Konu:CHP GRUBUNUN, GÜNDEMİN "ÖZEL GÜNDEMDE YER ALACAK İŞLER" KISMININ 2, 3, 4 VE 5'İNCİ SIRALARINDA YER ALAN (9/3), (9/4), (9/5) VE (9/6) ESAS NUMARALI MECLİS SORUŞTURMASI ÖNERGELERİNİN, BU KISMIN SIRASIYLA 1, 2, 3 VE 4'ÜNCÜ SIRALARINA ALINMASINA VE BU KISIMDA YER ALAN DİĞER İŞLERİN SIRASININ BUNA GÖRE TESELSÜL ETTİRİLMESİNE İLİŞKİN
Yasama Yılı:4
Birleşim:84
Tarih:05/05/2014


CHP GRUBUNUN, GÜNDEMİN "ÖZEL GÜNDEMDE YER ALACAK İŞLER" KISMININ 2, 3, 4 VE 5'İNCİ SIRALARINDA YER ALAN (9/3), (9/4), (9/5) VE (9/6) ESAS NUMARALI MECLİS SORUŞTURMASI ÖNERGELERİNİN, BU KISMIN SIRASIYLA 1, 2, 3 VE 4'ÜNCÜ SIRALARINA ALINMASINA VE BU KISIMDA YER ALAN DİĞER İŞLERİN SIRASININ BUNA GÖRE TESELSÜL ETTİRİLMESİNE İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir seçimi geride bıraktık. Seçimin ağırlıklı konusu 17 Aralık 2013 tarihinde İstanbul'da cumhuriyet savcılarınca başlatılan soruşturmaya konu olan 4 bakan hakkındaki rüşvet ve yolsuzluk iddialarıydı. İlerleyen süreçte rüşvet ve yolsuzluk iddialarının kapsamı genişledi, bu kapsama Başbakan ve onun yakın çevresi de dâhil oldu.

Seçim sürecinde "Rüşvet ve yolsuzluk iddiaları mutlaka soruşturulmalı, mutlaka bunlar yargıya götürülmeli." diyen muhalefete karşı "Hayır, bunları soruşturmaya gerek yok, ortada soruşturulacak olan bir şey yok. Bunları yargıya değil, sandığa götürelim." diyen bir iktidar vardı. Şimdi seçim yapıldı. Çıkan seçim sonucunu yolsuzluk konusunda, rüşvet ve yolsuzluk iddiaları konusunda güvenoyu olarak algılayan, böyle değerlendiren bir iktidar var, "Bu seçim sonucuyla, yüzde 43 oyla biz yolsuzluk ve rüşvet iddialarından aklandık." iddiasını ortaya koyan bir iktidar var. Hatta çok daha ileri gidiliyor. Güvenoyu demek yetersiz olur ortadaki tabloyu, iktidar psikolojisini yansıtmak açısından, daha vahim bir tablo var. Her seçim sonrası geleneksel olarak yapılan balkon konuşması, bu defa, evvelkilerde olan mağruriyetin ifadesi, ürkütücü bir keyfin ifadesi yanında, balkondaki zevatla birlikte pervasızlığın ilanıydı. Yolsuzluk konusunda, balkon konuşmasında bir pervasızlık ilan edilmiştir; asıl vahim olan tablo budur.

Kimse seçimde almış olduğu yüzde 43 oyu rüşvet ve yolsuzluk iddiaları konusunda bir güvenoyu olarak görmesin, kimse bu oya güvenerek rüşvet ve yolsuzluk iddialarının üzerini örtebileceğini düşünmesin, hiç kimse bu yolsuzluk ve rüşvet iddialarını burada soruşturma komisyonları kurmak suretiyle kapatabileceğini düşünmesin, hiç kimse yüksek tepelere çıkma hevesiyle bu yolsuzluk iddialarını kapatabileceğini düşünmesin. Şimdi yüksek tepelere çıkma hevesinde olan birileri var, hedefine yüksek bir tepeyi koymuş, oraya çıkmanın hesaplarını yapıyor. Bu heves, bu yüksek tepe hevesi, yüksek tepe merakı bana Kur'an-ı Kerim'den bir kıssayı hatırlattı.

