Konu:Temel Hak Ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Ve Teklifleri
Yasama Yılı:4
Birleşim:71
Tarih:01/03/2014


TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN GELİŞTİRİLMESİ AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI VE TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının adı çok güzel: Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı. Sayın Bakan da Hükûmet adına yaptığı konuşmada, bu tasarının amacının bireyin özgürlük alanını genişletmek olduğunu ifade etti ama tasarıya baktığımızda, birkaç ufak tefek düzenleme dışında, bireyin özgürlük alanını genişleten değil, tam tersine devletin, hükûmetin birey karşısında gücünü artıran düzenlemeler olduğunu görüyoruz.

Anayasaların tarihî gelişimine baktığımızda iki unsurun öne çıktığını görürüz. Başlangıçta, anayasalar, devletin kuruluşunu, devletin yürütme, yargı, yasama gibi organları arasındaki ilişkileri, bunların işleyişini düzenleyen metinler hâlindeyken, sonraki tarihlerde, özellikle 20'nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren anayasaların, devlet karşısında bireyin hak ve özgürlüklerini koruyan metinlere dönüştüğünü görüyoruz, bu, çok önemlidir. Artık, anayasaların temel özelliği, bireyin devlet karşısındaki özgürlük alanını genişletmek, onun özgürlüklerine devletin müdahalesini önlemektir çünkü devlet, bir yandan özgürlükleri korumakla görevli olan kurum iken, öte yandan bireyin özgürlük alanına müdahale edebilecek en büyük güçtür. Şimdi bu çerçevede bu tasarıya baktığımızda, bunların düzenlemelerini görmüyoruz burada.

Şimdi örnek vereceğim: Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'yla ilgili olarak yapılan düzenlemeler, hem Anayasa'mıza aykırıdır hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına aykırıdır. Bu, kamuoyuna, güya Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nda toplantı ve gösteri yürüyüşünün önü açılıyor diye sunulmuştu. Sayın Başbakan 30 Eylül 2013 tarihinde "Demokratikleşme paketi nasıl olacak?" şeklinde bir basın toplantısı yapmıştı. O basın toplantısı, toplam 65 dakika sürmüştü; bunun 40 dakikası genel cümlelerden, genel değerlendirmelerden ibaretti, paketin içeriğiyle ilgili de 25 dakikalık bir sunum vardı yani işin cila kısmı, anlatım kısmı içerikten daha öne çıkmıştı tıpkı bu tasarı gibi. İçinde özgürlük adına olan düzenlemeler çok az.

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'yla ilgili düzenlemeyi söylüyorum şimdi. Buraya, mevcut Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nda olmayan üç tane kısıt getiriliyor: Birincisi, yapılacak toplantı veya gösteri yürüyüşü kamu düzenini bozmayacak; ikincisi, genel asayişi bozmayacak; üçüncüsü, vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak. Bu üç unsuru koyduğunuz zaman, toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılmasını engelliyorsunuz demektir.

Hani Başbakan açıklamıştı, Sayın Bakan da açıklıyor; valinin başkanlığında komisyon kurulacak, burada sivil toplumun temsilcileri olacak, siyasi partilerin temsilcileri olacak, bu komisyon toplantı ve gösterinin nerede yapılacağına karar verecek güya ama son kararı yine vali verecek, vali onlardan sadece görüş alacak.

Şimdi ben size, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye'yle ilgili verdiği bir karardan söz etmek istiyorum. DİSK ve KESK, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde dava açtı 1 Mayısla ilgili olarak, 1 Mayısta Taksim'de gösteri yapma isteklerinin kabul edilmemesine, sınırlandırılmasına ilişkin olarak. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 27 Kasım 2012'de Türkiye hakkında karar verdi ve Türkiye'yi mahkûm etti, "Uygulamanız yanlış." dedi. Şunu söylüyor Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi: "Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak, ifade özgürlüğünün bir parçasıdır. Dolayısıyla, buna sınır getirirseniz, ifade özgürlüğünü, düşünce özgürlüğünü sınırlandırmış olursunuz." Bu, çok temel bir kural, bu tasarı bunu ihmal etmiş durumda.

Yine, toplantı ve gösteri yürüyüşünün bir parçası, tartışmasız bir şekilde, mekân seçimidir. Yani, toplantı nerede yapılacak? Bunun seçimi, o toplantıyı yapacak olan insanlara aittir. Diyeceksiniz ki: "Bu, sınırsız bir hak mıdır?" Mahkeme şunu da söylüyor, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi: "Her toplantı ve gösterinin mutlaka kamu hayatını, genel hayatı etkileyen bir tarafı vardır, bu, çok normaldir." diyor. Ama, öte taraftan, o toplantı ve gösteri yürüyüşünü yapmak isteyenlerin bellek hakkı dediğimiz bir hakkı vardır. Yani, Taksim Meydanı'nda 1 Mayısı ele alırsak, 1 Mayıs 1977 tarihinde o meydanda meydana gelen 37 kişinin ölümü olayı nedeniyle bu meydan, bir trajik olayın sembolüdür. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bu sembol kavramına saygı duyuyor ve orada o insanların gösteri yapma hakkının olduğunu teyit ediyor, bunu kabul ediyor, "Bu, çok doğaldır." diyor, bellek hakkı bunu gerektirir ve "Bu hakkın kullanılması nedeniyle Taksim Meydanı'nda kamu hizmeti aksayabilir, genel hayat aksayabilir, bunu da tespit ediyorum." diyor, bu kadar.

