Konu:Haberleşme Özgürlüğüne Ve Özel Hayatın Gizliliğine Yönelik İhlallerin Tespiti Ve Önlenmesine İlişkin Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Bir Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin Önergelerin Görüşmesi Nedeniyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:109
Tarih:26/06/2014


HABERLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜNE VE ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNE YÖNELİK İHLALLERİN TESPİTİ VE ÖNLENMESİNE İLİŞKİN TEDBİRLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELERİN GÖRÜŞMESİ NEDENİYLE
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BİLAL UÇAR (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Haberleşme Özgürlüğüne ve Özel Hayatın Gizliliğine Yönelik İhlallerin Tespiti ve Önlenmesine İlişkin Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Bir Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin Önergeleri ve Meclis Araştırması Komisyonu Raporu üzerinde önerge sahibi olarak söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kişinin can ve mal emniyeti kadar önemli bir konu da bireyin kendi iç dünyasıdır, özel hayatıdır. Kişilerin özel hayatı da canı ve malı kadar önemlidir ve dokunulmazdır. Özel hayatın mahremiyeti, dokunulmazlığı Anayasa'da düzenlenmiş, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere, evrensel hukukta da koruma altına alınmıştır. Özel hayatın korunması ne kadar yasal teminata bağlansa da bilişim çağında gelişen teknoloji karşısında bundan korunmanın pek mümkün olmadığı maalesef bir gerçektir. Dünyanın her yerinde, başta siyasetçiler olmak üzere, pek çok kişinin haberleşme özgürlüğünün ihlali yoluyla mağdur edildikleri herkesin malumudur. Bu öyle bir mağduriyet ki kişinin özel hayatının, gizli hâllerinin, kendi iç dünyasında yaşadıklarının gizlice kaydedilmesi ister basın yoluyla isterse sosyal medyada ya da üçüncü bir kişinin yanında ifşa edilmesi, cana kast gibi etki yaratmakta, kişinin toplum içinde onurunu yok etmekte, insan içine çıkamaz hâle getirebilmekte, âdeta yaşarken öldürmektedir. Hangi sebeple olursa olsun, kişilerin özel hayatının ihlal edilmesi asla kabul edilemez. Kime yapılırsa yapılsın, böyle bir durumda herkes ilkeli davranmalı, değil rakibine, düşmanına karşı bile yapılsa tevil yoluna bile gitmeden karşı çıkılmalıdır.

Buna rağmen, İnternet çağında kişilerin özel hayatı bugün çok daha büyük bir tehdit altındadır. Tehlikeyi bir yandan cebimizde taşıyoruz. Kişilerin özel hayatının ses ve görüntü olarak kayıt altına alınması çok kolay. Yanımızdan ayırmadığımız cep telefonları bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken diğer yandan da özel hayatımıza bir tehdit olarak her daim hazır vaziyette.

Özel hayatın korunması noktasında devlet her türlü tedbiri mutlaka alacaktır, yaptırımların caydırıcı olması da önemlidir. 2012 yılında Türk Ceza Kanunu'nda yapılan değişiklikle özel hayatın gizliliğinin ihlalinde verilecek cezalar artırılmıştır. Bunun basın yoluyla gerçekleşmesi hâlinde de yine aynı ceza, basın için geçerli hâle getirilmiştir. Ancak bu konuda toplumsal bir duyarlılık, bir bilinç oluşturmak gerektiğine inanıyorum. Daha anaokulundan başlamak üzere eğitim kurumlarında bu konu işlenmeli, başkasının özel hayatını ihlalinin büyük bir suç ve günah olduğu mutlaka öğretilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada en önemli görev siyaset kurumuna düşmektedir çünkü özel hayatın ihlaline en fazla siyasetçiler maruz kalmaktadır. Aslında siyaset kurumunun burada iyi bir sınav verdiği de söylenemez. Doğru olup olmadığı anlaşılmadan, yasal olup olmadığına bakılmadan, özellikle bir yerlerden servis edilen telefon dinlemelerinin çarşaf çarşaf afişe edilmesi, sırf rakiplerini yıpratmak için sahip çıkılması siyasi çürümüşlüğün göstergesidir. Geçmişte "Şu şuna karşı yaptı da işte, bugün bu böyle oldu." diyerek hiçbirimiz bu konuda mazeret üretmemeliyiz. Nereden ve kimden gelirse gelsin, ilkesel bir duruşla karşı çıkmalıyız.

