Konu:Ak Parti Grubunun, Genel Kurulun Çalışma Saatlerinin Yeniden Düzenlenmesine; Gündemin "kanun Tasarı Ve Teklifleri İle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" Kısmında Bulunan 559 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın Bu Kısmın 3'üncü Sırasına Alınmasına Ve Diğer İşlerin Sırasının Buna Göre Teselsül Ettirilmesine; Bastırılarak Dağıtılan (11/31) Esas Numaralı Gensoru Önergesi'nin Genel Kurulun 1 Mart 2014 Cumartesi Günkü Gündeminin "özel Gündemde Yer Alacak İşler" Kısmına Alınmasına Ve Anayasa'nın 99'uncu Maddesi Gereğince Gündeme Alınıp Alınmayacağı Hususundaki Görüşmelerinin Genel Kurulun 1 Mart 2014 Cumartesi Günkü Birleşiminde Yapılmasına; 1 Mart 2014 Cumartesi Günkü Birleşiminde 559 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın Görüşmelerinin Tamamlanması Hâlinde 2, 3, 4, 5 Ve 6 Mart 2014 Tarihlerinde Toplanmamasına; 1, 8, 15, 22 Ve 29 Nisan 2014 Salı Günkü Birleşimlerinde Bir Saat Süreyle Sözlü Soruların Görüşülmesini Müteakip Diğer Denetim Konularının Görüşülmeyerek Gündemin "kanun Tasarı Ve Teklifleri İle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" Kısmında Yer Alan İşlerin Görüşülmesine; 2, 9, 16 Ve 30 Nisan 2014 Çarşamba Günkü Birleşimlerinde Sözlü Soruların Görüşülmemesine; 559 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın İç Tüzük'ün 91'inci Maddesine Göre Temel Kanun Olarak Bölümler Hâlinde Görüşülmesine İlişkin
Yasama Yılı:4
Birleşim:71
Tarih:01/03/2014


AK PARTİ GRUBUNUN, GENEL KURULUN ÇALIŞMA SAATLERİNİN YENİDEN DÜZENLENMESİNE; GÜNDEMİN "KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER" KISMINDA BULUNAN 559 SIRA SAYILI KANUN TASARISI'NIN BU KISMIN 3'ÜNCÜ SIRASINA ALINMASINA VE DİĞER İŞLERİN SIRASININ BUNA GÖRE TESELSÜL ETTİRİLMESİNE; BASTIRILARAK DAĞITILAN (11/31) ESAS NUMARALI GENSORU ÖNERGESİ'NİN GENEL KURULUN 1 MART 2014 CUMARTESİ GÜNKÜ GÜNDEMİNİN "ÖZEL GÜNDEMDE YER ALACAK İŞLER" KISMINA ALINMASINA VE ANAYASA'NIN 99'UNCU MADDESİ GEREĞİNCE GÜNDEME ALINIP ALINMAYACAĞI HUSUSUNDAKİ GÖRÜŞMELERİNİN GENEL KURULUN 1 MART 2014 CUMARTESİ GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA; 1 MART 2014 CUMARTESİ GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE 559 SIRA SAYILI KANUN TASARISI'NIN GÖRÜŞMELERİNİN TAMAMLANMASI HÂLİNDE 2, 3, 4, 5 VE 6 MART 2014 TARİHLERİNDE TOPLANMAMASINA; 1, 8, 15, 22 VE 29 NİSAN 2014 SALI GÜNKÜ BİRLEŞİMLERİNDE BİR SAAT SÜREYLE SÖZLÜ SORULARIN GÖRÜŞÜLMESİNİ MÜTEAKİP DİĞER DENETİM KONULARININ GÖRÜŞÜLMEYEREK GÜNDEMİN "KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER" KISMINDA YER ALAN İŞLERİN GÖRÜŞÜLMESİNE; 2, 9, 16 VE 30 NİSAN 2014 ÇARŞAMBA GÜNKÜ BİRLEŞİMLERİNDE SÖZLÜ SORULARIN GÖRÜŞÜLMEMESİNE; 559 SIRA SAYILI KANUN TASARISI'NIN İÇ TÜZÜK'ÜN 91'İNCİ MADDESİNE GÖRE TEMEL KANUN OLARAK BÖLÜMLER HÂLİNDE GÖRÜŞÜLMESİNE İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir demokraside parlamentonun gündemi halkın gündemiyle ne kadar örtüşürse o demokrasi o kadar iyi işliyor demektir ve parlamento halkın sorunlarına o kadar iyi çözümler getiriyor demektir.

