Konu:Oturumu Yöneten Başkan Vekiline Hakaret Ettiğinden Dolayı, Tunceli Milletvekili Kamer Genç'e, İki Birleşim İçin Meclisten Geçici Çıkarma Cezası Verilmesi
Yasama Yılı:4
Birleşim:78
Tarih:17/04/2014


OTURUMU YÖNETEN BAŞKAN VEKİLİNE HAKARET ETTİĞİNDEN DOLAYI, TUNCELİ MİLLETVEKİLİ KAMER GENÇ'E, İKİ BİRLEŞİM İÇİN MECLİSTEN GEÇİCİ ÇIKARMA CEZASI VERİLMESİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMER GENÇ (Tunceli) - Ya, hemen niye kuşku duydunuz? Şimdi, yani benim...

(AK PARTİ sıralarından bir grup milletvekili Genel Kurul salonunu terk etti)

KAMER GENÇ (Devamla) -Tamam, hepiniz bir çıkın bakalım buradan, hepiniz çıkın, tamam mı, çok güzel. Peki, hepiniz çıkın.

BAŞKAN - Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Savunmayı dinlemeden nasıl karar vereceksiniz?

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, sayın milletvekilleri, ben zaten onlarla konuşmuyorum. Ben, şimdi, burada millete ve bu kürsüye konuşurum.

Bakın, şimdi, Sayın Başkanın bana karşı olan tutumunu bir videodan seyretmesini rica ediyorum.

Ya rica ediyorum Sayın Başkan, videodan şey edin. Zaten siz böyle bir karar verirseniz bu kararı Anayasa Mahkemesine götüreceğim ve bu videoyu da o Anayasa Mahkemesine seyrettireceğim.

Şimdi, burada siz beni milletvekili olarak kabul etmiyorsunuz. Ben "Sayın Başkan..." diyorum, duymuyorsunuz, "Sayın Başkan..." diyorum, duymuyorsunuz. Bir şey söylüyorum, Divan Kâtibine okutturuyorsunuz.

Şimdi, bakın, ben yedi sene Meclis Başkan Vekilliği yaptım ve orada şunu söyledim: Ben Türkiye Büyük Millet Meclisini yönettiğim zaman Allah'ın huzurunda hesap veren bir insan gibi kendimi görüyorum. Bakın, o kürsü çok kutsal bir kürsüdür.

AHMET AYDIN (Adıyaman) - O yüzden o kürsüye o kadar ağır hakaretle konuştun.

KAMER GENÇ (Devamla) - O, Atatürk'ün kürsüsüdür. Orada oturan kişi bu milletin temsilcisidir, bu millet adına hareket ediyor ve çok adaletli ve hakkaniyete uygun hareket etmesi lazım.

Şimdi, bakın, o kadar anormal kanunlar geliyor ki, biz de yıllarca... Bakın, otuz üç sene milletvekilliği yapan bir insanım; her kanunun bu memlekete, bu millete ne getirip ne götürdüğünü iyi bilen bir insanım. Benim amacım, bakın, Meclisin çalışmasını da engellemek değil. Dolayısıyla, size diyorum ki yani sizi uyarma kabîlinde, daha iyi bir kanun çıkması için, milletin lehine iyi kanunlar çıkması için, bu memlekete sağlıklı bir yasama düzenlemesi yapılması için...

(AK PARTİ sıralarından bir grup milletvekilinin konuşmacı kürsüsüne sırtını dönmesi)

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sayın Başkan, özür dilerim, sözünü kesiyorum, milletvekilleri sırtlarını sizin Divana döndüler, Başkanlığınıza saygısızlıktır bu.

ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) - O Divana saygısızlıktır.

İZZET ÇETİN (Ankara) - Dönerek oturamazlar, bu hakarettir, hakaret.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya neyse şimdi, o bana karşı değil.

BAŞKAN - Sözünü kesmeyin lütfen.

Buyurun, sizi dinliyorum.

KAMER GENÇ (Devamla) - Meclis Başkanlığına onlar hakaret ediyor, bana karşı değil ki.

İZZET ÇETİN (Ankara) - Hakaret odur; o, Divana yapılan hakarettir.

KAMER GENÇ (Devamla) - Peki, şimdi, bu manzara hoşunuza gidiyor mu Sayın Başkan? Gidiyor mu yani? Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde oturan kişi sırtını kürsüye dönecek. O zaman çıksın gitsin. Yani böyle bir şey olur mu? Kaldı ki ben kimsenin arkasına da hayran değilim yani, böyle bir şey de yok yani. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Genç, lütfen...

KAMER GENÇ (Devamla) - Dolayısıyla, böyle bir şey olmaz yani.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Terbiyesizsin ya sen, gerçekten terbiyesizsin ya!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, bakın, size yapılan hakareti...

KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu tamam sen de çevir arkanı Bayram, sen de çevir arkanı.

BAŞKAN - Sonra da size söz vereceğim.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) - Seviye iyice düştü.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, ama uyarmanız gerekir.

BAŞKAN - Uyardım...

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - O kürsü terbiyesizlik yapma kürsüsü değildir.

BAŞKAN - Sayın Elitaş, lütfen yerinize...

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Orada ahlaklı olacaktır!

BAŞKAN - Sayın Elitaş, lütfen...