Bununla birlikte, kişilerin gizli yaşam alanına girerek veya başka suretle başkaları tarafından görülmesi mümkün olmayan bir özel yaşam olayının görüntülü veya sesli olarak saptanması ve kaydedilmesi suçtur. Ülkemizde tüm bu yasal düzenlemelere ve etkin ceza yaptırımlarına rağmen, gerek yasal düzenlemelerden ve gerekse uygulamadan kaynaklanan bazı sorunların olduğu görülmektedir. Yasa dışı biçimde konuşmaların dinlendiği, kayda alındığı ve bu kayıtların kimi zaman basın yoluyla hukuka aykırı bir şekilde kullanıldığı, buradan siyasi bir sonuç alınmak istendiği yakın zamanda Türkiye'nin yaşadığı acı bir gerçek olmuştur. Özellikle kamu görevi yapan bazı şahısların görevlerini kötüye kullanarak yasa dışı dinlemelerin içinde olmaları vatandaşın gözünde devleti töhmet altında bırakacak bir sonuç çıkarmıştır. Çünkü yasa dışı dinlemelerin devlet imkânlarıyla yapıldığı yolunda çok ciddi iddialar eskiden beri mevcut idi. Komisyon üyeleri olarak inceleme yaptığımız bazı kurumlarda bize anlatılanlardan bu noktada çok da tatmin olmamıştık. İşte, 17 ve 25 Aralık olaylarında yasa dışı dinlemelerin devlet içine sızan bir ihanet şebekesi tarafından yapıldığı ortaya çıktı. Daha geçenlerde basına da yansıyan bir dinleme skandalı bu konunun ne kadar ciddi olduğunu bize göstermektedir. Birçok siyaset adamının farklı isimlerle ve bazı terör örgütleriyle irtibatlandırılarak mahkeme kararıyla dinlendikleri belirtilmektedir. Buna benzer bir hadisede binlerce, belki de on binlerce insanın sahte isimlerle dinlendiği ortaya çıkmıştı. Hukuki süreç bu konuda devam etmektedir. Bu ahlaksızlığı yapanlar elbette yargıda bunun hesabını vereceklerdir.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) - Dün alkışlıyordunuz ama!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Beraber kucak kucağa geçti on bir sene!

BİLAL UÇAR (Devamla) - Özellikle bu noktadan sonra yeni bir düzenleme yapılması ihtiyacı elzem olarak görüldüğünden Ceza Muhakemesi 135'inci maddede değişiklik yapılarak dinleme kararı verilmesi çok ağır şartlara bağlanmıştır.

Dinleme kararları sadece ağır ceza mahkemeleri tarafından oy birliğiyle verilecektir. Toplumun tamamına yakınında "Dinleniyor muyum acaba?" şeklinde bir endişenin bulunması demokratik hukuk devletinde kabul edilemez. En kısa zamanda bu algının ortadan kaldırılıp başkasının hak ve özgürlüğünü ihlal etmeyen, kişi ve özgürlüklerinin korunmasına ve mahremiyetine saygı gösterilen, güvenli, şeffaf, kanunlara uygun ortamların oluşturulması gerekmektedir. Kişilerin özel hayatının ve gizliliğinin korunması için mevcut cezaların bu tarz suçların işlenmesinde caydırıcı olması da önemlidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işte haberleşme özgürlüğüne ve özel hayatın gizliliğine yönelik ihlallerin tespiti ve önlenmesine ilişkin tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki tüm siyasi parti gruplarının ortak iradesi ve mutabakatıyla kurulmuştur. Böyle bir Komisyonun kurulması kamuoyunda büyük bir ilgi uyandırmış, sorunun çözüm yollarının ve alınması gereken yasal, istihbari ve gerekli diğer idari tedbirlerin tespiti noktasında bir beklenti oluşturmuştur. Bu nedenle, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan iktidar ve muhalefet partilerinin tamamının ortak iradeleriyle kurulan Komisyonumuz çalışmalarını tamamlamış ve bugün görüştüğümüz rapor ortaya çıkmıştır.

Komisyon çalışmaları esnasında iktidar ve muhalefet milletvekilleri büyük bir özveri, uyum içinde çalışmış, rapora her bir Komisyon üyesi çok ciddi katkı sağlamıştır. Muhalefete mensup milletvekillerinin muhalefet şerhlerinde de dikkate alınması gereken hususlar bulunmaktadır. İşte bu noktadan sonra özel hayatın gizliliğinin korunması, haberleşme özgürlüğüne yönelik ihlallerin ortadan kaldırılması amacıyla aynı ortak irade ve kararlılığın devam etmesi gerekmektedir. Rakiplerine karşı yapıldığında ses çıkarılmadığı zaman günün birinde kendilerinin de böyle bir tehlikeye maruz kalabileceği unutulmamalıdır. Bu konu toplumun genel bir hassasiyetidir. Özel hayatın korunması için alınması gereken tüm tedbirler alınmalıdır.

Bu raporun, bu ihlallerin son bulması noktasında gelişmelere vesile olmasını diliyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)