Bugün "Oman" dediğimiz coğrafyada tarihin eski zamanlarında yaşayan bir Âd kavmi vardı. Âd kavmî, bulduğu her yüksek tepeye yüksek yapılar yapıyordu, sanki hiç ölmeyecekmiş gibi, hiç iktidarı kaybetmeyecekmiş gibi, ebedî olarak kendileri iktidarda kalacakmış gibi kendilerini ebedîleştirecek yapılar yapıyordu; tıpkı sizin bugün bulduğunuz her boş arsaya gökdelen yaptığınız gibi, rezidans yaptığınız gibi. Onlar yüksek tepeye yüksek yapılarla çıktılar, siz yüksek tepeye arkalarınızdaki devasa yolsuzluk iddialarıyla çıkmak istiyorsunuz. Tarihte ne oldu? Tarihte Allah'a şirk koşmuş olarak kabul edilen ve kendilerine gönderilen Hazreti Hûd'u peygamber olarak kabul etmeyen o kavim yok olup gitti. Siz de yok olup gideceksiniz; sanmayın ki bu yüzde 43 oyla, bu kuracağınız soruşturma komisyonuyla bu işin üzerini örteceksiniz ve kazanacaksınız, tam aksine, yok olup gideceksiniz. Hangi tepeye çıkarsanız çıkın, isterseniz en yüksek tepeye çıkın, bunun hesabı mutlaka görülecektir, bu hesap bir gün mutlaka Yüce Divanda görülecektir değerli milletvekilleri. (CHP sıralarından alkışlar) Bu yolsuzluk iddialarının üstünü örtmeye hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Allah ömür verirse yaşayacağız ve göreceğiz.

Değerli milletvekilleri, şimdi, bugün tarihî bir gün. Bugün 4 bakan hakkındaki yolsuzluk iddialarını görüşeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisinin 4 bakanla ilgili ayrı ayrı Meclis soruşturma önergeleri var. Ön almak isteyen Adalet ve Kalkınma Partisi, 4 bakanı aynı kefeye koyarak tek bir soruşturma önergesiyle buraya getirdi. Evet, bir soruşturma komisyonu kurulacak, Adalet ve Kalkınma Partisinin çoğunluk oylarıyla kendi önergelerini mutlaka kabul edecekler, öyle gözüküyor. Ama bu önergeyle Adalet ve Kalkınma Partisi Grubundan kabul edilmesi istenen şey, aslında, İsa'nın çarmıha gerilmesi, Barabbas'ın serbest bırakılmasıdır. Değerli milletvekilleri, İsa'yı çarmıha germeyin, Barabbas'ı serbest bırakmayın.

Bugün aynı zamanda on iki yıllık saltanat ideolojisinin sonudur. O sonun başlangıcı bugündür, seçim değil. Bugün, kurmayı düşündüğünüz, kapatmayı düşündüğünüz yolsuzluklarla, son konusundaki, sona erme konusundaki, AKP'nin bitişi konusundaki adımınızı atmış olacaksınız. Bunu tavsiye etmiyorum Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna. Bu adaletsizliğe izin vermemelerini, Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Mart 2003 tarihindeki tezkerede nasıl onurlu bir duruş gerçekleştirmişse bu soruşturmada da aynı onurlu duruşu gerçekleştirmelerini diliyorum.

Değerli milletvekilleri, seçim sonucunu, seçim sonuçlarını illa da yolsuzluk konusunda bir güvenoyu olarak algılayacak, değerlendirecek olursanız, güvenoyu verdi mi, vermedi mi millet konusunda değerlendirecekseniz söyleyeceğimiz tek bir cümle var: Milletin yüzde 57'si "Yolsuzluk vardır." demiştir, "Rüşvet vardır." demiştir. Bunun altında hiç kimse kalmamalıdır, bu iddialar mutlaka soruşturulmalı, bu iddialar mutlaka açıklığa kavuşturulmalıdır.

