Konu:Milli Eğitim Temel Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Yasama Yılı:4
Birleşim:70
Tarih:28/02/2014


MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BİRGÜL AYMAN GÜLER (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sıra sayısı 562 olan Yasa Tasarısı'nın 21'nci maddesiyle ilgili söz aldım.

Maddeye ilişkin görüşlerimden önce, elimizdeki metnin, bir hesaplaşma, bir kadrolaşma ve bir özelleştirme metni olduğu değerlendirmemi paylaşmak isterim. Hesaplaşma, malum tabii, resmî metinlerde yazmasa bile cemaatle AKP hesaplaşması; kadrolaşma, 21'inci maddede çok açık olarak göreceğimiz gibi yönetici kadrolarına doğrudan Hükûmetin yönlendirmesi altında kişileri atama; üçüncüsü de, bunu belki murat etmedi Hükûmet ya da hiçbir yerde söylemediği murat etmiş demeyelim, niyet okumayalım ama şimdi sayısı 1.300 civarında olan özel okullara, 4 bin dershanenin kapanmasından sonra yüzde 25'i kadarının eklendiğini düşünürsek mevcut özel okullar kadar özel okulun bu portföye eklenmesi söz konusu. Sayı az ama şimdiki özel okulların sayısına kıyasla cemaatlerle bu hesaplaşmanın millî eğitim sistemi üzerinde özelleştirmeyi güçlendirme etkisi yaratacağını söylemek gerekir. Şimdiye kadar, "Yurtlar yetersiz." dedik, "Hayırseverler ile özel sektör var, tamamlarlar." dedi Hükûmet; "Okullar yetersiz." dedik, "Dershaneler var, onlar tamamlar." demişti Hükûmet. Şimdi hem yurtlar hem de okullar üzerinde hem gönüllü sektörün hem özel sektörün yetersiz olduğu ve iyi iş göremediği ortaya çıkmış durumda yani eğitimin gönüllere ve cüzdanlara bırakılamayacağı ortaya çıkmış durumda. Demek ki Türkiye'de millî sektörün sosyal devlet felsefesi temelinde "sosyal eşitlik" adına topyekûn bir reforma ihtiyacı var. Şimdiye kadar, gerçekleştirilmiş olan AKP düzenlemelerinin tümüyle ortadan kaldırılacağını ve Türkiye'nin 21'inci yüzyıla yakışır bir eğitim sistemine kavuşacağını buradan şimdiden müjdelemek gerekir.

Değerli milletvekilleri, 21'inci madde yurt dışı teşkilatını düzenliyor Millî Eğitim Bakanlığının. Şu andaki hüküm bir paragraftan ibaret, orada yalnızca Millî Eğitim Bakanlığının yurt dışında örgütlenebileceği söylenmiş, onun dışında başka hiçbir hüküm getirilmemiş. Herhâlde elimizdeki metinde iyi maddelerden biri budur, yurt dışı teşkilatına ilişkin en temel ilkelerin yasaya konmuş olması iyidir. Burada bir paragrafa yapılan dört yeni paragraf eklemesiyle yurt dışı teşkilatında sürekli görevlendirilecek olanların en az bir yıl Millî Eğitim Bakanlığı veya üniversitelerde çalışma zorunluluğu var ve ülkenin resmî dilini bilme ya da Almanca, Fransızca, İngilizce dillerinden birini bilme zorunluluğu var. Bunlar doğru düşünülmüş mekanizmalar. Ancak, 3'üncü maddede o ülkede eğitim almış olanlar eğer o ülkede Türkçenin lehçeleri konuşuluyorsa, o ülkede görev yapacak olanlar ve şu anda Millî Eğitim Bakanlığında üst kademe görevleri üstlenenler için hizmet süresi ve dil şartı aranmayacağı belirtiliyor. Öyle anlaşılıyor ki dil eğitimi bakımından dezavantajlı kalmış olabilecek üst kademe yöneticilerine yurt dışı görev olanağı açabilmek için böyle bir düzenleme öngörülmüş. Bir yanıyla eğer çok sınırlı uygulanacaksa kabul edilebilir ama genel olarak liyakat ilkelerine uygun olmayan, aynı işe farklı özellik talep eden bir düzenleme olması nedeniyle hukuken doğru olmayan bir düzenleme olduğunu belirtmek isterim.

Burada yine iyi bir düzenleme söz konusu. O da şudur ki yabancı ülkelerde o ülkenin vatandaşı olan ya da orada süresiz oturma ve çalışma iznine sahip olan Türk vatandaşlarına mahallinden istihdam olanağı getirilmiş, burada da bunun ilkeleri düzenlenmiş. Yurt dışında okullarımızda istihdam sorunlarını halledeceği ve yurt dışı teşkilatının sorunlarını halledeceği için yerinde bir madde olduğu kanısındayım.

Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)