Konu:Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Tasarısı
Yasama Yılı:2
Birleşim:116
Tarih:06/06/2012


HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU TASARISI
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

SENA KALELİ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, 233 sıra sayılı Tasarı'nın 11'inci maddesiyle ilgili önergemiz üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, meşhur bir sözümüz vardır: "Söz uçar, yazı kalır." "Akıl defter değil." sözü de halkımızın çok kullandığı deyimlerdendir. Bir birikimin, deneyimin ve görmüşlüğün sonucu olan bu sözlerle ilgili hepimizin karşılaştığı bir yaşanmışlık vardır. Bize iletilenleri not ederiz. Takibi mümkün olsun diye, tarih ve sayılı, taleplerimizi yazılı bildiririz. Sözlere güvensek de güvence oluşturmak için tutanak tutarız.

Tasarının "Tarafların aydınlatılması" başlığını taşıyan 11'inci maddesinde geçen "gerektiği gibi" sözcüğü, muğlak ve keyfîlik içermektedir. Bir bakıma, kullanılacak yöntem, ara bulucunun takdirine bırakılmıştır. Hem ara bulucu hem taraflar ve hem de sonuçlar açısından yeni sorunlara yol açmaması için, tarafların aydınlatılması yükümlülüğü yazılı olarak yerine getirilmelidir çünkü insanız ve unutmak da insana özgü bir durumdur. Sözün senet olarak geçtiği mertlik dönemi çok geride kalmıştır. Egemen kültürün "biz" değil, "ben" olduğu cilalı imaj devrindeyiz. İdare edenler, tepkilere, hak taleplerine kulak vermek istememektedir. Tartışma, araştırma, danışma, uzlaşma yeteneğimiz gelişmemiştir.

Bu dönemde Türkiye, güçlü olanın, baskıcı olanın, rant sahibi olanın sözünün geçtiği, zayıfların durumlarını kader olarak kabul ettiği, koruyucu hukuk bilgisi olmayan, adalet ve yargı sistemine güveni zayıf, hâkim gücün kötüye kullanıldığı bir toplum konumundadır. Klan hukuku mantığıyla çıkan yasalar yargının gecikmesini de beraberinde getirmekte, insanların kendi adaletine sarılması da bu sistemle meşrulaştırılmaktadır. Her alanda var olan, bölme, ayrıştırma, çatıştırma anlayışına çok hukukluluk da eklenecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Sayın Cemil Çiçek'in ara buluculuk yaptığı tutuklu vekillerle ilgili görüşmelerde siyasi partiler arasında bir uzlaşma sağlanmasına karşın, Başbakanın uzlaşmaz ve tavizsiz kişiliğiyle süreç tıkanmıştır. Keza uzlaşamadığımız Uludere metaforuyla açıklanan kürtaj, size göre nasıl cinayet ve günahsa bize göre emeğe hakkını vermemek, hak ve haram yemek, Uludere ve iş cinayetleri de aynı şekilde günahtır. Bırakın özrü, Allah'tan mağfiret dilemeniz gerekir.

Tarafların büyük gayretiyle sürdürülen Anayasa çalışmalarıyla ilgili evrensel dil ve ilkeler düzeyinde başlatılan görüşmeler, yazım aşamasına gelindiğinde "Uzlaşamıyoruz." söylentileriyle kendi yazdıklarını dayatma manevrası için zemin hazırlanmasına dönüşmüştür.

Evrensel değerleri içselleştirememiş, geleneksel aidiyetin, töre ve şiddetin baskın olduğu bir ülkede ara buluculuk sistemi hakkı da, hukuku da güce teslim etmek anlamına gelmektedir. Gücün ne olduğunun ise hiç önemi yoktur; kimi zaman din istismarı, kimi zaman para, kimi zaman çoğunluk. Unutmayın, Arena'ya topladığınız taraftarınız kadar incittiğiniz halk da var.

Bu nedenle, aydınlatma yükümlülüğü, içeriğinde bağlayıcı neticenin varlığı, gerekirse avukat bulundurma hakları, istedikleri zaman işi sonlandırabilecekleri, ödeyecekleri net ücret, süreç içindeki belgeleri delil olarak kullanamama gibi konular anlaşılır ifadelerle yazılmalıdır.

Tasarı bu şekliyle kanunlaşırsa sosyolojik hayatın gerçekliğine uygun olmayan, geliştirilmeye uğraşılan, uzlaştırma kültürümüzü zorlayan, mafya, aşiret, cemaate dayalı bir yapı oluşturacaktır.

Bu düşüncelerle aydınlatma yükümlülüğünün yazılı olması önergemize izan sahibi her milletvekilinin sağduyulu yaklaşacağına inanıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Kaleli.