Konu:TÜRK CEZA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
Yasama Yılı:4
Birleşim:98
Tarih:05/06/2014


TÜRK CEZA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RIZA TÜRMEN (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeni Türk Ceza Kanunu 2004 yılında yürürlüğe girdi. O yandan bu yana 83 maddesinde 144 değişiklik yapıldı. Bu yapılacak değişikliklerle birlikte 89 maddesinde 157 değişiklik olacak. Bu değişikliklere baktığınız zaman görüyorsunuz ki bunların amacı toplumdaki bazı ihtiyaçlara cevap vermek değil, daha çok siyasi iktidarın kendi ihtiyaçlarına cevap vermek. Danışılmadan, efendim, üstten aşağıya doğru hazırlanan maddelerle, böyle bir dayatmacı yöntemlerle hazırlanan değişiklikler bunlar. Sivil toplum kuruluşlarına en fazla, işte, on dakika söz veriliyor, o da çok geç bir aşamada söz veriliyor. Bu, tabii, demokratik bir yasa yapımına uygun değil. Bir de tabii amaçları bakımından da bu değişiklikler, dediğim gibi, daha fazla, siyasi iktidarın ihtiyaçlarını karşılayan değişiklikler. Tabii, Türk Ceza Kanunu'nda böyle sürekli olarak değişiklik yapılması arkadaşlar, bir kere kanunlarda olması gereken öngörülebilirlik niteliğini ortadan kaldırıyor.

İkincisi, yasaya olan hukuk güvenirliliğini ortadan kaldırıyor. Yani hukuk güvenirliliğinin ortadan kaldırılması, böyle öngörülebilirliğin ortadan kaldırılması hukuk devletini etkiliyor, hukuk devletini zedeliyor. Böyle bir problemi var bu değişikliklerin.

Bu son değişikliklerde birkaç tane göze çarpan, çok belirgin problemler... Bir tanesi, ivedi yargılama usulü getiriliyor. Ee, çok güzel ivedi yargılama usulünün getirilmesi ama "Nereye getiriliyor ivedi yargılama usulü?" diye baktığınız zaman, işte, efendim, ihale işlemleri, acele kamulaştırma işlemleri, özelleştirme gibi akçeli işlere getiriliyor. Oysa Türkiye'de kitlesel insan hakları ihlalleri var, polis şiddetinden ölen dünya kadar insan var. Böyle insan hakları ihlalleri varken, yaşam hakkı ihlal ediliyorken ivedi yargılama usulünü bu insan hakları için uygulamayıp akçeli işler için uygulamak iktidarın önceliklerinin nerede olduğunu gösteriyor. Yani önemli olan insan yaşamı mıdır yoksa efendim, ihale işleri midir? Anlaşılıyor ki iktidar bakımından önemli olan ihale işleridir. Yani seçimler yaklaşınca tabii, bu işlerin önemi büsbütün artıyor. Oysa ya Ethem'i öldüren polisin ya da Berkin Elvan'ı öldüren polisin yargılanması ya da Nijeryalı Festus Okey'i -polis kurşunuyla öldürülen Festus Okey'in hâlâ yargılaması devam ediyor, bugün davası vardı- öldüren polisin acele yargılanması, bu ivedi yargılama usulünün bunlara uygulanması çok daha doğru olurdu. Dünyanın her tarafında bu böyledir; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde de öncelik, yaşam hakkının ihlaline verilir, akçeli işlere verilmez ama Türkiye'de bu böyle olmuyor.

Başka bir mesele, baktığınız zaman, Türk Ceza Kanunu'nun 277'nci maddesi. Burada ne yapılıyor? Yargının etkilenmesiyle ilgili olan bu maddede soruşturmanın etkilenmesi çıkarılıyor. Yani yapılan değişiklikle soruşturma aşamasında yargıyı etkilemekte serbestsiniz. Arkadaşlar, böyle bir şey olabilir mi? Yani bu bir itiraf aslında: "Ben, efendim soruşturmayı etkileyeceğim." diyor siyasi iktidar. Türkçede iyi bir laf vardır, "Minareyi çalan kılıfını da hazırlar." diye, bu, biraz öyle oluyor. Çünkü baktığınız zaman Sayın Adalet Bakanı için iki fezleke mevcut; bunlardan biri, Adana'da MİT tırlarının durdurulmasıyla ilgili olarak Adana Cumhuriyet Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık'a müdahalesi Sayın Bakanın, diğeri İzmir liman yolsuzluğu merkezli operasyon sırasında İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Baş'a telefon etmesi. Yani bu gibi yargıya yapılan müdahalelere, yapılan değişikliklerle meşruiyet kazandırılıyor. Bu, tabii, bir hukuk devletinde kabul edilmesi imkânsız olan bir değişikliktir.

Başka bir şeye baktığınız zaman, sulh ceza hâkimlikleri... Sulh ceza hâkimliklerinin verdiği tutuklama, tutuklamanın devamı gibi kararlara itirazlar yine sulh ceza hâkimliklerine yapılacak. Yani böyle bir kapalı devre yaratılıyor. Oysa şimdiye kadar asliye ceza hâkimliğine yapılırdı, bir üst mahkemeye yapılırdı, ki bunun bir mantığı vardı.

Bütün bunlar gösteriyor ki bu yeni getirilen değişiklikler aslında iktidarın ihtiyaçlarına cevap veren değişiklik zincirinin bir başka devamıdır.

Çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)