Şimdi, bu tasarı neyi getiriyor bu maddesiyle, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na ilişkin düzenlemeleriyle? Taksim Meydanı'nın bir daha toplantı ve gösteri yürüyüşüne kapatılmasını, onlara izin verilmemesini düzenliyor. Yani, bu, bu düzenlemeleriyle Gezi'den intikam paketidir, başka bir şey değil, özgürlük getirmiyor. Meydanlardan Hükûmet korkuyor. Ancak otoriter yönetimler, statükocu yönetimler meydanlardan korkarlar çünkü meydanlar daha önce hiç bir araya gelmemiş insanları bir araya getirirler tıpkı Gezi'de olduğu gibi; sağcı-solcu, muhafazakâr-modern, türbanlı-başı açık, bütün bu kavramlar altında isimlendirdiğimiz kişiler, kesimler Taksim Meydan'ında, 1 Mayıs Meydanı'nda bir başka talebin altında birleştiler: Özgürlük. Bütün kitleler özgürlük için orada birleştiler. Sayın Başbakan özgürlük talep eden kitlelerin önünü açmak, gerçekten onlara özgürlük getirecek paketler sunmak yerine, tam tersine, 1 Mayıs için Taksim Meydanı'nı ve Türkiye'nin bütün meydanlarını göstericilere kapatmanın hazırlığında ve bu hazırlık, buraya, bu tasarıyla geldi. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Bu düzenlemeler, demokrasiye, insan haklarına, ifade özgürlüğüne, düşünce özgürlüğüne aykırıdır. Meydanlardan korkanlar, demokratikleşme paketi hazırlayamazlar.

Taksim Meydanı'ndaki insanlara güvenlik güçleri şiddet kullandığı zaman "Benim polisim kahramanlık destanı yazdı." diyenler, öte taraftan, o olaylarda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan bir rahmet dilemeyi bile esirgiyor ise, bu anlayış, Türkiye'ye demokrasi getiremez, özgürlük getiremez.

Ve toplantı ve gösteri yürüyüşü yapanların kamu hayatını aksatacak olmaları nedeniyle, bir belediye otobüsü seferi bile aksamış olsa, onlara verilecek olan ceza burada artırılıyor, yasaklama.

Bir de şunu da söyleyeyim: "Taksim Meydanı yeşillendiriliyor." diye bir haber vardı gazetelerde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi böyle bir faaliyetin içerisinde. Hiç ilgisi yok, "yeşillendirme" adı altında yapılmak istenen, o meydanı göstericilere kapatmaktır. Şimdi, Taksim Meydanı'yla hesaplaşma anlayışı içinde olanın, bir demokrasi paketi getirmesi mümkün müdür? Değildir.

Seçimle ilgili düzenlemeler, bakın, seçim barajı yüzde 10'da duruyor. Sayın Başbakan 30 Eylül 2013 tarihindeki demokratikleşme paketine ilişkin sunumunda 3...

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Önerinizi söyleyin de bilelim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bizim önerimiz açık, yüzde 3; baraj yüzde 3. Siz ama korkuyorsunuz yüzde 3'lere gelmekten; yüzde 3'lere gelmekten korkuyorsunuz.

Başbakan dedi ki: "Ya yüzde 10'luk barajı muhafaza edelim ya 550 seçim bölgesine Türkiye'yi ayıralım..."

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Tamam. Hadi var mısınız?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - "...ya da daraltılmış, beşer kişiden oluşan seçim bölgesi."

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Hadi ona var mısınız? Yoksunuz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Yani yüzde 10'luk seçim barajını indirirken "Kaybettiğimi, beşer kişilik daraltılmış bölgeyle geri alayım." kurnazlığı.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Barajı kaldırıyoruz, baraj sıfır, sıfır.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Gelin, er meydanı burası. Baraj teklifimiz yüzde 3 ama gelemiyorsunuz.

Şimdi, siyasi partilere yapılacak olan hazine yardımını düzenliyorsunuz. Şu an seçimlerde yüzde 7 oy alan partiye bu yardım yapılıyor, yüzde 3'e indiriyorsunuz ama baraj, yüzde 10'da duruyor. Yani diyorsunuz ki, Hükûmet diyor ki: "Parayı al, sesini çıkarma, otur oturduğun yerde." Böyle bir şey kabul edilebilir mi?

Ayrıca şunu niye yapmıyorsunuz: Yani seçimlerde insanlar, bağımsız olarak Parlamentoya girebilir, daha sonra bir grup oluşturabilir. Niye bu? Yani bir siyasi parti grubu Mecliste iki yıldır, üç yıldır, dört yıldır var ise bu, neden hazine yardımına layık olmasın? Demokrasiyse, getirin bunları yapalım.

Kısaca, paketin demokratikleşmeyle, insan hak ve özgürlüklerini genişletmeyle hiçbir ilgisi yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Evet, sürem bitti.

Sizlere saygılar sunuyorum.(CHP sıralarından alkışlar)