Konu:MHP GRUBUNUN, MHP GRUP BAŞKAN VEKİLLERİ İZMİR MİLLETVEKİLİ OKTAY VURAL VE KAYSERİ MİLLETVEKİLİ YUSUF HALAÇOĞLU TARAFINDAN, SON DÖNEMDE IRAK'TA YAŞANAN GELİŞMELER BAŞTA OLMAK ÜZERE REHİN ALINAN VATANDAŞLARIMIZIN DURUMUNU, IŞİD TEHDİDİNİN SINIRIMIZA VE TÜRKMEN KARDEŞLERİMİZE OLAN ETKİSİNİ TARTIŞMAK ÜZERE 17/06/2014 TARİHİNDE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA VERİLMİŞ OLAN GENEL GÖRÜŞME ÖNERGESİNİN, GENEL KURULUN 17 HAZİRAN 2014 SALI GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE SUNUŞLARDA OKUNMASI VE GÖRÜŞMELERİNİN AYNI TARİHLİ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA İLİŞKİN
Yasama Yılı:4
Birleşim:104
Tarih:17/06/2014


MHP GRUBUNUN, MHP GRUP BAŞKAN VEKİLLERİ İZMİR MİLLETVEKİLİ OKTAY VURAL VE KAYSERİ MİLLETVEKİLİ YUSUF HALAÇOĞLU TARAFINDAN, SON DÖNEMDE IRAK'TA YAŞANAN GELİŞMELER BAŞTA OLMAK ÜZERE REHİN ALINAN VATANDAŞLARIMIZIN DURUMUNU, IŞİD TEHDİDİNİN SINIRIMIZA VE TÜRKMEN KARDEŞLERİMİZE OLAN ETKİSİNİ TARTIŞMAK ÜZERE 17/06/2014 TARİHİNDE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA VERİLMİŞ OLAN GENEL GÖRÜŞME ÖNERGESİNİN, GENEL KURULUN 17 HAZİRAN 2014 SALI GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE SUNUŞLARDA OKUNMASI VE GÖRÜŞMELERİNİN AYNI TARİHLİ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

OSMAN TANEY KORUTÜRK (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, yeni bir genel görüşme önergesiyle karşı karşıyayız. Görüyorsunuz, muhalefet adına konuşanların lehte de konuşanı, aleyhte de konuşanı diyor ki: "Bunu açalım, görüşelim, bu konuyu bir tartışalım. Bu konuyu tartışmadan geçiştirme imkânımız yok."

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Biz üzerinde konuştuk çünkü biz de vermişiz, evet.

OSMAN TANEY KORUTÜRK (Devamla) - Bakın, Dışişleri Bakanı dedi ki: "Liderleri dolaşacağım, liderlere bilgi vereceğim. Bu konuda bir tartışma açarsak onlarla ilgili zorluk olabilir." Rehine demiyor Dışişleri Bakanı nedense, misafir mi diyor, ne diyorsa...

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - Alıkoyma.

OSMAN TANEY KORUTÜRK (Devamla) - Buna hiç katılmıyoruz çünkü onlarla ilgili zorluğun çok ötesine geçtik. Bakın, 5 gün geçti, 6'ncı günün içindeyiz. Koskoca bir Başkonsolosluk aileleriyle birlikte, çoluğuyla çocuğuyla birlikte, hatta kedi köpeğiyle birlikte toparlanmış, Başkonsolosluk binasının dışına götürülmüş, hâlâ Bakan Yardımcısı, Bakan "Biz buna rehine gözüyle bakmıyoruz." diyor. Ne gözüyle bakıyorsunuz? Akşam oturmasına mı gittiler, pikniğe mi çıktılar? Böyle bir şey olabilir mi? Aldılar bunları, bağladılar, götürdüler. Bunların içinde... Görev yapmış oldukları Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosluğunu başka maksatla kullanmaya başladılar. Türkiye Cumhuriyeti toprağının üzerindeki bayrak direğindeki bayrağı indirdiler. Bütün bunları gördükten sonra "Rehine gözüyle bakıyoruz, bakmıyoruz; bu zararlı olur, zararlı olmaz..." bu kabul edilebilir bir şey değil. Türkiye Büyük Millet Meclisi böyle önemli bir toplantıda bir kere bu kadar az insanla olmamalı. Türkiye Büyük Millet Meclisi burada tamamen dolu olmalı ve Dışişleri Bakanı gelmeli, kiminle görüşüyorlar, ne görüşüyorlar... "Diplomatik çaba..." Hangi diplomatik çaba arkadaşlar? Terörle diplomatik çaba oluyor mu? Terör ile diplomasi bağdaşıyor mu? "Diplomatik yoldan çözeceğiz..." Diplomatik yol diye bir şey söz konusu değil burada. Ama, müzakere edildiği görülüyor, görüşmeler yapıldığı görülüyor. Kiminle yapıyorsunuz, onları da anlatmanız lazım çünkü kiminle yaptığınızı iyi biliyor musunuz ondan da çok emin değilim. Ankara'da yerleşik eski Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi demeçler veriyor filan, bu işin içerisinde gözüküyor. Tarık Haşimi'nin ağırlığı Irak içerisinde ne kadardır, onu Dışişleri Bakanının gelip burada anlatması lazım. Tarık Haşimi'nin eğer aşiretlerle vesaireyle sağlam bir ilişkisi olsaydı burada olmazdı. Saddam'ın iki numarası İbrahim El Duri gibi, harekâtın 10'uncu senesinde kendi memleketinde olurdu. Yanlış adamlarla yanlış işler yapmaya kalkarak oradaki insanlarımızı tehlikeye sokuyorsunuz.

