Konu:Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:4
Birleşim:98
Tarih:05/06/2014


TÜRK CEZA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ERCAN CENGİZ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hukuk devleti ilkesi, devletin her türlü işlem ve eyleminin hukuk kurallarına bağlılığının sağlanması yoluyla devletin hukuk çerçevesine alınmasını, yönetimde keyfîliğin yerine kuralların ve adaletin hâkim olmasını, böylece vatandaşların hukuki güvenlik içerisinde bulunmasını gerekli kılar. Kısaca hukuk devleti, bireyler gibi devletin de kendini hukukla ve hukuk kurallarıyla bağlı sayması demektir.

Burada "hukuk devleti" kavramı ile "kanun devleti" kavramını ayırmak lazım. Kavramlar farklı şeyler ifade etmektedir. "Hukuk devleti" kavramı sadece pozitif hukuku olan bir devlet değil, hukukun hâkim kılındığı bir devlettir. Bir iktidarın yaptığı bütün eylemler biçimsel olarak kanuni olsa bile hukuki olmaları için yeterli olmayabilir. Mutlak monarşilerde de kanun vardır ama onlara "hukuk devleti" denemez. Hukuk devleti, çağdaş hukuk normları ile nihai amacı adalet olan temel hak ve özgürlükleri ve demokrasiyi güvence altına alan devlettir. Bir devletin en önemli görevi adalet dağıtmak, adaleti sağlamaktır. Ceza adaleti, belirlenmiş kurallar içerisinde herkesin işlediği suç nedeniyle eşit olarak yargılanması ve cezalandırılmasıdır. Suç, toplumu rahatsız eder ve devlet, toplum adına suçu işleyeni ya da işleyenleri adil olarak yargılar ve toplum vicdanı adına, toplum düzeninin bir daha bozulmaması adına etkili olarak cezalandırılmasını sağlar. Toplum adına bu görevi üstlenen bağımsız yargı kurumlarıdır ve bu yüzden yargı kurumlarının bağımsız ve tarafsız olmaları hukuk devleti için olmazsa olmaz bir koşuldur. Adaleti gerçekleştiremeyen toplumlarda insanlar mutlu değildir ve devlete güven duymazlar. Güven duygusu olmayan toplumlarda ise huzur olmaz ve gelişmiş insani bir kamu düzeni ortaya çıkmaz.

Adaletin sağlanmasının en önemli koşullarından biri de yargıç ve savcıların donanımlı, bilgili ve iyi yetişmiş olmalarının yanında, devleti yönetenlerin de adaletli olmalarının gerekli olduğudur. Unutulmasın ki, haksız yere yargılanmış ve cezalandırılmış insanlar toplum için bir yaradır. Bunun yanında, suçlu olduğu hâlde yargılanamayan, toplum içerisinde rahatlıkla hayatlarına devam eden insanların varlığı da toplum düzenini ve mutluluğunu bozar. Bu yüzden, adalet için mümkün olan her şey yapılmalı, herkese eşit davranılmalıdır.

Devletin çıkardığı ve çıkaracağı yasaların da genel, nesnel olması, kişiye özel ve siyasi çıkarlara hizmet amacının olmaması hukukun ve adaletin bir gereğidir. Biz, ülkemizin Orta Asya tipi düşük yoğunluklu bir demokrasiyle mi, yoksa çoğulcu, özgürlükçü, kişi hak ve özgürlüklerini teminat altına almış, Batı tipi yüksek standartlı bir demokrasiyle mi yönetilmesini istiyoruz? İşte bu tip demokrasinin en önemli unsuru, bağımsız yargı ve bağımsız yargı kültürünün yerleşmiş olmasıdır. Devletlerin, halkın, kurumların, bireylerin, özellikle yargıç ve savcıların bağımsız yargı ve bağımsız yargıç kültürünü benimsemeleri hâlinde, o toplumda yargı bilinci oluşabilir ve bu bilinçten uzak toplumların bağımsız yargı oluşturmaları ve adaleti gerçekleştirebilmeleri hiçbir şekilde mümkün değildir. Unutulmasın, bağımsız bir yargı örgütünüz yoksa ve adaleti gerçekleştiremiyorsanız hiçbir zaman gelişmiş bir ülke olamazsınız, ekonominiz büyümez, dolayısıyla halkın refah düzeyi de yükselmez.

Bu genel tespitler ışığında baktığımızda, ülkeyi on iki yıldır tek başına yönetmekte olan AKP iktidarının hukukla ve bağımsız yargıyla ciddi sorunlar yaşadığını, en azından bu ilkelerle kafasının karışık olduğunu söyleyebiliriz. AKP, demokrasiyi, hukuk ve adaleti işine geldiği ölçüde tanımlayan ve savunan politikacılarla dolu. Nereden bakarsanız bakın, anlayışları sakatlıklar içerisinde. İşlerine gelirse yargı bağımsız ve yüce, işlerine gelmezse yargı dikta ve siyasidir. Pek çok mahkeme kararından bunu gördük ve yaşadık. Yargıda bunların istedikleri kararlar çıkıyorsa yargı süper ve bağımsız, hatta harika; aksi durumda ise yargının ne diktası ne CHP'li olduğu kalıyor. Kendi çıkarları söz konusu olduğunda hukuk onlar için vazgeçilmezdir, tersi bir durumda ise ayak bağı. Görüyoruz ki AKP, hukuku pragmatist bir araç olarak görmekte, hukuksal kararların hepsine saygı göstermemektedir. Hukuksal kararların hepsine saygılı olmazsak nasıl hukuk devleti olabiliriz? Arkadaşlar, bu iktidar döneminde Ceza Kanunu bir gecede toptan değiştirilerek ülkenin yüz yıllık ceza hukuku birikimi çöpe atılmıştır. Ülkedeki en temel kanun bir gecede toptan değiştirilerek o ülkenin hukuk birikimi yerle bir edildikten sonra, bugün kaçıncı yargı paketiyle karşı karşıyayız bilmiyorum. Artık saymayı da bıraktık. Bu değişiklikler hangi toplumsal ihtiyaçtan ortaya çıkıyor?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERCAN CENGİZ (Devamla) - Aslına bakarsanız, pek çoğunun ihtiyaç dışında kalarak insanlık onuruna...

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Cengiz.

ERCAN CENGİZ (Devamla) - Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)