Konu:MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR
Yasama Yılı:4
Birleşim:70
Tarih:28/02/2014


MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce görüşülüp kabul edilen 25'inci madde, bu tasarının en önemli iki maddesinden biridir. Bir maddesi dershanelerin kapatılmasına ilişkin düzenlemeyse, diğeri de budur.

Bu maddede, Millî Eğitim Bakanlığında, müsteşar ve Talim Terbiye Kurulu başkanı dışında, müsteşar yardımcıları, genel müdürler, strateji daire başkanı, emlak daire başkanı ve grup başkanı seviyesinde olan bütün yöneticilerin görevi sona erdirilmektedir, kanun gücüyle.

Yine, aynı maddede, il millî eğitim müdürlerinin, millî eğitim müdür başyardımcılarının, ilçe millî eğitim müdürlerinin görevi sona erdirilmektedir.

Yine bir başka fıkra düzenlemesiyle de okul müdürlerinin, okul müdür başyardımcılığı görevlerinde bulunanların bu görevleri sona erdirilmektedir.

Bu, son derece antidemokratik, Anayasa'ya aykırı bir düzenlemedir. Ağır yetki gasbı vardır burada. Bir hukuk devletinde idarenin her türlü eylem ve işlemi yargının denetimine tabidir. Yani, bir işlem yapar idare, bir tayin yapar, bir atama yapar, bu atamaya karşı ilgili kişiler yargıya gidip hakkını arayabilir. Kanun, bu hak olmasın, bu kişiler mahkemeye gitmesin diye bir düzenleme yapıyor, bu kişileri kanun gücüyle görevden alıyor. Hele, Sayın Bakanın bu maddeye yönelik olarak biraz önce yapmış olduğu açıklamayı doğrusu büyük bir üzüntüyle karşıladım. Sayın Bakan diyor ki: "Okul müdürlüğü görevinden alınan kişiler mahkemeye gidiyor, buradan yürütmeyi durdurma kararı alıyorlar, iptal kararı alıyorlar. Maalesef, bu mahkemeler işin doğrusunu bilmiyorlar çünkü okul müdürlüğü bir ek görevdir, ikinci bir görevdir. Yani, kimseyi öğretmenlik kadrosundan almıyoruz, öğretmenlik görevinden almıyoruz ama maalesef, Türkiye'deki mahkemeler bu gerçeği bu doğruyu bilmedikleri için yanlış karar veriyorlar." Yani, Bakan diyor ki: "Biz de kanunla bu öğretmenlerin önünü kapatıyoruz, mahkemeye gitme hakkını elinden alıyoruz." Anayasa'nın 36'ncı maddesi Türkiye'de herkesin hak arama özgürlüğüne sahip olduğunu söyler. Sayın Bakan bu hakkı personelinin elinden alıyor.

Geçen gün Sayın Bakan rakam verdi. "Bu madde kapsamına giren kişi sayısı sizin öyle abarttığınız gibi değildir, sadece 40 bin kişidir." diyor. Çok mütevazi bir rakam! Yani, Sayın Bakan, bu açıklamanızı ben üzüntüyle karşıladım.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NABİ AVCI (Eskişehir) - Onda üzülecek bir şey yok.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Lütfen, Bakanlık bürokrasinize sorun. 2012 yılında çıkan bir kanun vardı, Millî Eğitim Bakanlığında yeniden yapılanmayı öngören bir kanun. Ona karşı Anayasa Mahkemesinde bir iptal davası açıldı. Anayasa Mahkemesi bu iptal davasını reddetti. Ret gerekçesi şuydu, diyor ki: "Bakanlık teşkilatında kamu yararı amacıyla yeni bir yönetim yapısı oluşturuluyor. Yeni bir yönetim yapısı oluşturulurken doğal olarak bazı kadrolar kalkar, yeni bazı kadrolar ihdas edilebilir. O nedenle, iptal talebini uygun görmüyorum." Bunun mefhumu muhalifinden şu çıkar: Yeni bir yapılanma yok ise herhangi bir şekilde bir kişiyi kanunla görevden alamazsınız; Anayasa Mahkemesinin 2013/26 karar sayılı kararı.

Yine, Anayasa Mahkemesi, 2006 yılında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluyla ilgili bir karar verdi. Bir eski hükûmet döneminde BDDK üyelerinin görevleri kanunla sona erdirildi. Hükûmet yeni üyeler atadı oraya. Anayasa Mahkemesi "Olmaz. Burada bir yönetim yapısı değişikliği yok. Sen bu kişiyi görevden alarak onun yargıya gitme hakkını elinden alamazsın. Alacaksan Bakanlar Kurulu kararıyla, şununla bununla al, yargı yolu açık olsun." dedi. Sayın Bakan, bu kadar, Anayasa'ya aykırı bir düzenlemede ısrar etmemeniz gerekir.

Sayın Bakana, Hükûmete ve Genel Kurula tavsiyem şudur: Lütfen, tekriri müzakere yoluyla geriye dönelim, Anayasa Mahkemesinin iptal edeceği açık olan bu düzenlemeden vazgeçelim. Çünkü Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeyi iptal ettiği zaman o kişilerin yargıya giderek bu görevlere geri gelme hakları vardır, bu hakkı elde edeceklerdir. Bunu 40 bin kişinin yaptığını düşünürsek, bu tam bir kaostur.

Evet, iyi akşamlar diliyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)