Konu:İş Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:4
Birleşim:124
Tarih:23/07/2014


İŞ KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI İLE BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MÜSLİM SARI (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; torba yasanın 60'ıncı maddesine ilişkin söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yasa görüşmeleri başladığı andan itibaren birtakım usul hatalarına ilişkin bazı değerlendirmeleri buraya gelen arkadaşlarım yaptılar, ben o ayrıntılara girmeyeceğim. Sadece şunu söylemek istiyorum: Parlamentonun yasa yapma tekniğine ilişkin ortaya çıkan yanlışlıkların her geçen gün Parlamentonun saygınlığını düşürdüğünü hep beraber görüyoruz. Bunun en güzel örneklerini az önce Plan Bütçe Komisyonunda yaşadık.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu'nun 42'nci maddesine göre, hesap verme sorumluluğu çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisine yani yasama organına sunum yapması gereken ve sorulara cevap vermesi gereken bir Merkez Bankası, Komisyonun huzurunda sorularımıza cevap vermeyi reddetti, "Ben bu sorulara cevap vermeyeceğim. Ben bu sorulara yazılı cevap vermeyi tercih ediyorum." dedi. Bu, Komisyona ve Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yasama organına saygısızlıktır. Yukarıda bununla ilgili bir tartışma yaşandı ve bu tartışmanın sonucunda Merkez Bankası lütfedip sorularımıza cevap vermeye karar verdi.

Bu, aslında Parlamentonun saygınlığının bürokrasi karşısında ne kadar geriletildiğinin basit bir göstergesidir, örneğidir ve yasa yapma yöntemlerimizin ve tekniklerimizin de bununla çok yakından ilişkisi vardır diye düşünüyorum. Bu hepimizin sorunudur.

60'ıncı madde çok önemli bir madde çünkü 60'ıncı maddeyle aslında vatandaş bilmediği bir borcunu öğrenmiş oldu. Evet, torbadan vatandaşa borç çıktı. Yaklaşık 7 milyon 515 bin 607 vatandaşın genel sağlık sigortası çerçevesinde yaptırılması gereken gelir testlerinin resen yapılması dolayısıyla yaklaşık 9,1 milyar lira borçlu olduğu ortaya çıktı, yani eski parayla 9,1 katrilyon.

Sayın Başbakan genel sağlık sigortasını överken cebinden bir kimlik belgesi çıkardı ve aynen şu şekilde, dedi ki: "Ey vatandaş, herhangi bir biçimde sağlık güvenceniz yoksa, çalışmıyorsanız, elinizdeki kimlik belgesiyle gideceksiniz, istediğiniz hastanede tedavi olacaksınız ve bunun primlerini de devlet karşılayacak, bunun primlerini de kamu karşılayacak." Vatandaş da buna inandı ve güvendi ve genel sağlık sigortası sistemine geçti Türkiye.

Genel sağlık sigortası sistemi kapsamında vatandaşların gelir testi yapması gerekiyordu. Ama gelir testi yapan vatandaşlar toplam vatandaşların ancak yüzde 5'i seviyesinde kaldı. Dün Sayın Bakan diyor ki: "Gelir testi seviyesinin düşük olmasında muhalefetin de payı var. Muhalefet de gitsin, bunu da vatandaşlara anlatsın." Kusura bakmayın ama siz iktidarsınız, siz iktidar olarak bunu anlatmak zorundasınız. Vatandaş gelir testini yaptırmayınca ne oldu? SGK ve ilgili birimler resen gelir testi yaptılar ve dediler ki: "Ey Ahmet Efendi, ey Ayşe teyze; sen gelir testi yaptırmaya gelmedin ama biz senin gelirini biliyoruz. Belli ölçütlere göre, mesela, asgari ücretin 1 katı ile 2 katı arasında gelirin var ve senin ayda 128 lira ödeme yapman gerekiyor, prim ödemen gerekiyor." Ayşe teyzenin bundan haberi yok, Ahmet amcanın bundan haberi yok çünkü herhangi bir biçimde sağlık hizmeti de almamış.

Şimdi, Ayşe teyze hastaneye gidiyor, diyor ki: "Başım ağrıdı. Başım ağrıdığı için röntgen çektirmek istiyorum." Bankodaki kıza kimliğini veriyor, diyor ki: "Sayın Başbakan bana dedi ki: 'Kimliğini getir, bedava tedavi ol.' Ben de getirdim kimliğimi, başım ağrıyor." Bankodaki kız bilgisayara girdi TC numarasıyla, dedi ki: "Ayşe teyze, senin 3 bin lira borcun var yani 3 milyar lira." "Nereden çıktı borç?" dedi. "E sen genel sağlık sigortasına tabiymişsin, senin gelirin düşükmüş, gelir testi yaptırmamışsın, gelir testi yaptırmadığın için biz de sana resen gelir testi yaptırdık. Senin gelirin asgari ücretin 1 katı ile 2 katı arasında çıktı, ayda 128 liradan geriye dönük olarak iki yıl boyunca 3 bin lira borcun var. Bu 3 bin lira borcunu öde, ben senin baş ağrın için, röntgenin için gerekli işlemleri yapacağım." diyor.

Şimdi, biz diyoruz ki: Bu kişi daha önce sağlık hizmeti almamış, herhangi bir biçimde sistemin içine girdiğinden de haberi yok, hiç olmazsa gelir testi yaptırdığı tarihten itibaren geriye dönük bunu işletmeyin. O tarihten günümüze kadar onu sigortalı kapsamı içine alın ve genel sağlık sigortası kapsamı içinde primlerini ödesin. Ama Sayın Hükûmet ve Sayın Bakan "Hayır, geriye yürütemeyiz." diyor. Daha doğrusu "Geriye yürütürüz, o tarihten itibaren başlatamayız. Vatandaş bu borcunu ödeyecek." diyor.

Dolayısıyla buradan vatandaşlarıma sesleniyorum: 7 milyon 515 bin vatandaş 9,1 milyar bir borçla karşı karşıyadır. Bununla ilgili düzenleme sonrasında yakında evlere tebligatlar gelecek, yakında vatandaşlar bu borçlarını ödeyecek. Hükûmeti bundan geri adım atmaya çağırıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)