Konu:YOLSUZLUĞA KARŞI CEZA HUKUKU SÖZLEŞMESİNE EK PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR
Yasama Yılı:4
Birleşim:86
Tarih:07/05/2014


YOLSUZLUĞA KARŞI CEZA HUKUKU SÖZLEŞMESİNE EK PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 423 sıra sayılı, uzun adı var ama, yolsuzluğa karşı bir sözleşmenin onaylanması üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bakın arkadaşlar, bu, elimdeki sözleşme 1 Temmuz 2004 tarihinde kabul edilmiş. Bizim Hükûmetimiz bu sözleşmeyi ne zaman imzalıyor? 12 Nisan 2012'de. Sekiz yıl sonra, yolsuzlukla mücadele sözleşmesini imzalıyor. Ne zaman gündemimize geliyor? 2014'te. Yani orijinal sözleşmeden tam on yıl sonra imzalanarak önümüze gelen bir yolsuzlukla mücadele sözleşmesi...

Değerli arkadaşlar, bu sözleşmeleri imzalamazsanız, bu kanunları çıkarırsanız, yolsuzluğu kolaylaştıran kanunları çıkarırsanız daha çok 17 Aralıklarla başınız belaya girer. Bu 17 Aralıkta "paraleller" diye bir örgüt yarattınız ve bu paralelleri suçlayarak bu yolsuzluklardan sıyrılmış olabilirsiniz ama bu yasalar, bu sözleşmeler elinizde olduğu sürece daha sizin yolsuzluklarla başınız çok belaya girecek değerli arkadaşlar ve bu yolsuzluklar da kapatılamayacak. Ben size yıllar yılı yolsuzlukla mücadele etmiş bir görevden gelen arkadaşınız olarak birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, yolsuzlukla mücadelenin iki temel koşulu var: Bunlardan birincisi, saydamlık, şeffaflık. Yönettiğiniz devleti şeffaf yapmak zorundasınız. Peki, şeffaf yapmak için ne yapmak zorundasınız? Bilgi edinme hakkına saygı duymak zorundasınız yani size sorulan sorulara tam, zamanında ve doğru cevap vereceksiniz. Bakın, burada Enerji Bakanı var; şimdi, ben Enerji Bakanına sorduğum birkaç soru üzerinden sizin Hükûmetinizin bu konudaki pozisyonunu netleştirmek istiyorum. Tam bir yıl önce bu kürsüde Enerji Bakanına sordum: "Adalet ve Kalkınma Parti Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Erdoğan'ın damadının yönettiği Çalık şirketi Samsun'da nitelikli dolandırıcılıktan yargılanıyor mu?" dedim. "Suçlama konusu şu mudur?" dedim. "Sizden cami, okul, park gibi kamusal elektriğin parasını alan şirketin, yoktan yere fiyatları yüksek gösterilerek Hazine Müsteşarlığını dolandırdığına yönelik bir iddia var mıdır? Bu konuda bir savcılık araştırması söz konusu mudur?" dedim. Tam bir yıldır bu Bakan bu soruya cevap vermiyor. Ama bu Bakan anayasal olarak ve yasal olarak bu soruya cevap vermek zorunda. Sadece soruya cevap vermek zorunda değil; aynı zamanda, ben, KİT Komisyonunun üyesiyim, yani bu işlemi yapan kamu iktisadi teşebbüsünü Meclis adına, yüce millet adına denetlemekle görevli bir milletvekiliyim. Bu belgelere de ulaşmam gerekiyor -bu iddianameye, bu rapora- okumam ve karar vermem gerekiyor. Sayın Bakan bu soruya cevap verdi mi? Vermedi arkadaşlar, bu soruya cevap vermedi. Niye vermedi? Siyaseten zor durumda kalmaktan korktu. Sonuçta döndü dolaştı ne oldu? 17 Aralıkla Hükûmeti muhatap oldu.

Ben, aynı Bakanınıza şunu sordum...

Şimdi, doğal gaz işinde şöyle bir şey var arkadaşlar: Uluslararası anlaşma yapıyorsunuz ve belirli bir miktar doğal gaz almayı Rusya'ya, İran'a, Azerbaycan'a taahhüt ediyorsunuz, "Ben bu doğal gazı almazsam bunun parasını ödeyeceğim." diyorsunuz. Buna "al ya da öde" anlaşması deniliyor.

Ben bu Bakana sordum: "Yıllar itibarıyla, Türkiye Cumhuriyeti, almadığı ve kullanmadığı hâlde kaç milyar dolar doğal gaz parası ödemiştir?" diye. Bu Bakan bu soruya da cevap vermedi ve bizim halkımız, almadığı veya kullanmadığı doğal gaza milyarlarca dolar para ödedi. Fakire dağıtmadı bu doğal gazı, fakire bunun yerine kömür dağıttı. Peki, kömür dağıtırken ne oldu? Onlarca yolsuzluk oldu, üç dört tane şirket bundan zengin edildi. Bir sürü müfettiş rapor yazdı. Bu raporlardan bir tanesini de bu Bakana bağlı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Teftiş Kurulundan bir müfettiş yazdı. Bu bakanın ne yapması gerekiyordu? Bu raporu alıp, götürüp cumhuriyet savcısının önüne koyup "Kardeşim, benim müfettişim böyle bir şey yapmış. Bak bakalım burada bir suç var mı?" demesi gerekiyordu değil mi? Bu Bakan bunu yaptı mı? Yapmadı, raporu sümeninin altında tuttu, bu raporu sümeninin altında tuttu. Peki bu grup ne yaptı, Adalet ve Kalkınma Partisi? Yasa çıkardı, yasa çıkardı ve bu yolsuzluğun aklanmasını sağladı. Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluklarından birisi takipsizlik kararıyla kapatıldı arkadaşlar, hâkimin önüne bile gitmedi. En az 5 müfettişin "Suç var." dediği, Sayıştayın her yıl "Burada ağır suçlar var." dediği bir yolsuzluk hiçbir şeklide yargının önüne gitmeden kapatıldı. Sonra 17 Aralıkta "Paraleller bize tuzak kurdu." diyorsunuz. Tuzağı siz kurdunuz; bu yasayı çıkararak, siz el kaldırarak partinizin bu işlere müdahale etmesini engellediniz, bakanlarınızın önünü açtınız.

