Konu:Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:4
Birleşim:99
Tarih:06/06/2014


TÜRK CEZA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

592 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın 22'nci maddesi üzerine söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında, Sayın Bakan, burada olmasaydınız başka bir konuşma yapacaktım ama özellikle Kamulaştırma Kanunu'na ilişkin daha önce sizinle konuşmuş olduğum bir hususu burada yüce heyetle de paylaşmak istiyorum Değerli Bakanım.

Biliyorsunuz, Artvin, hem Deriner Barajı hem de barajlar kenti, kamulaştırmaların çok yoğun olarak yapılmış olduğu bir kent. 2001 yılında "Derviş yasaları" olarak tabir edilen Kamulaştırma Kanunu'nda da ciddi bir değişiklik oldu. İktidar partisi grubu içerisindeki milletvekili arkadaşlarım da bunu bilirler. Önceki Kamulaştırma Yasası'nda normal kişi eğer bedeli beğenmediği zaman otuz gün içerisinde o mevcut bedele karşı bedel artırımı davası açıyordu, arkasından bu bedel artırımı davasının sonucunda eğer dosya Yargıtaydan geçerse, onanırsa parayı alıyordu.

Şimdi, 2002 yılında yapılmış olan Kamulaştırma Kanunu'ndaki değişiklikle bunlar değişti değerli arkadaşlarım. Şimdi ne oldu, onu anlatmak istiyorum. Şimdi bir takdir kıymet komisyonu bir yere geliyor -özellikle de sizler bunlarla ilgilendiğiniz için sizinle bunu paylaşmak istiyorum- diyor ki: "Buranın yeri ne kadar bedel eder, kaç lira eder?" Diyor ki örneğin: "5 bin lira eder." Eğer vatandaş verilen bedeli beğeniyorsa, vatandaş bunu uygun görüyorsa "Tamam, ben bunu devretmeyi kabul ediyorum." diyor, gidiyor, tapu dairesinde yeri devrediyor, mülkiyeti devrediyor, parayı alıyor ama takdir kıymet komisyonunun vermiş olduğu bedel eğer vatandaşın hoşuna gitmezse o zaman diyorlar ki: "Mahkemeye git." Önceden neydi? Vatandaş dava açıyordu. Şimdi, Kamulaştırma Kanunu'nda değişiklik olduktan sonra vatandaş artık dava açmıyor, devlet dava açıyor. Devlet dava açtığı zaman ise şöyle bir olay var: Yerinde, örneğin ilk takdir kıymet komisyonunun yapıldığı anda 10 bin lira değer biçiyorlar. Arkasından bu, davaya gidiyor, davada eğer buraya 20 bin lira bedel biçiliyorsa, alt mahkeme kararı verdiği anda, alt mahkemenin kararı anında tescil kararı kesin, mülkiyetin artırılmasına ilişkin bedel ise temyize tabi. Yani, alt mahkeme kararı verdiği gün tapu devrediliyor ama tescil kararı kesin olmasına rağmen bedeline ilişkin problem var. Bunu Artvin milletvekilimizle de paylaştım, aynı düşünceleri paylaşıyoruz. Ama bedeline ilişkin eğer problem olursa bu sefer Yargıtaya gidiyor. Yani, şunu demek istiyorum: Takdir kıymet komisyonunun 10 bin liralık vermiş olduğu bedeli beğenmeyen vatandaş mahkeme sonucunda 20 bin lira olduğu anda, karar çıktığı anda, Yargıtay beklenmeden vatandaşa bedel ödeniyor. Bu arada dosya ne yapılıyor? İdare tarafından temyiz edildiği zaman Yargıtay kararı onarsa problem yok değerli arkadaşlarım ama Yargıtay kararı bozarsa, eğer "İlk takdir kıymet komisyonunun vermiş olduğu bedel doğru bedeldir. Bu 20 bin lira bedel fahiş bedeldir." derse 10 bin lirayı geriye iade anlamında mahkeme karar verirse ondan sonra kıyamet kopuyor değerli milletvekilleri. Şu anda biz Artvin'de bunu yaşıyoruz. Artvin icra dairelerinde belki 1.000 tane, belki 1.500 yüz tane trilyonlarla tabir edilen dosyalar var. Bu sefer ne oluyor? Dosyayı bozduğu zaman Yargıtay, alt mahkemeye karar geliyor, alt mahkeme mecburen Yargıtayın kararına uyuyor ve Yargıtayın kararına uyunca da ilk takdir kıymet komisyonu üzerinden bedeli mecburen mahkeme vermek zorunda kalıyor. O zaman vatandaşa ödemiş olduğu fazla bedel için kalkıyor devlet vatandaşı icraya veriyor.