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Terbiyesizlik yapmayacak!

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, Mustafa, oturur musun yerine! Mustafa otur!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sen karışma!

BAŞKAN - Sayın Elitaş, lütfen... Savunma yapıyor kendisi.

KAMER GENÇ (Devamla) - Mustafa otur sen yerine, sen otur yerine!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, sözünü geri alsın.

KAMER GENÇ (Devamla) - Sen şimdi otur yerine.

Şimdi, eğer siz...

BAŞKAN - Sayın Elitaş, şu anda Milletvekili savunma yapıyor. Lütfen...

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ama terbiyesizlik savunma değildir.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, "Savunma değildir." ne demek yani? Ben bu lafları niye söylediğimi size söylemek istiyorum.

Şimdi, sayın başkan kürsüsünde oturan benim sözümü dinlemezse, beni milletvekili yerine koymazsa, ben her konuştuğumda başkasıyla konuşursa o zaman nasıl olur Mustafa? Benim yerime kendini koy, benim yerime bir kendini koy yahu Mustafa, biraz vicdanlı ol.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - "Mustafa" diye hitap edemezsin!

KAMER GENÇ (Devamla) - Hayır, benim yerime kendini koy.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ya, senin yerine geçmektense ölmeyi tercih ederim ben.

KAMER GENÇ (Devamla) - Keşke ölsen.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Allah göstermesin! Allah göstermesin!

KAMER GENÇ (Devamla) - Ölsen vallaha bu millet de rahat eder.

Seninle zaten hesaplaşacağız, şimdi mesele değil.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Ya, bununla muhatap olmayın ya!

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, Sayın Başkan, bakın, bu memlekette bu kadar yolsuzluk oluyor, bu kadar hukuksuzluk oluyor. Ben muhalefet partisi milletvekiliyim yahu, elbette bunları dile getiririm yahu. Dile getirirken de niye rahatsız oluyorsunuz? Ben biliyorum. Şimdi, bu kanundan sonra, yani, işte, bizi konuşturmamak için anlaşmalar getireceksiniz, işte, Kamer Genç'i konuşturmamak için böyle bir ceza vereceksiniz.

Yani sizin ceza vermeniz benim için önemli değil ama ben Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığına saygı duyuyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı çok kutsal bir makamdır, o makamda görev yaptığım için o makama kesinlikle hakaret etmeyi düşünmüyorum ve hakaret ettiğimi de zannetmiyorum. Sadece, sizin bana karşı güttüğünüz özel bir davranış biçimine karşı gerçekten üzülüyorum. Yani, şimdi, milletvekili olarak bir defa "Sayın Başkan" diyorum, bakmıyorsunuz; iki defa "Sayın Başkan" diyorum, bakmıyorsunuz; söz istiyorum, söz vermiyorsunuz; usulsüzlük yapıyorsunuz, usulsüzlüğü söylememize müsaade etmiyorsunuz. Sayın Başkan, şimdi, biz orada size hitap ederken evvela bir deyin ki: "Buyurun Sayın Milletvekili." Devam edersek o zaman dersiniz ki "Kardeşim, ben sana söz vermedim." Ama hiç kale almamak milletvekilinin şeref ve haysiyetiyle, onuruyla oynamak demektir.

O bakımdan, yani siz o kadar zor duruma bizi düşürüyorsunuz ki ben bu durum karşısında her zaman da çıkıp da benim kişiliğimi alçaltıcı, kişiliğime hakaret edici bir davranış içinde bulunduğunuz için sizi de uyarıyorum. Size karşı da bir tehdit kelimesini de kullanmadım. "Bak, Sayın Başkan, beni rencide ediyorsunuz, haysiyet ve onurumu rencide ediyorsunuz, lütfen beni de bu Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde, salonda bir milletvekili olarak görün." dedim. Siz bunu görürseniz, hayhay, ben söz istediğim zaman bir karşılık verin, yine söz vermeyin. Zaten, Başkanın takdiri var ama siz beni hiç görmezliğe verirseniz, ondan sonra ben de kendi hakkımı savunmak zorundayım. Çünkü meşru zeminlerde siz Türkiye Büyük Millet Meclisini yönetmezseniz meşruiyetten ayrılırsanız, İç Tüzük'ü askıya alırsanız, onları efendim uygulamazsanız, milletvekili olarak... Sizin orada daha olgun Başkan Vekili olarak davranmanız lazım. Milletvekilinin haysiyetiyle oynanırsa, oynarsanız, onun sözlerini dinlemezseniz, o zaman milletvekilinin de kendisi...

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Oldu, bir de parmağınızla işaret edin de, ne yapacağımız, ne tarafa döneceğimize de bakayım Sayın Toprak.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) - Evet ama dinlemeniz lazım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun devam edin Sayın Konuşmacı.

KAMER GENÇ (Devamla) - Neyse... Siz şimdi cezayı vereceksiniz, verin, ben zaten ceza almaktan da korkmuyorum ama ben vicdanen, size hakaret etmediğim inancındayım çünkü o nedenle hiçbir zaman size hakaret kastıyla hareket etmedim. Sadece bir milletvekili olarak benim bu salonda varlığımı kabul edeceksiniz.

Fazla bir şey de söylemek istemiyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)