Şimdi tekrar dönelim değerli arkadaşlar. Biz doğal gaz alıyoruz değil mi Rusya'dan. Bu doğal gazı sizce sadece biz mi alıyoruz? Hayır; İngiltere alıyor, Fransa alıyor, İtalya alıyor. Peki, bu doğal gazı nasıl alıyoruz diğer uluslar gibi? Belirli bir fiyat formülünde alıyoruz değerli arkadaşlar, bunun uzun bir formülü var. 2004 yılında bu formül değiştirildi ve Türkiye aleyhine korkunç farklar doğdu değerli arkadaşlar. Bir bilirkişi raporu var, önümüzdeki dönemde, o yıl için söylüyorum, 10 milyar doların üzerinde Türkiye'nin zarar edeceğine yönelik, 10 milyar doların üzerinde. Biz şimdi şu Bakana soruyoruz, diyoruz ki: "Ya, sen kimden, hangi fiyattan, ne kadar doğal gaz alıyorsun? Rusya'dan ne fiyata alıyorsun, Azerbaycan'dan ne fiyata alıyorsun, sen bunu İran'dan ne fiyata alıyorsun?" Bu bakan bize cevap vermiyor. Ne diyor? "Bu bir ticari sırdır." diyor. Ticari sır olan konuyu ben Rus basınından öğreniyorum. Gazprom şirketinin fiyatları açıklanıyor, neredeyse en pahalı gazlardan birini biz alıyoruz. Hem de nasıl alıyoruz? Bu Gazprom şirketi benim ülkemden boru hattını geçiremeden gaz alamıyor çünkü ben hat ülkesiyim, "hub" üzerinde bir ülkeyim ama benim Enerji Bakanım yine gidiyor, Karadeniz'de yoktan yere Ruslara buradan geçiş hakkı veriyor ve Rusya'nın Başkanı Putin diyor ki: "Bana bir Noel hediyesi verdi." Sen kimsin ya! Sen benim ulusal çıkarımı Ruslara Noel hediyesi olarak nasıl veriyorsun? Senin makul bir sebebin var değil mi? Senin makul bir sebebin var, ulusal çıkarları düşünüyorsun ama bana savunamıyorsun, bana söylemiyorsun. Sadece "Ulusal çıkarlarım var." diyorsun ve ben 17 Aralıkta görüyorum ki -ki, bunların hepsi iddiadır, onun da altını çizerek söylüyorum- çok ciddi iddialar var. Sizin Hükûmetiniz ulusal çıkarlara göre bir şey yapamıyor.

Değerli arkadaşlar, siz saydamlığı ortadan kaldırırsanız, sizin Bakanınız gerçek dışı cevaplar verirse, sizin Bakanınız benim bilgi edinme hakkımı, anayasal hakkımı, yasal hakkımı çiğneyecek şekilde "Ticari sır, devlet sırrı, gizlilik" derse, bu gizli devletten, bu sırlı devletten hayırlı işler çıkmaz. Arkadaşlar, özel hayat gizlidir. Hepimizin özel hayatı gizlidir. Hani döneminizde oradaki partiye, buradaki partiye, şuradaki milletvekiline haince ve alçakça tuzaklar kuruldu ya, işte o özel hayatlardı, onların gizli olması gerekiyordu ama Başbakanın damadının yönettiği Çalık şirketi eğer Samsun Cumhuriyet Başsavcılığında hazineyi nitelikli dolandırıcılık suçundan yargılanıyorsa bunu hepimizin bilmesi gerekmektedir. Ben kendi seçmenime bunu borçluyum, bana oy veren Cumhuriyet Halk Partililere ve diğer halkıma ve bana oy vermeyenlere, herkese bunu borçluyum. Anayasa'm bunu bana emrediyor: "Ey milletvekili, muhalefettesin ve sen bunu denetleyeceksin." diyor ve siz devleti böyle kör ettikçe, siz devleti böyle görünmez hâle getirdikçe sizin başınız daha çok yolsuzluklarla belaya girer. Sadece sizin başınız belaya girmez, bu milletin de başı belaya girer. Orta gelir tuzağına takılır kalırız; yoksulluk kol gezer, yoksulluktan kâğıt toplayan çocukların Ankara'nın İskitler semtinde evleri yıkılır, açlıktan ölen bebeklerimiz olur. Muharrem bebeği babasının çantasında, babasının heybesinde mezarlığa uğurlarız ve hepimizin bu durumdan hüzün ve utanç duyması gerekmektedir.

Saygılarımı sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)