Konu:Temel Hak Ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:4
Birleşim:71
Tarih:01/03/2014


TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN GELİŞTİRİLMESİ AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, çok değerli değerli milletvekilleri; 559 sıra sayılı Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 4'üncü maddesinde verilen önerge üzerinde söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, bu 4'üncü maddedeki getirilen önergede yüzde 7 olan barajın, yüzde 7 olan miktarın yüzde 3 olarak indirilmesi öngörülüyor. Burada, aslında, Anayasa Uzlaşma Komisyonundaki miktarlar ve bizim de ileri sürmüş olduğumuz, önergeyle vermiş olduğumuz miktarların yüzde 1'e indirilmesine ilişkin bir önerge var. Ama, şimdi, siyasi partilere yapılan mali yardımlara ilişkin bu önergeye baktığımız zaman -biraz önce Sayın Bakana sormuş olduğum seçim barajının yüzde 10'dan aşağıya indirilmesine ilişkin siyasi partilerin- bu konuda bir çelişkinin olduğunu görüyoruz. Yani, biz burada yüzde 3'e indiriyoruz, mali yardım yapıyoruz, onu kabul ediyoruz ama partilerin seçim barajına ilişkin o yüzde 10'a dokunmuyoruz. Öncelikle bu aradaki çelişkiyi gidermemiz gerektiğini düşünüyorum. Neden? Çünkü, yüzde 10 seçim barajı, değerli milletvekilleri, bilindiği üzere 12 Eylülün bize bırakmış olduğu bir miras. 12 Eylülde getirilen bu düzenlemeye, ne yazık ki aradan geçen otuz, otuz beş yıla rağmen yüzde 10 konusuna, iktidara gelen siyasal partiler bu konuyu sanki bir tabu olarak görüyorlar, hiç o tarafa doğru bakmıyorlar.

Şimdi, yüzde 10 neye yarıyor? Avrupa ülkelerindeki sistemleri buraya gelmeden evvel inceledim. Bütün Avrupa ülkeleri sistemlerinde barajın en yüksek olduğu miktar yüzde 5'lerde, yüzde 4'lerde, yüzde 3'lerde. Bu, temsilde adalet ile siyasi istikrar arasındaki ince çizgiyi de bir anlamda anlatıyor. Kanun koyucu 80'den sonra siyasal istikrarı sağlarız diye, siyasal istikrarla ülkeyi yönetiriz diye, koalisyonlara gitmeyiz diye bu tip bir baraj sistemini getiriyor. Aradan geçen yıllar içerisinde, hükûmetler, iktidar oldukları zaman bir anlamda hiç o tarafa girmiyorlar. Neden? Bu baraj olduğu için seçimlerde oy kullanan vatandaşlar da kendi oy kullandıkları, oy kullanmayı düşündükleri partilere, oylarının çöpe gideceğinden bahisle oy kullanmıyorlar. Bu ne demektir? Siyasal sistemlerde iktidarların temsilde adaleti sağlaması açısından bir eksikliğin olduğunu da gösteriyor.

Bakın, değerli arkadaşlarım, 2002, 2007 ve 2011 seçimlerini karşılaştırdığımız zaman, özellikle 2002 milletvekili seçiminde, o dönemdeki Parlamentoda siz yüzde 34'le Parlamentonun yüzde 65 çoğunluğunu ele geçirdiniz. Bu anlamda temsilde adalet var mıdır, diyebilir misiniz? Bakın, o tarihteki yapılan seçimlerde AKP 11 milyon oy aldı, CHP 6 milyon oy aldı ama Parlamento dışında kalan oy sayısı 15 milyon; oy kullanan 32 milyon kişi var. Yine 2007 seçimlerinde 8 milyon oy çöpe atıldı değerli arkadaşlarım. Yani 2002 seçimlerinde 15 milyon oy, 2007 seçimlerinde 8 milyon oy. Bu ne demektir? Demek ki yüzde 10 barajından kaynaklanan bu ülkede gerçekten temsilde adaleti sağlayabilecek çok ciddi bir sorun vardır. Bu sorunu gidermeden, bu sorunu yok sayarak, hiç böyle bir sorun yokmuş gibi, bir sorunu bir anlamda görmezden gelerek mali yardımlarla -siyasi partilere olan yardımı- aşarız diye düşünmek bir anlamda yanlıştır.

Demokrasiler, siyasi partiler olmadan yaşayamaz, siyasal partiler demokrasilerin vazgeçilmez unsurlarıdır ama unutmayacağımız bir şey daha vardır; siyasal partiler demokrasileri yaşatırlar ama demokrasiler siyasal partiler yüzünden de sona erebilir. Bu ince çizgiyi de iyi görmek zorundayız. O nedenle sadece mali yardım açısından yüzde 7'yi yüzde 3'e indirerek -bizim önergemize göre yüzde 1'e de inmelidir- sadece o gözlükle bakarak bu sorunu halletmemiz mümkün değildir. Bize göre, biraz önce de ifade ettiğim gibi, bir garabet olarak duran, bugün demokrasinin önündeki en büyük engellerden bir tanesi olan bu yüzde 10 denen heyulayı da bir anlamda ortadan kaldırmalıyız. Niye? Çünkü biraz önce de ifade etmiş olduğum gibi hem 2002 seçimlerinde hem 2007 seçimlerinde hem de 2011 seçimlerinde... 2011'i de göz ardı etmemeliyiz. Neden? Yüzde 50 civarında oy alan bir siyasal partinin aslında temsildeki adalete göre Parlamentonun yüzde 50 çoğunluğunu sağlaması gerekirken, 275 milletvekiliyle temsil edilmesi gerekirken yaklaşık 51 milletvekili civarında fazla milletvekili kendi hanesine artı olarak yazılmıştır. Bunun, demokrasiye baktığımız zaman, demokrasinin işlerliği açısından bir eksiklik olduğunu da göz önüne almak durumundayız.

O nedenle, bu önergemizin kabulü hâlinde tek başına yeterli olmadığını da ifade etmek istiyorum çünkü bunu, sadece mali hakları siyasal partilere sağlayarak belki geçici olarak bir düzenleme yapmış olabiliriz ama esas sorunun kaynağının siyasal partilerden kaynaklandığını, Anayasa'nın eşitlik ilkesinden kaynaklandığını, demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan siyasal partilerin bu açıdan da çok önemli bir dönemeçten geçtiğini ifade etmeliyiz.

Biz, daha önce, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda, seçim barajının indirilmesine ilişkin kanun teklifleri yaptık, milletvekili arkadaşlarımız Parlamentoda konuştular ama ne yazık ki bu konuda herhangi bir duyarlılık görmedik. Bu konudaki önergemize destek vereceğinizi umuyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)