Konu:Milli Eğitim Temel Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Yasama Yılı:4
Birleşim:70
Tarih:28/02/2014


MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AYLİN NAZLIAKA (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Bakın, değerli milletvekilleri, gene gecenin saat birinde burada bir yasa düzenlemesi için bir aradayız. Ne yapmaya çalışıyoruz? Sizin 17 Aralık operasyonu sonrası ortaya çıkan rüşvet ve yolsuzlukla ilgili olan süreci kapatma çalışmalarınızı izliyoruz.

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) - Sizin yalanlarınıza kimse inanmıyor. Millet sizin bu yalanlarınıza inanmıyor.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Ne yapıyoruz? Gene sizin kendi içinizde yaşadığınız iç çatışmalar nedeniyle kendi kadrolaşmanızı sağlayabilmeniz amacıyla getirdiğiniz yeni bir yasal düzenlemeyi konuşuyoruz.

Bakın, az önce hisli Bakan Sayın Fikri Işık buradaydı, kendisini görünce aslında dün kurduğu bir cümleyi hatırladım, kendisi dün dedi ki: "Biz bu yasal düzenlemeleri yapıyoruz çünkü bize göre kurumlar bağımsız olmalıdır, ağabeyler tarafından değil, amirler tarafından yönetilmelidir." Bakın, ben insan kaynakları ve yönetim alanında uzmanlaşmış birisi olarak bu cümlenin altına imzamı atarım. (AK PARTİ sıralarından "Haaa" sesleri) Bizler de kurumların bağımsız olmasını isteriz ve bizler de kurumların bireylere yönelik olarak değil, yapısal olarak kurumsallaşmış bir şekilde yönetilmesi gerektiğine inanırız ama özellikle bugün HSYK'yla ilgili olarak iki saat içerisinde yapmış olduğunuz atamalara bakınca şunu bir kez daha anladık ki: Sizin asıl amacınız "Onların ağabeyleri değil, bizim ağabeylerimiz burayı yönetsin."miş. Bunu zaten biliyorduk, bunu zaten biliyorduk.

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) - Hımm!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Hiç yakışmıyor size, koskoca bir milletvekiline bu şekilde tavırlar içerisinde olmayı hiç yakıştıramadığımı söylemek istiyorum.

Bugünkü tahliyelere gelince, bugünkü tahliyeler de bir başka utanç kaynağıdır. Rıza Sarraf'ın ve bakan çocuklarının tahliye edilmesine şaşırdık mı? Hayır, hiç şaşırmadık. Neden şaşırmadık? Bugün birileri şöyle bir cümle kurmuş: "Adalet yerini buldu." Bu cümleye şaşırmadık asıl çünkü aynı kişi Sivas katliamı davasının zaman aşımına uğraması sonrasında da "Hayırlı olsun." cümlesini kurmuş olan kişiydi; aynı kişi bu ülkenin aydınları, bu ülkenin komutanları, bu ülkenin milletvekilleri, bu ülkenin akademisyenleri, öğrencileri uzun tutukluluk süreleriyle itibarsızlaştırılmaya çalışılırken ve sahte delillerle yargılanırken "Ben bu davanın savcısıyım." cümlesini kurmuştu. Neden şaşırmadık? Çünkü, sadece 27 Türk Lirası çaldığı için yirmi yedi aya mahkûm edilen çocuklarımızın olduğu bir ülkede bakan çocuklarının serbest bırakılacağı da zaten konuşmalar arasında yer alıyordu. Anlaşılan o ki, her tape için yeni bir yasa çıkarmaya çalışıyorsunuz. Ama içinde bulunduğunuz çamur öyle büyük bir çamur ki, ne yaparsanız yapın kendinizi asla ve asla aklayamayacaksınız değerli milletvekilleri.

Bakın, bugün, burada dershanelerle ilgili olarak bir yasayı konuşuyoruz. Bu salondaki herkes ve dışarıdaki halk şunu çok iyi biliyor ki, bu, tamamen siyasi bir karardır. Yine, herkes şunu çok iyi biliyor ki, dershaneler, aslında, eğitim sistemindeki çarpıklığın bir sebebi değil, bir sonucudur. Bunları sizler de çok iyi bildiğiniz için zaten sataşmalara yönelik söz almıyorsunuz Sayın Mahir Ünal, sizin de vicdanınız aslında rahat değil, ben öyle olduğunu düşünüyorum.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Ya yapmayın lütfen, olur mu öyle şey, yapmayın. Yani burası kavga etme yeri değil ki, yani bir oranın kalkıp konuştuğu, bir buranın kalkıp konuştuğu bir yer değil ki burası ya.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Bakın, şu bir gerçek: Dershaneler kapandığı zaman ne olacak? Yine, olan yoksullara olacak, gelir düzeyi yüksek olan aileler çocuklarına özel ders aldıracaklar. Merdiven altı dershaneler olmaya başlayacak ortalıkta.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Ama siz önerge hakkında tek bir cümle söylemediniz ki.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Aylin Hanım, önergede ne yazıyor ya? Lütfen bir cümle ya, hemen bir kelime söyleyin de bakalım.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Onun için, hani, bu olay aslında ne biliyor musunuz? Filler tepişir, çimenler ezilir.

Siz ha bire "paralel, paralel" diyorsunuz ya, ben, içinizde bazılarının gerçekten de bir paralel evrende yaşadığını düşünüyorum. Başka türlü bu kadar haksızlığa, bu kadar hukuksuzluğa, bu kadar adaletsizliğe karşı suskun olabilmek asla ve asla mümkün değil diye düşünüyorum.

Bakın, bir önceki Bakan -Millî Eğitim eski Bakanı- atanamayan öğretmenler için ne demiş: "Ben, öğretmen olmak isteyenleri Eminönü'ndeki caminin önünde bekleyen güvercinlere benzetiyorum. Bekliyorlar ki biri önlerine yem atsın, Allah'tan çocuklarım memur olmadılar." Sayın Bakanın bir bildiği varmış tabii!

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) - Öğretmenlere hakaret etmeyin, öğretmenlere hakaret etmeyin.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Halkın çocukları, birilerinin çocukları gibi para sayma makinesine sahip değiller. Onlar sadece emekleri ve alın terleriyle varlar.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)