Konu:Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:4
Birleşim:99
Tarih:06/06/2014


TÜRK CEZA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ SENA KALELİ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 592 sıra sayılı Tasarı'nın 17'nci maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." demiş yüz yıllar öncesinden Şeyh Edebali, insana ve doğaya karşı sorumluluklarımızı hatırlatmış. Şimdi ise "Aileni ve maiyetini yaşat ki saltanatın yaşasın." devrindeyiz. Bizlerse "Aklın yolu birdir." diyerek gördüğümüz eksiklikleri önergelerle, yazılı-sözlü sorularla, tekliflerle gündeme getirerek insana, doğaya ve devlete karşı sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışıyor ve yaşatmaya çalışıyoruz.

Yaptığımız işin ne kadar doğru olduğu -acı da olsa- Soma'yla birlikte bir kez daha yüzümüze çarpıldı ancak yaşananlardan hiç ders çıkaramadığımız da ortadadır. Ne yazık ki dikkate alınmadığımızı sadece bizler değil artık, sokaklar da biliyor; baskı ve şiddete karşı doğal ve yasal tepkilerini ortaya koyuyorlar.

Bugün görüşmekte olduğumuz tasarının birçok maddesinde yer alan çocuk ölümleri ve cinsel tacizler konusunda 2011 yılında, 6 maddelik bir kanun teklifi vermişim, aradan üç buçuk yıl geçti. Başka arkadaşlarım da aynı konularda, benzer konularda teklifler vermişler. Sorun belli, konu acil, felaket göz göre göre "Geliyorum." diyor, akla gelen başa geliyor, başa gelen çekiliyor ama maalesef, aklımız hâlâ başımıza gelmiyor.

Geçenlerde, Dikmen Kapısı'nda toplanmış olan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu haklı olarak "Kadın cinayetleriyle ilgili ağırlaştırılmış düzenleme tasarıda neden yok?" diye haykırıyordu. Ben de buradan soruyorum: Sayın Bakan, daha kaç kadın ölmeli ki kadın cinayetleriyle ilgili yaptırımlar ağırlaştırılsın? Benzer şekilde, iş kazaları ve meslek hastalıklarına her yıl binin üzerinde kurban veren ülkemizde harekete geçilmesi, denetimlerin artırılması, sorumlu davranılması için kaç kişinin öldürülmesi, kaç kadının, kaç çocuğun, kaç işçinin hayatına son verilmesi gerekiyor?

Değerli milletvekilleri, CHP Kadın ve Çocuk Hakları İzleme ve İnceleme Komisyonu olarak çeşitli tarihlerde cezaevlerini ziyaret ettik. Üzülerek söylüyorum ki ülkemizde, çocuklar için cezaevleri ıslah mekânı olmaktan çıkmış, işkence mekânları hâline gelmiştir. Dışarıdaki çarklar açısından -ölmeyi isteyen bu çocuklar, aileleri de ziyaret edemediği için cezaevi şartlarında- tahliye edildikten sonra suç işlemeye devam ediyorlar. En büyük sıkıntı ise daha suç işleyip işlemedikleri belli olmayan çocukların tutuklu olarak ağır koşullarda yaşamak zorunda bırakılmalarıdır. Çocuklar hızlı yargılanmalı, yargılanmaları farklı olmalı, yaş gruplarına ve suç gruplarına göre ayrılmalıdırlar. Suç işlemelerine zemin hazırlayan koşulların, ekonomik ve sosyal şartların düzeltilmesi gerekiyor. Caydırıcılık açısından suça uygulanacak yaptırımlar konusunda bilgilendirme ve kamuoyunun oluşturulması da şarttır. Asıl değerlerimiz ve kaynaklarımızın yaratılan insan ve bahşedilen doğa olduğu bilinciyle hareket edersek bu kadar zayiat ve tahribat yaşamayız. Yaradan'a karşı görevlerimizi sadece nüskle değil salih amelle yerine getirebilir, gerçek vizyonumuzu ortaya koyabiliriz. İnsanı ve doğayı teferruattan ibaret görüp sürdürülebilir ranta tahakküm eden anlayışın bizi insani sorumluluklardan uzaklaştırıp her alanda şiddete yaklaştırdığı gerçeğiyle önergemizin kabulünü diliyor, yüce heyete saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)