzerinde." diyerek koşa koşa gittiler. Şimdi biz ilçeyi yok etmeye çalışıyoruz. Bir yandan belirsizlik devam ediyor, kamulaştırma işleminin ne zaman yapılacağını bilmiyoruz, "Bugün yapacağız, yarın yapacağız, öbür gün yapacağız." diye insanları avutuyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bakın, yasanın tarihi 16/4/2008. 16/4/2008'de acelece yeni yerleşim yeriyle ilişkili yasayı çıkarttık. Yedi yıldır neyi bekliyoruz biz değerli arkadaşlar? İnsanlar, Yusufeli'nde yaşayanlar diyorlar ki: "İmar ve iskânla alakalı sorunları bir an önce halledin, bizim topraklarımızın gerçek bedelini verin."

Ben bu vesileyle bu sorunları anlatmaya çalıştım, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)