Konu:TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN KURULUŞ YIL DÖNÜMÜNÜN VE ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI'NIN KUTLANMASI, GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİNİN BELİRTİLMESİ GÖRÜŞMELERİ
Yasama Yılı:4
Birleşim:80
Tarih:23/04/2014


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN KURULUŞ YIL DÖNÜMÜNÜN VE ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI'NIN KUTLANMASI, GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİNİN BELİRTİLMESİ GÖRÜŞMELERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE MECLİS GRUBU BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanı, değerli milletvekilleri, değerli yurttaşlarım, sevgili çocuklar; Cumhuriyet Halk Partisi adına 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutluyor ve bu büyük günün ülkemiz için aydınlık ve huzurlu günlerin müjdecisi olmasını yürekten diliyorum.

Cumhuriyetimiz, bütün dünyaya bir bayram hediye edecek kadar ufku geniş, ulusal egemenliği baş tacı yapacak kadar halkına güvenen ve saygı duyan devrimci kadroların ve ruhun eseridir. Mustafa Kemal'e atıfla söylemek isterim ki, ulusal egemenliğin ışığı karşısında zincirler erimiş, taç ve tahtlar batmış ve yok olmuştur.

Sayın milletvekilleri, cumhuriyeti kuran devrimci kadroların ulusal egemenlik kavramıyla neyi ifade ettiklerini iyi anlamak gerekiyor. Günümüzde bu kavram çarpıtılarak bir dikta rejimi kurmaya kalkışanların öncelikle Mustafa Kemal Atatürk'ün 7 Şubat 1923 tarihinde Balıkesir'de yaptığı konuşmayı iyi öğrenmeleri gerekir. Şöyle der Mustafa Kemal Atatürk: "Millî emeller, millî irade yalnız bir şahsın düşünmesinden değil bütün millet fertlerinin arzularının, emellerinin bileşkesinden ibarettir." Bir halkın var olma mücadelesini bağımsızlıkla taçlandırmış bu yüce Meclisin fikri hür, vicdanı hür üyeleri bugün de zorlu bir mücadele içine girmişlerdir. Bu zorlu mücadelenin halkın egemenliğini yansıtan gerçek bir demokrasi ve özgürlüklerle taçlandırılacağından eminim.

Değerli milletvekilleri, ulusal egemenlik, çoğulcu bir rejim, temsilde adalet ve hukukun üstünlüğü meselesidir. Çoğunluğun güçlü, güçlünün de haklı olduğu, yurttaşların baskı, korku, yasaklar, kin, yoksulluk ve istikrarsızlık tehditleriyle yönlendirildikleri bir sistem çoğulcu değildir. "Sandıktan çıktım, ne istersem yaparım." anlayışı ulusal egemenlik kavramıyla bağdaşmaz çünkü ulusal egemenlik sandıktan çıkan oy sayısına bağlı bir kavram değildir. Egemenlik en son ferdine kadar bütün ulusundur. (CHP sıralarından alkışlar) Sayısal çoğunluğu egemenlik olarak anlamak ve kullanmaya kalkışmak ulusal iradenin inkârıdır ve istismarıdır. Böyle bir yönetim tarzına "demokrasi" ve "cumhuriyet" kelimeleri de yakışmamaktadır. Demokrasi, özgür yurttaşların, özgür medyanın, oy sandığına hapsolmayan bir iktidar anlayışının rejimidir. Demokrasi, iktidarların egemenliğin kaynağı olan halka belirli aralıklarla ve sandıktan sandığa değil, her gün hesap verdikleri rejimin adıdır.

Uygulanan yüzde 10 seçim barajı, ulusal egemenliği hiçe sayan, yurttaşlarımızın tercihlerini görmezden gelerek temsiliyet haklarını çalan ve iktidarda kalmak için her şeyi reva gören bir çarpık zihniyetin ürünüdür. Ne var ki seçim barajını düşürmeyi son derece adaletsiz temsil sonuçları yaratacak yeni bir seçim sistemini kabul etme şartına bağlamak millet egemenliğine açıkça saygısızlıktır. Kayıtsız ve şartsız millete ait olan egemenlik milletin iradesini gasbetmek ve toplumun belirli unsurlarını dışlamak için bir silah gibi kullanılamaz.

Değerli milletvekilleri, üstünlerin hukukunun egemen olduğu yerde milletin egemenliği yoktur. Halkımızın ulusal egemenliği yasama, yürütme ve yargı organları aracılığıyla kullandığını biliyoruz. Yürütme organına "Bu yetkiyi tek başına kullan." denmemiştir, denmeyecektir. Tarafsız ve bağımsız yargının olmadığı, yasama organının etkisizleştirildiği bir düzeni sürdürmek ulusal egemenliğin kaynağı olan milletimizi hiçe saymak demektir. Toplumu ve hasımlarını sindirmek için özel mahkemeler oluşturanlar, kararlarını beğenmedikleri zaman Anayasa Mahkemesine bile meydan okuyanlar ve yolsuzluk soruşturmalarına hukuku dinamitleyerek cevap verenler sadece Anayasa'yı değil ulusal egemenliği de çiğnemişlerdir. (CHP sıralarından alkışlar) Kuvvetler ayrılığını ayak bağı olarak görenler, halkın iradesine saygı duyduklarını nasıl iddia edebilirler? Bu bayram günündeki burukluğumuzun sebebi de işte bunlardır.

Üzülerek ifade edeyim ki varlığını ve saygınlığını hukuk ve meşruiyet ilkelerine bağlılığına borçlu olan Meclisimizin bütçe denetim yetkileri elinden alınmıştır. İki yıl önce bu Parlamentoda bugün yaptığım konuşmamdaki bir ifadeyi tekrar bilginize sunmak isterim: "Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratikleşme tarihi bu Meclisin yetkilerini savunma ve genişletme tarihidir. Bugün dahi bu yüce Meclisin yetkilerine göz dikenler bu hususu hiçbir zaman akıllarından çıkarmasınlar."

Değerli milletvekilleri, 23 Nisan aynı zamanda dünya çocuklarına armağan edilmiş ilk ve tek bayramdır. Özgürlüğe, eşitliğe ve bilime bağlı olan toplumlar Mustafa Kemal'in işaret ettiği gibi fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirebilirler. Çocuklarımızın ufkunu kin ve nefretle değil sevgi ve dürüstlükle çizdiğimiz takdirde ülkemiz kalkınır, ülkemiz ilerler. Biz çocuklarımızı bilime dayalı, sevgiyle dolu, nefretten uzak, yüzünü geleceğe dönmüş bir eğitim sistemiyle yetiştirmek istiyoruz. Biz çocuklarımızı küreselleşen dünyayla uyumlu, haberleşme ve iletişim olanaklarını etkin bir şekilde kullanan ve yaşadıkları dünyayı sorgulayan bireyler olarak yetiştirmek istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki özgür ve eşit bir gelecek özgürce yetişen nesillerle mümkündür.

Değerli milletvekilleri, sözlerime son verirken, bu yıl grubum adına 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı temel hak ve özgürlükleri için canlarını feda eden gençlerimizin ve bir sabah evinden çıkarak Türkiye halkının kalbine gömülen Berkin Elvan'ın güzel anısına adıyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından ayakta alkışlar)