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Sizin öneriniz ne, öneriniz?

OSMAN TANEY KORUTÜRK (Devamla) - Konsolosluğun personeli, şoförler, termik santral personeli, henüz bilmediğimiz kimseler, şimdi bunlara bir de Türkmenler ilave oldu. Dün bir Türkmen heyeti Cumhuriyet Halk Partisi grup başkan vekilini makamında ziyaret etti, daha sonra da bizimle görüştü. Söylediklerine göre, Türkmenler de şimdi Telafer'i terk etmiş vaziyetteler. Telafer yakınlarındaki Sincar kasabasına, Türkmenlerin sayılarının fazla olması ve güvenlik riski doğurdukları gerekçesiyle sokulmuyorlar. Açık arazide, 50 derece hararetin altında ve her an Telafer'den kendilerine yönelip elde kılıç, pala, ciğerini yemeye, kalbini sökmeye gelecek olanları bekliyorlar. Türkiye bunlarla ilgili ne yapıyor? Şimdi, Dışişleri Bakanlığının -eğer diplomatik bir çaba içerisine girmekten bahsediyorsa- Irak Hükûmetiyle, Kürdistan Bölgesel Yönetimi'yle, teröre bulaşmamış olan diğer Sünni aşiretlerle, diğer Şii aşiretlerle, Türkmen Cephesi ile Sünni Türkmenlerle, Şii Türkmenlerle, hiçbir ayrım yapmaksızın, hepsiyle birlikte temas kurması lazım ve Irak toplumunun çeşitli katmanlarını bu meselenin üzerine bir şekilde yoğunlaştırması lazım. Bunları yapıp yapmadığı konusunda da Bakanın gelip burada bizimle bunları paylaşması lazım. Bizim içimizde bu konuda tecrübeli arkadaşlarımız da var.

Şimdi, Türkiye'nin tabii ki birinci önceliği oradaki insanlarını kurtarmak. Onların canlarının kurtarılması için biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak elimizden gelen her türlü katkıyı yapmaya hazırız, uzmanlığımızla, temaslarımızla, kontak noktalarımızla yardımcı olmaya hazırız ama bu "Yardımcı olmaya hazırız." demek, "Hükûmetin bu konudaki çok ağır sorumluluğunu görmezden geliriz." demek değil. Hükûmetin fevkalade yanlış bir politikayla Suriye'de giriştiği rejim değiştirme çabası başarısızlıkla sonuçlandı, bunu herkes biliyor ama rejim değiştirme çabasını zorlamak için oraya dünyanın silahlı örgütü getirildi. O örgütler de silahlarla beslendi. Şimdi bu silahlar bize dönmüş durumda ve şimdi bu silahlar, Irak'ta bizim başlangıçtan itibaren Türkiye olarak en korktuğumuz şeyin meydana gelmesine yol açtı. Biz Türkiye olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün fertleri için de geçerli olmak üzere, bir güvence olarak, Irak'ın bir bütün olarak muhafaza edilmesini tercih ediyorduk. Irak'ın bütün olarak muhafaza edilmesinin aksi Şiilerin ayrı bir oluşum içerisine gitmesi, Kürtlerin ayrı bir oluşum içerisine gitmesi, Sünnilerin ayrı bir oluşum içine gitmesi. Şiiler de, Kürtler de kendi kendilerini avrayabilecek imkânlara sahipler doğal kaynak olarak, yönetim tecrübesi olarak ama Sünnilerin böyle bir imkânı olmadığı için Türkiye'nin öteden beri uluslararası alanda her zaman bu konu gündeme geldiğinde söylediği şuydu: Eğer böyle bir oluşum, böyle bir olgu ortaya çıkarsa, üçe bölünme olursa Irak'ın doğal kaynaklardan yoksun olan, ezilmiş bulunan Sünni kısmı da terör örgütleri için bir sığınma cenneti hâline gelebilecektir; maalesef böyle oldu ve oluyor. Türkiye bununla ilgili olarak ne yapıyor arkadaşlar? İnsanlarımızı kurtarmamızı, evet, söyledik, birinci önceliğimiz bu konuda yardımcı olmaya da hazırız üstümüze düşen bir şey varsa, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, ben eminim, herkes bunu yapmaya hazır ama mesele bununla bitmiyor. O insanlarımızı kurtarıp aldıktan sonra o bölge ne olacak onu görmek lazım, uluslararası camiayı bir şekilde hareketlendirmek lazım. Uluslararası camiayı Türkiye'nin hareketlendirmesi lazım fakat bunu hareketlendirirken Irak'ın toplum katmanlarının hepsiyle de de temas edebilmesi lazım. Ediyor mu, etmiyor mu, bunu niye gelip de burada görüşmeyelim?

