Konu:TERÖRÜN SONA ERDİRİLMESİ VE TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMENİN GÜÇLENDİRİLMESİNE DAİR
Yasama Yılı:4
Birleşim:114
Tarih:09/07/2014


TERÖRÜN SONA ERDİRİLMESİ VE TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMENİN GÜÇLENDİRİLMESİNE DAİR
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RIZA TÜRMEN (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu konuyla ilgili ne düşünürsek düşünelim, hangi pencereden bakarsak bakalım, ihmal edemeyeceğimiz çok büyük bir gerçek var, iki yıla yakın bir zamandır bölgede çatışma durmuştur ve cenazeler gelmemektedir, ölümler tamamen bitmemiş olsa bile. Bu, tabii, hiçbir zaman küçümsenmemesi gereken bir gerçek.

Yalnız, bu, çözümün kendisi değildir, bu bir ateşkestir. Ateşkes çözümün yerine geçemez ve ateşkesi çözüme dönüştüremezseniz ateşkesi ayakta tutmak da güçleşir. Onun için, ateşkesi çözüme dönüştürebilmek çok önemli. Bu, önümüzdeki kanun tasarısı ateşkesi çözüme dönüştürebilecek mi? Bu bakımdan yeterli bir tasarı olmadığı görüşündeyim. Bir çerçeve olarak dahi yeterli değildir. Bunu söylerken tasarıyı küçümsemiyorum, tasarı önemlidir. Önemi şuradan ileri gelmektedir: İlk defa, Türkiye Büyük Millet Meclisine Kürt sorunu ya da belki daha doğrusu Kürtlerin sorunuyla ilgili olarak bir tasarı getirilmiştir. O nedenle bunu ilke olarak destekliyoruz ama bunu söylerken gönül isterdi ki bu tasarı çok daha yapıcı, çözüme çok daha katkıda bulunabilecek bir tasarı olsun.

Tasarının birinci problemi, başlığından da anlaşılacağı gibi, tasarının içinde de söylendiği gibi, "Amacı, terörün sona erdirilmesidir." diyor. Oysa bir çözüm istiyorsak bölgede, bu çözüm temel hak ve özgürlük taleplerinden geçiyor, ortada temel hak ve özgürlük talepleri var. Eğer bu talepleri göz önünde bulundurmadan bir çözüm arayacak olursak, bu çözümü elde edemeyiz. Yani çözümü hak ve özgürlükler ekseninde görebilmek lazım. Bu tasarı bunu yapmıyor.

Tasarı, onun dışında, Hükûmete sonsuz yetkiler veriyor. Hükûmet zaten bu yetkilerin bir kısmına sahip. Örneğin diyor ki: "Bakanlar Kurulu, çözüm sürecine ilişkin gerekli kararları almaya yetkilidir." Peki, şimdiye kadar Bakanlar Kurulu yetkili değil miydi kararları almaya? Bunun gibi, böyle gereksiz şeyler var.

Ve tabii, tasarının en sakıncalı tarafı, bu 4'üncü maddenin (2)'nci fıkrası. Böyle bir mutlak sorumsuzluk kabul edilemez, böyle bir mutlak sorumsuzluğa imkân yoktur, böyle bir mutlak sorumsuzluk makamlara verilir, kişilere verilmez. Yani Cumhurbaşkanına verilir, milletvekiline verilir böyle bir mutlak sorumsuzluk ama kişilere verilmez. Onun için bu sorumsuzluğu, bu muafiyeti görevle sınırlamak lazım, o görevi yapan kişilerle sınırlamak lazım, yani ne bileyim, işte, müzakerelerle sınırlamak lazım ya da çözüm süreciyle sınırlamak lazım ve orada görev yapan kişilerle sınırlamak lazım. Bu şekilde, böyle, ucu açık... "Bu kanun kapsamında" diyor. Sonra, kanun zaten o kadar böyle belli belirsiz ki, o kadar sınırsız ki hangi yetkilerin hangi görevlilere verileceği... Son derece tehlikeli bir madde bu.

Başka bir mesele, tabii, Hükûmete bu kadar çok geniş yetki verilince şöyle bir problem ortaya çıkıyor: Eğer sorunun temelinde temel hak ve özgürlükler yatıyorsa, temel hak ve özgürlükler yönetmeliklerle düzenlenmez. Burada yönetmeliklerle düzenlenmesi öngörülüyor, Hükûmete bırakıldığı için. Temel hak ve özgürlükler her zaman kanunlarla düzenlenir, insan hakları hukuku hep böyledir. İkinci sakıncası da tabii, yönetmeliklerle düzenleneceği için bunlara karşı Anayasa Mahkemesine gitmek imkânı da ortadan kalkacaktır.

Biz şunu söylüyoruz her zaman çözüm için: Bir yasal zemine kavuşturulmalıdır ama yasal zemin bu kanunda öngörülen yasal zemin değildir. Yani bizim söylediğimiz, Hükûmete her konuda yetki verilmesi yasal zemin değildir, müzakereyi yürütene böyle sınırsız bir koruma verilmesi de yasal zemin değildir. Bizim söylediğimiz yasal zemin, bunun Türkiye Büyük Millet Meclisine çekilmesidir ve saydamlıktır. Sayın Bakan konuşmasında "Konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisine getiriyoruz." dedi fakat hiçbir işaret yok tasarıda burada. Yani, yasal zemin şudur: Bir müzakere, kanunda öngörüldüğü şekilde, kanunda öngörülen taraflar arasında -çünkü bugün yapılan müzakerenin ne tarafları bellidir ne konusu bellidir- doğru dürüst bir müzakere yürütülmelidir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi çerçevesinde yapılması gerekir bunun. Ve Türkiye Büyük Millet Meclisine nasıl çekileceğini gösteren bizim kanun teklifimiz vardır. Belki onu dikkate almak yararlı olur.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)