Konu:TÜRK CEZA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
Yasama Yılı:4
Birleşim:101
Tarih:11/06/2014


TÜRK CEZA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RIZA TÜRMEN (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Türk Ceza Kanunu'nun 102'nci maddesinde düzenlenen cinsel saldırıyla ilgili getirilen değişiklikler konusunda görüşler açıklayacağım.

Bir kere, ülkemizde cinsel şiddet giderek artmaktadır, büyük bir yara hâline gelmiştir. Bununla mücadele etmenin en iyi yolu, bu kanun değişikliklerinde yapıldığı gibi cezaları artırmak değil, bunları önleyici tedbirler almak, koruyucu tedbirler almaktır; bu yapılmıyor, sadece cezalarla oynanıyor, bu yeterli değildir.

Bu maddede birkaç tane temel aksaklık vardır, birincisi: Şimdiki 102'nci maddede olduğu gibi, bunun bir şikâyete bağlı suç olma niteliği korunmuştur.

Değerli arkadaşlar, cinsel saldırı bir kadına yapılmış bir saldırı değildir, bütün kadınlara yapılmış bir saldırıdır. Kadının özgürlüğüyle ilgili bir saldırıdır. Kadının kamusal alanda yer almasını önleyen, kadının iş hayatında yer almasını önleyen bir cinsel harekettir, cinsel davranıştır. O nedenle bunun, bütün kadınlara karşı yapılmış bu hareketin önlenmesinde bir kamu yararı vardır. Bunu bir kişisel suç olarak, bir kişisel saldırı olarak kabul edemeyiz. Onun için bunun şikâyete bağlı bir suç olarak düzenlenmesi yanlıştır.

Bir de başka bakımdan yanlıştır: Cezası beş ila on yıl arasında değişecek bu cinsel saldırının, böylesine ağır bir cezanın verildiği bir suçun şikâyete bağlı hâle getirilmesi teknik bakımdan da yanlıştır.

Maddede yer alan yeni bir unsur sarkıntılık unsurudur. Arkadaşlar, sarkıntılık çok belirsiz bir kavram; gerçi, Yargıtay içtihatlarında bu kavrama rastlıyoruz ama Yargıtay içtihatları da bu kavrama belirli bir nitelik kazandıramamıştır. Burada, uygulamada şu olacak: Sarkıntılık, cezanın indirimine yol açacak, cinsel saldırı suçlarının indirimine yol açacaktır çünkü sarkıntılık hâlinde verilen cezalar daha hafiftir. Neyin cinsel taciz, neyin sarkıntılık olduğu konusunda hiçbir çizgi yoktur ve yargının tutumunu düşünürsek yani böyle, kadın hakları konusunda ataerkil bir tutum sergileyen bir yargıya sahip olduğumuzu da düşünürsek aslında bu sarkıntılık, bu belirsiz kavram, suçların indiriminden başka hiçbir fayda getirmeyecektir.

Bunun yanında, bir, ileriki maddelerde tıbbi tedaviden söz ediliyor. Tıbbi tedavi, bir kere... Ve bu, yönetmelikle düzenlenecek. Şimdi, efendim, böyle, insan haklarına değinen, insan haklarını ilgilendiren bir konunun kanunla değil yönetmelikle düzenlenmesi kabul edilemez. İnsan hakları yönetmelikle düzenlenemez.

İkincisi: Tıbbi tedavinin sınırları hiç belli değil. Tıbbi tedavinin içine ne girecek; kastrasyon girecek mi yani fiziksel şeyler girecek mi? Bu, bir insan hakları ihlalidir. Sadece kimyasal tedavi yapılacaksa bunun birçok sakıncası vardır. Hangi durumlarda yapılacaktır, kim hastadır; bunların hiçbiri belli değildir.

Arkadaşlar, şiddetin her türlüsü için kurumsal mekanizmalar kurmak zorundayız. Bu şiddeti önleyecek olan bu kurumsal mekanizmalardır, yoksa, bu ceza indirimleri değildir. STK'ların uzmanlığı ve iş birliğiyle, kurumsal birimler, bu önleme mekanizmaları geliştirilmelidir. Biz bunu yapmıyoruz, bu kurumsal mekanizmaları kurmuyoruz, var olan kurumsal mekanizmaları da işletmiyoruz. Cinsel şiddet merkezleri var mesela, bunlar doğru dürüst işletilmiyor. Hâlbuki, bu cinsel şiddet merkezleri bir işlevselliğe kavuşturulsa bu kanunda getirilen tedbirlerden çok daha etkili olur. Bu kanunda alınan tedbirler, kanunun hazırlanması bakımından, diğer kanunlarda da gördüğümüz sakıncayı da taşımaktadır. STK'larla yeterli bir danışma mekanizması kurulmadan, STK'lar dinlenmeden, onların görüşleri alınmadan, bu konuda uzmanlaşmış olan kurumların görüşleri dikkate alınmadan hazırlanmış bir kanun değişikliği teklifidir. Bu bakımdan, hem yetersizdir hem de kendi içinde sakıncalar taşımaktadır. Keşke, bu kadar önemli bir konuda çok daha etkili, çok daha STK'larla iş birliği yaparak daha kapsayıcı ve daha önleyici tedbirler alabilseydik.

Teşekkür ederim.

Saygılarımı sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)