Genel görüşme talebi birkaç partiden geldi, bizim de genel görüşme talebimiz vardı fakat bu rehineleri kurtarma çabalarına yardımcı olmak için biz bunu geri çektik. Ama bunu geri çektik demek bunun burada görüşülmesini istemiyoruz demek değil, bunu mutlaka görüşmek lazım burada. Dışişleri Bakanının da bütün kadrosuyla birlikte gelip buraya bilgi vermesi lazım, kiminle görüşüyor, ne görüşüyor ve burada da herkesin elinden gelen, en azından fikrî katkıyı bu kürsüden yapması lazım.

Şimdi, Türkiye böyle bir durumla çok sık karşılaşmış değil. Bu durum ciddi bir tedbirsizlik sonucu meydana gelmiş bir durum. Bağdat Büyükelçiliğinin de, Halep Başkonsolosluğunun da tahliye planları ne durumdadır, onları da bilmek herhâlde bizim hakkımız.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Basra Konsolosluğu şu an itibarıyla tahliye edilmiştir.

OSMAN TANEY KORUTÜRK (Devamla) - İşte, edilmesi lazım, çok önceden birçoğunun edilmesi lazım. Bir kere ailelerin çıkartılması lazım en başlangıçta.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Özel bir haber değil bu, basına düşen bir haber. Hasip Bey oradan haber almış değil yani, basına düşen bir haber.

OSMAN TANEY KORUTÜRK (Devamla) - İşte, tevatürle yürütülüyor iş. Bizim böyle şeyle değil, tevatürle, duyumla, "Öyle oldu, böyle oldu.", gazete haberiyle değil, bizim buraya gelip her gün Dışişleri Bakanının bilgi vermesi lazım. Dışişleri Bakanının, evet, çok işi var ama Dışişleri Bakanının işlerinden bir tanesi de Türkiye Büyük Millet Meclisine bilgi vermek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgi birikiminden yararlanmak. Bunları atlatmakla, gidip birtakım analizler manalizler, aslında şu sırada ve şu noktada kimsenin işine çok fazla yaramayacak yorumlar yapmakla değil, somut bilgi vermekle ve somut bilgi almakla bu iş yürütülür. Bu iş maalesef kötüye doğru gidiyor arkadaşlar. Ben rehinelerden bahsetmiyorum sadece ama Irak'ın durumu kötüye doğru gidiyor, bölgenin durumu kötüye doğru gidiyor. Türkiye'nin eskiden istikrar oluşturma, istikrar yapma rolünü oynarken çok başarılı olduğunu görüyoruz çünkü Türkiye'nin istikrar yaptığı dönemde bölge de istikrar içindeydi. Türkiye bu istikrarı mezhepçi politikalarla veya mezhepçi politikaları başka yerlerde destekleyerek de bozdu. Bunun altından bir an önce kalkmak için herkesin ortak akla ihtiyacı var. Ortak akıl, demokratik parlamenter rejimlerde Türkiye Büyük Millet Meclisinin aklıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aklına Hükûmetin artık vakit geçmeden müracaat etmesinin zamanı gelmiştir, geçmektedir. Eğer, bu bir an önce yapılmazsa yarın öbür gün olacak bütün olayların sorumluluğu bugünkünden çok daha fazla, misliyle bu Hükûmetin üzerine yüklenecektir. Hükûmet sadece Türkiye sathımailin değil, dünya kamuoyu önünde de çok büyük bir sorumluluk altına girecektir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)