Konu:Ankara'nın Sembollerine İlişkin
Yasama Yılı:4
Birleşim:94
Tarih:28/05/2014


ANKARA'NIN SEMBOLLERİNE İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AYLİN NAZLIAKA (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara'nın sembolleriyle ilgili olarak gündem dışı konuşmak üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, cumhuriyetin ve aynı zamanda da aydınlanmanın başkenti olan Ankara, son yirmi yıldır her geçen gün doğasının, geçmişinin, tarihinin, dokusunun gasbedildiği bir dönem yaşıyor maalesef. Âdeta dokunulmazlığı olan bir Büyükşehir Belediye Başkanı sayesinde önce Atatürk'ün bize emaneti olan Atatürk Orman Çiftliği'ni gasbettiniz; yetmedi, Ankara'nın kültürel hafızası, ormancılığın kültürel hafızası olan ve Ankara'nın akciğeri olan Gazi yerleşkesini talan ettiniz; o da yetmedi, bir gece yarısı ansızın, âdeta bir hırsız gibi Orta Doğu Teknik Üniversitesinin ormanlarındaki ağaçları söküp attınız; o da yetmedi, gene hesaplaşmanız bitmedi hiçbir zaman sanatla, tiyatroyla ve gene bir gece yarısı, Cumhuriyet Dönemi sonrasında kurulmuş olan, devlet tiyatrolarının kalbi olan İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi'ne girdiniz ve buradaki ağaçları ve binaları yok ettiniz, yıktınız, mahvettiniz. İşte, şimdi, tabii, bunlarla da kısıtlı kalmadı. Beş dakika içerisinde neleri yakıp yıktığınızı anlatmaya tabii zamanım elvermeyecek ama hedefinize yeni bir sembolü daha yerleştirdiniz. Şimdi de Atakule'yle bir hesaplaşmaya başladınız değerli arkadaşlar.

Bakın, Atakule, Mimar Ragıp Buluş tarafından tasarlanmış olan ve 1989 yılından bu yana Ankara'nın sembolü hâline gelmiş olan bir yapıdır. Kentin dokusuyla son derece uyumlu olan ve dönemin modern mimari anlayışıyla tasarlanmış olan çok önemli bir değeridir Ankara'nın. Ama şimdi siz ne yapıyorsunuz, mimarın izni olmamasına rağmen Atakule'yi yıkmaya kalkıyorsunuz. Üstelik de altında imzamızın olduğu Bern Sözleşmesi'ne rağmen bunu yapıyorsunuz. Gene, altında imzamızın olduğu Fikir ve Sanat Hakları Sözleşmesi'nin 16'ncı maddesine rağmen bunu yapıyorsunuz. Bakın, Atakule'yle ilgili olarak, 25 yaşındaki Gizem ne demiş: "Atakule benim için bir ölçü birimi oldu. Etrafımdaki uzun boylu arkadaşlarıma hep 'Atakule gibisin.' derim. Atakule'den uzun değilse bence hiçbir şey uzun değildir. Atakule sadece bir kent hafızası değil, aynı zamanda bir kuşağın da anılarıdır." İşte, değerli arkadaşlar, Atakule Ankaralılar için bunu ifade ediyor, bizler Atakule deyince bunu anlıyoruz ama sizler Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nu da yok sayıyorsunuz, mimarın bu konudaki görüşünü de âdeta yok sayıyorsunuz. Ne yapmayı planlıyormuşsunuz? Sanki Ankara'nın yeni bir alışveriş merkezine çok ihtiyacı varmış gibi, 25 bin metrekarelik yeri yıkıp oraya 2 katı büyüklüğünde bir alışveriş merkezi yapacakmışsınız. Güya 128 metre boyutundaki kuleyi yıkmayacakmışsınız ama nasıl olacaksa 6 bodrum katına sahip olacakmış yeni yapı, aynı zamanda 20 kotuna kadar da inecekmiş yani Atakule'nin temellerinin altına kadar inecekmişsiniz. Bakın, değerli arkadaşlar, bu, Atakule'nin yıkılma tehdidiyle karşı karşıya kalması demek. Hatta açık konuşalım, bu, Atakule'nin ilerleyen günlerde yıkılması demek.

Ayrıca, tabii, bu projeyle birlikte, doğal sit alanı olarak tanımlanmış olan Atakule'nin hemen yanında konuşlanmış Botanik Parkı'nı besleyen yer altı su kaynaklarının akıbeti de belirsiz, onlar ne olacak ve orası nasıl beslenecek? Bu konu da ayrı bir muamma konusu.

Bakın, Çankaya Belediyesi üzerine düşeni yapmış, mimarın izninin olmaması nedeniyle projeyi onaylamamış, yıkım kararını reddetmiş ama ne yapmışsınız? Hemen Çevre ve Şehircilik Bakanlığını devreye sokup ansızın projeyi onaylatmışsınız. Ama hukuki yollara başvurulmuş ve 30 Nisan tarihinde, yani bundan neredeyse bir ay önce bir karar çıkmış ve bu karara göre de durdurma kararı alınmış. Demiş ki Ankara Bölge İdare Mahkemesi 30 Nisan tarihinde: "Yıkımın hukuka aykırı olduğu ve uygulanması hâlinde telafisi güç ve imkânsız zarara yol açacağı nedeniyle durdurulması gerekiyordur." Fakat bir aydır inşaat çalışmaları, yıkım çalışmaları hâlen devam ediyor değerli arkadaşlar. Elbette "Neden devam ediyor?" sorusunun cevabı çok açık çünkü Ankara'nın bir valisi yok, Ankara'nın neredeyse dokunulmazlığı olan bir Büyükşehir Belediye Başkanı var. Ama bu işler sandığınız gibi değil değerli arkadaşlar, bakın, sizler tarihe, doğasını, geçmişini, tarihini, çevresini yok eden, talan eden milletvekilleri olarak geçeceksiniz.

O yüzden bu yıkım kararına "dur" diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)