Şimdi, Türkiye'ye baktığımızda, Türkiye'de Parlamentonun gündemiyle, Hükûmetin gündemi ile halkın gündeminin birbirinden tamamen farklılaştığını görüyoruz. Halkın gündeminde temel birtakım sorunlar var. Birinci sorun, 17 Aralıktan sonra ortaya çıkan rüşvet ve yolsuzluk iddialarının soruşturulması, bu iddiaların açıklığa kavuşturulmasıdır. Halkın isteği, birinci gündem maddesi bu şekilde iken Hükûmetin gündemi bunun tam aksi yönde, bu rüşvet ve yolsuzluk iddialarına ilişkin soruşturmanın nasıl kapatılacağıdır. Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu, 17 Aralık 2013 tarihinden bu yana Hükûmetin bu gündem maddesiyle meşgul edilmektedir. Bu çerçevede Hükûmet birçok yasayı Parlamento çoğunluğuna dayanarak buradan çıkardı, yasalaştırdı. Bugün yine o yasalardan bir tanesini görüşeceğiz. Demokrasi karşıtı, hak ve özgürlükleri kısıtlayan, Hükûmetin demokrasi ve özgürlük karşıtı politikalarını yasalarla uygulamaya intikal ettiren, yasalara dönüştüren düzenlemeler bütün bunların hepsi.

17 Aralık tarihinden bu yana çıkan yasaları şöyle bir gözden geçirirsek: Önce, yasa öncesi uygulamayı dikkatinize sunmak istiyorum. Hükûmet HSYK'ya bilfiil müdahale ederek dairelerin üye yapısını değiştirdi ve değişen üye yapısıyla, bir daire hâkim ve savcı tayinlerinde bulundu. Daha sonra HSYK Yasa Tasarısı Parlamentoya geldi. Demokrasi karşıtı, kuvvetler ayrılığı ilkenin yok eden, HSYK'yı Adalet Bakanlığına bağlayan bir yasa Parlamento tarafından kabul edildi. Hukuk devleti, o yasayla Türkiye'de ortadan kaldırılmıştır, tahrip edilmiştir.

Bir başka yasa özel yetkili mahkemelerin ve Terörle Mücadele Kanunu'n 10'uncu maddesinin kaldırılmasına ilişkin yasayı konu alan bir düzenlemeye sahipti, o da Parlamentodan geçti ama dikkatinize sunuyorum, Terörle Mücadele Kanunu'n 10'uncu maddesinin kaldırılması, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması gibi topluma son derece hoş gelecek bir söylemin, bir düzenlemenin ardına Hükûmet yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını kapatacak düzenlemeleri koydu ve o yasa, Parlamentodan o şekilde çıktı. Oradaki düzenlemeler olağanüstü ölçüde vahimdir. Otuz gün içinde bir kara para soruşturmasına ilişkin olarak mahkemenin karar verebilmesi için MASAK, BDDK gibi kurumların burada kara para var raporu olması o yasayla şart koşuldu. Bu rapor yok ise mahkeme bu konuda herhangi bir şekilde kara para vardır kararını veremeyecektir. Yani doğrudan doğruya bilirkişi müessesini yürütmenin, hükûmetin emrine veren bir düzenleme. Buna paralel bir başka düzenleme, yine buna paralel olarak, yürütülen soruşturmalarla ilgili olarak mahkemelere, savcılara otuz gün içerisinde bu "Kara para vardır." veya "yoktur" şeklindeki bir raporu MASAK'tan alma zorunluluğu getirildi. Otuz gün içinde MASAK'tan bu rapor gelmezse o soruşturma kendiliğinden ortadan kalkacak.

Bu düzenlemelerin amacı, 17 Aralık sonrası savcıların, mahkemelerin soruşturduğu, yargıladığı, kovuşturduğu olayların Hükûmet tarafından kapatılmasıdır. Birçok düzenleme var. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Yasası'yla, hiç şaşırtıcı olmayan bir şekilde, o HSYK'daki tetkik hâkimlerinin, genel sekreterin, genel sekreter yardımcılarının, teftiş kurulu başkanının görevi sona erdi ve onların görevinin sona ermesini takip eden bir iki saat içinde Hükûmet, Adalet Bakanı yeni atamaları yaptı. Yasa, özellikle Resmî Gazete'de geç yayımlandı, geç yayımlandı. Çarşamba günü saat on bir gibi Cumhurbaşkanı onayından iki yasa çıktı. Bunlardan birincisi bir torba yasaydı. O torba yasa aynı günün akşamı Resmî Gazete'de yayımlandı ama HSYK'yla ilgili yasa yayımlanmadı. Ne zaman yayımlandı? Perşembe akşam saatlerinde ve cuma sabahı da Hükûmet, HSYK'da atamaları yaptı. Özel yetkili mahkemeler kaldırıldı o yasayla, Terörle Mücadele Kanunu'nun 10'uncu maddesi kaldırıldı.