Değerli arkadaşlar, 19 Mart 2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisini Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olağanüstü toplantıya çağırdı. Milliyetçi Hareket Partisi, Barış ve Demokrasi Partisi -şimdiki adıyla Halkların Demokratik Partisi- ve bağımsız milletvekillerimiz bu öneriye destek verdiler. 4 bakanla ilgili buraya soruşturma önergesi geldi, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu "Muhalefet nasıl olsa toplanamaz." düşüncesiyle içeriye girmedi. Beklediniz orada, muhalefet toplanamasın, toplantı gerçekleşmesin, bu önergeler düşsün. Gerçek beklentiniz, gerçek niyetiniz buydu.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Siz önerge getirmemiştiniz o zaman da, o gün önergeniz yok.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Baktınız ki biz içerdeyiz, korktunuz, içeri girdiniz.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Önergeyi biz getirdik, siz değil.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - O korkudur sizi bugün buralara getiren.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Siz işin lafını yapmaya geldiniz, önergeniz yoktu.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Daha doğrusu, o korkudur sizleri buraya sevk eden, başınızdaki kişilerin "Aman, Genel Kurula gidin." talimatı vermesine neden olan o korkudur.

Değerli milletvekilleri, biz o zaman 4 bakanla ilgili önerge verdik.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Olmayan şeyi varmış gibi söyleme. O tarihe kadar önergeniz var mıydı?

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) - Laf atma Sayın Kacır. Saygı göster ya! Bırak ya, sen savcı mısın!

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Yalana saygı yok.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Alelacele, akşamüzeri bir soruşturma önergesi verdiniz. Alelacele, acemice, külüstürce, eksik, yanlış, İç Tüzük'e aykırı, kendi siyasi stratejiniz açısından bile hatalı, bunu bile akıl edemeyecek durumda bir panik havasıyla o gün verdiniz, sonra tuttunuz onu geri çekmek zorunda kaldınız.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Siz niye vermediniz önerge?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Geri çekmeniz hukuka saygıdan dolayı değil, İç Tüzük'e saygıdan dolayı değil; aman, biz şimdi burada bir kısım suçları yazmadık, rüşveti yazmadık, bu kapıyı açık bırakmayalım düşüncesiyle getirdiniz. Ama, neyi yazarsanız yazın, isterseniz o komisyonda bütün bunların hepsini aklayın, bu soruşturmalar bir gün Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılacaktır, bu sorumlular Yüce Divanda hesap verecektir.

Değerli milletvekilleri, neden tek komisyon kurulmasını öneriyorsunuz? Neden 3 bakanla Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar'ı aynı kefeye koyuyorsunuz, neden aynı kefeye koydunuz? Birisi Rıza Zarraf ve onun önünde eğilen bakanlar, öbürü TOKİ olayı. İkisinin birbiriyle ne gibi bir ilgisi var? Ama, fire vermeme ihtiyacı, fire verirsek kötü oluruz düşüncesi, sizleri 4 bakan hakkında birlikte bir soruşturma önergesi vermeye yöneltti. Doğru olan, veriliş sırası itibarıyla yani Cumhuriyet Halk Partisinin 4 önergesinin önce görüşülmesi, diğerinin sonra görüşülmesidir. Bizim önergemiz bunu amaçlıyor ama siz, bir İç Tüzük uyanıklığıyla, kendi önergenizi öne aldınız, Cumhuriyet Halk Partisi önergesini sona koydunuz. Hiç fark etmiyor, hangisini kabul ederseniz edin, bizimkileri reddedin, sizinkini kabul edin, isterseniz aklayın o 4 bakanı ama bu hesap Türk milleti olduğu sürece mutlaka görülecektir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)