Konu:Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın, (2/2075) Esas Numaralı Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin
Yasama Yılı:4
Birleşim:131
Tarih:12/08/2014


ANKARA MİLLETVEKİLİ AYLİN NAZLIAKA'NIN, (2/2075) ESAS NUMARALI SEÇİMLERİN TEMEL HÜKÜMLERİ VE SEÇMEN KÜTÜKLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ'NİN DOĞRUDAN GÜNDEME ALINMASINA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AYLİN NAZLIAKA (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sığınma evindeki kadınların oy kullanabilmesi amacıyla vermiş olduğum kanun teklifiyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum.

Tabii, aslında biz bu kanun teklifinin yerel seçimler öncesinde, o olmadı Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde geçmesini çok önemsemiştik ancak, maalesef, ertelene ertelene bugüne geldik. Ama, öyle umut ediyorum ki sizlerin de vereceği oylarla birlikte bu kanun teklifini bugün getirir, bu ayıbı bir an önce ortadan kaldırırız.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'na teşekkür etmek istiyorum çünkü sığınma evindeki kadınlarımızın sorunlarına dikkat çekmesi ve sığınma evindeki kadınların oy kullanamaması yönünde farkındalık yaratması açısından çok kıymetli çalışmalar yürütüyorlar.

İkinci söylemek istediğim şey ise -keşke burada Aile ve Sosyal Politikalar Bakanınız olsaydı- ona bir duyuru niteliğinde: Bakın, bilinçli olarak çok yanlış bir terim kullanıyorsunuz. Biz ne zaman size bir soru önergesi versek ve soru önergesinde sığınma evleri sayısını ya da sığınma evindeki kadınların sayısını sorsak bize verdiğiniz yanıtta "konukevi" terimini kullanıyorsunuz. "Konukevi" bilinçli olarak yanlış olarak kullanılan bir kelimedir çünkü "konukevi" diyerek bunun içerisine misafirhaneleri ve yaşlı bakımevlerini de dâhil edip sayıyı daha yüksek göstermeyi hedefliyorsunuz. Oraların adı "sığınak"tır, "sığınak"; kadınların can havliyle sığındığı yerdir, can güvenliği olmayan insanların korunma amaçlı olarak gittiği yerdir. O yüzden, bir an önce bu yanlış terminolojiyi de ortadan kaldıralım diyorum.

Değerli milletvekilleri, bu konuyu, sığınma evindeki kadınların oy kullanma konusunu sizin Bakanınıza soruyorlar, Bakan yanıt olarak "Bu çok karmaşık bir mevzu." diyor. Yani, tabii, ona karmaşık geliyor olabilir, ona birtakım konular çok karmaşık geliyor zaten, bunu anlıyoruz ama biz şimdi vermiş olduğumuz bu kanun teklifiyle toplumsal cinsiyet eşitliğinin olduğu ülkelerde bu sorunun nasıl çözüldüğünü bir kez daha sizin Bakanınıza da duyurmuş oluyoruz.

Elbette ki kadınların güvenliği açısından sığınakların adresi gizli tutulmalıdır ancak siz o ildeki, kadının bulunduğu ildeki aile ve sosyal politikalar il müdürlüğünün adresini göstererek çok rahatlıkla bu kadınların oy kullanmasını sağlayabilirsiniz. Ne olmuş oluyor sizin bu sisteminizle birlikte? Şiddet gören kadın bir kez de devletten bir tokat yiyor. Devlete sığınıyor ama devlet onu ölü sayıyor, yok sayıyor. İşte o yüzden diyoruz ki: Bir an önce kadınlarımızın en temel hakkını, en temel yurttaşlık haklarından biri olan seçme hakkını teslim edin.

Tabii, olup bitenlerden sizin Bakanınızın pek haberi yok. Örneğin kendisi diyor ki: "Kadınlarımız korunma altındayken öldürülmüyor." Ne talihsizliktir ki bu açıklamayı yaptığı 4 Temmuz 2014 tarihinde Şefika Söylemez adlı bir kadın arkadaşımız, 21 yaşında gencecik bir kadın arkadaşımız koruma altındayken evinin önünde silahla öldürülüyor, yaşamını kaybediyor. Bu kadar olup bitenlerden bihaber durumda olduğunuzu maalesef sizlere söylemek zorundayım.

Değerli milletvekilleri, kadının bedeni üzerinden yürüttüğünüz siyaset nedeniyle gelmiş olduğumuz noktada kadınların ne giydiği, ne yediği, ne içtiği, ne renk ruj sürdüğü, hamile kadınların sokakta dolaşıp dolaşamayacağı, kadınların kahkaha atmasının iffetsizlik olup olmadığı ve hatta bugün yapılan bir açıklamaya göre de kadınla erkeğin bir arada horon tepip tepmemesi bile tartışılır noktaya geldi; kızlı erkekli eğitim görmek bile tartışılır noktaya geldi, karma eğitim bile tartışılır noktaya geldi. bunların sorumlusu sizsiniz, siz. Hani günde 3 kadınımız öldürülüyor ya; hani kadına yönelik şiddette yüzde 1.400 artış var ya; işte, o katilleri cesaretlendirenler, kadına nerede, nasıl davranması gerektiğini dikte edenlerdir. Bakmayın öyle uzaklara, sizlerden bahsediyorum, sizlerden. Sizlersiniz o katilleri cesaretlendiren.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Bak işine kardeşim, konuşmanı yap sen ya!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Sizlersiniz, evet.

Onun için diyorum ki...

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Aldın dersini, hâlâ konuşuyorsun ya! Boş şey bunlar, boş.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Tabii, izleyicilerimiz buradan söylenen lafların seviyesini duymuyor ama duymamaları belki daha iyi televizyondan bizi izleyenlerin. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Ne var seviyede ya?

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) - Kendi seviyen yerlerde sürünüyor.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Valla, şeytan diyor ki çıkar şu ayakkabını fırlat ama bir ayakkabıma bakıyorum, bir sizlere bakıyorum, değmez diyorum açıkçası. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Hadi be!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Evet, değmez.

Diyorum ki bir kez olsun ellerinizi "hayır" demek için değil, "hayırlı olsun" demek için kullanın, parmaklarınızı bir kez olsun hayırlı bir iş için kullanın. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)