Bütün bunlar Cumhuriyet Halk Partisinin savunduğu görüşlerdir ama bütün bunlar yapılırken biraz önce sözünü ettiğim şekilde yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını kapatacak maddeler oraya yerleştirildi ve dün, Sayın Bakanın atama yaptığı saatlerde, HSYK'da atamaları gerçekleştirdiği saatlerde İstanbul'da bir mahkeme rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasındaki son tutukluların da tahliyesine karar verdi. Rıza Zarraf ve bakan çocukları tahliye edildi.

Mahkeme kararı son derece ilginç. Dikkatinize sunuyorum, mahkeme şöyle söylüyor: "Şüphelilerin rüşvet almaya ve vermeye aracılık etmek, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve rüşvet vermek suçlarına yönelik delillerin, iletişim tespiti, dinlenilmesi, kayda alınması ve teknik araçlarla izleme neticesinde görüntülerin kayda alınması suretiyle elde edildiği, bu şekilde elde edilen delillerin yan delillerle desteklenmediği sürece tek başına esasa ilişkin delil mahiyetinde bulunmadığı açıktır."

Evet, çok güzel, ama Balyoz'la Türkiye Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetlerinin o şerefli subayları, komutanları, Ergenekon'da yine Türkiye Cumhuriyeti'nin aydınları, bilim adamları, siyasetçileri, gazetecileri, evet, tek başına delil oluşturmayacak şekilde dijital delillerle, telefon kayıtlarıyla mahkûm edildiler. Ve siz bu mahkûmiyetler nedeniyle buna yönelik olarak mahkûmların, sanıkların şikâyetlerini savunan, yakınmalarını savunan Cumhuriyet Halk Partisinin söylemleri karşısında "Türkiye, bağırsaklarını temizliyor." dediniz, seyirci kaldınız.

17 Aralık sonrasında Başbakan şunu söyledi "İçeride dünya kadar günahsız var." diyerek Balyoz ve Ergenekon davası hükümlülerine selam verdi, onların duygularıyla oynadı. Amaç: 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını kapatmak için o kesimi arkasına almaktı.

Peki, şimdi, bakın, İstanbul'daki mahkeme Rıza Zarraf ve bakan çocuklarını serbest bırakıyor. Hani, hani Başbakanın verdiği sözler? "İçeride dünya kadar günahsız adam yatıyor." sözünün uygulaması nerede?

Sapasağlam insanlar serbest bırakılıyor, gencecik, varlıklı insanlar ama Şener Eruygur yıllardır cezaevinde koma durumunda. Adli tıpta raporu var, çıkmasını bekliyor ki dışarıda tam teşekküllü bir hastanede tedavi edilsin. Şener Eruygur'a Hükûmet seyirci, onun umurunda değil.

Fatih Hilmioğlu'nun oğlu öldü, oğlunun cenazesine gidebilmek için bir izin verildi. Küçükesat civarında bir ev, ben de evine gittim Sayın Genel Başkanımızla. Akşam 17.00 gibi onu alıp Sincan Cezaevine götürdünüz. Neden? Kaçabilir, yurt dışına gidebilir, delilleri karartabilir...

Rıza Zarrap'la ilgili mahkeme kararında şunlar da var, diyor ki: "Tüm deliller elde edildiğinden delillerin toplandığı dolayısıyla 'delil karartması' diye bir durum söz konusu değil." Oysa onların babaları Hükûmette, Parlamentoda ama "Delil karartması söz konusu değildir." diyor. Ama her nasılsa koma vaziyetteki Şener Eruygur "Delil karartacak." diye cezaevinde tutuluyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin Genelkurmay Başkanı cezaevinde tutuluyor, feryadı duyulmuyor. Neden? "Delil karartabilir." diye. Ama "Bu bakan çocukları, Rıza Zarrap delil karartmaz." diyor. "Bunların sabit ikametgâhı var, kaçma şüphesi yoktur." diyor. "Ayrıca, üzerine atılı suçlar o kadar ciddi değil, yani bunlar ceza alsa bile çok çok az ceza alabilirler." yönünde bir değerlendirme çünkü "Deliller, içeride kalmalarını gerektiren deliller değildir, tahliyelerine..." diyor.

Değerli milletvekilleri, böylesi bir gündem maddesiyle Türkiye 17 Aralıktan bu yana meşgul ediliyor. Bu tutumu, bu politikayı kınıyorum.

Sözlerimi burada bitirirken, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)