Şimdi sorun şu: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü icraya verdiği zaman vatandaştan para alamıyor. Çünkü ne yapıyor? Vatandaşa ilk bedel ödendiği zaman gidiyor vatandaş yat alıyor, kat alıyor -yat almıyor gerçi ama- araba alıyor, herhangi şeyler alıyor yani parasını bir anlamda harcamış oluyor. Bu anlamda buradan doğan ciddi anlamda sorunlar var Sayın Bakanım. Bunu beklerdim ki bu şekildeki bir kanun tasarısı içerisinde eğer bir torba -sürekli yargı paketleri geliyor- Kamulaştırma Kanunu'nda da bu şekilde bir değişiklik mağduriyeti önlerdi diye düşünüyordum.

Bakın, önümüzdeki günlerde, önümüzdeki yıllarda veya aylarda Artvin'de Yusufeli'nde çok ciddi anlamda bir kamulaştırma yapılacak. Yusufeli komple kaldırılıyor değerli arkadaşlar. Bunu herhâlde bilmeyen milletvekilimiz yoktur. Eğer burada da aynı sorunlar yaşanırsa devletle vatandaşın bu yasadan kaynaklanan sorunlardan dolayı karşı karşıya gelme ihtimali var. Ben bu konuda bir kanun teklifi verdim ama bundan herhangi bir şekilde nemalanmayalım, başka türlü düşünülmesin diye iktidar partisi grubundaki arkadaşlara da söyledim, dedim ki: Bunu bir torba kanun içerisinde Kamulaştırma Kanunu'nda bir düzenleme yapalım. Vatandaşın yaşayabileceği, devletle vatandaşı karşı karşıya getirebilecek, özellikle, Yusufeli gibi bir ilçede, komple bir ilçe kamulaştırılıyorken bunları karşı karşıya getirebilecek olan düzenlemelerden veya sorunları şimdiden çözelim.

Geçmişle alakalı da şunu söyleyebilirim: Muhtemelen, önümüzdeki hafta içerisinde torba kanun içerisinde faizlere ilişkin aflar da gelecektir. Bugün Artvin icra dairelerinde, Borçka'da, Şavşat'ta, diğer icra dairelerinde vatandaşla devlet karşı karşıya. Mevcut dosyalar açısından da faize ilişkin aflarda kamulaştırmadan kaynaklanan icra takiplerindeki anaparaya dokunmadan faizleri eğer ortadan kaldırırsak sorunu halledebiliriz. Kamulaştırma Kanunu'nda da ancak şöyle yapabiliriz: Kararlar çıktıktan sonra, alt mahkemedeki bedeli, vatandaşa ödemeden en yüksek banka faiziyle, Yargıtaydan geçme koşuluyla, herhangi bir kamu bankasına bloke edersek vatandaşla devleti karşı karşıya getirmeyiz. Bu sorun, gerçekten, ciddi anlamda, belki burada birçok kişiyi ilgilendirmiyor ama özellikle, kamulaştırma olan yerlerde çok ciddi bir sorun. Onu arz etmek istedim.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)