Konu:Milli Eğitim Temel Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Yasama Yılı:4
Birleşim:70
Tarih:28/02/2014


MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz bu teklifin mantıklı, eğitim sistemine katkı veren hiçbir yanı bulunmamaktadır. Tamamen bir tepkiden kaynaklanan bir tasarıyı görüşüyoruz. Tıpkı 17 Aralık tarihinden bu yana Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıkardığımız ve tepkisel yaklaşımı ihtiva eden, onu yansıtan diğer yasalar gibi. Bunlardan en sonuncusu, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Yasası'ydı. Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Anayasa'ya aykırı olduğu yönündeki bütün değerlendirmelerimize rağmen o aykırılıklar olduğu gibi muhafaza edilmek suretiyle kabul edildi; Sayın Cumhurbaşkanına gitti. Sayın Cumhurbaşkanı "Toplam 12 maddede Anayasa'ya 15aykırılık tespit etmiştim. Yasayı inceleyeceğim." demiş olmasına rağmen bu aykırılıkları bir kenara bırakarak yasayı 26 Şubat Çarşamba günü saat 11.00-11.30 sularında onayladı ve yayımlanmak üzere Resmî Gazete'ye gönderdi. Sayın Cumhurbaşkanından Resmî Gazete'ye yayımlanmak üzere giden Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu, o gün Resmî Gazete'de yayımlanmadı. Normal olarak kanunlar Resmî Gazete'ye gönderildiği gün hemen yayımlanır; normal gazete sabah yayımlanmışsa mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanır. O gece yayımlanmadı. Biz burada görüşmelerde bulunuyorduk; gece saat 02.00'da, ben İnternet'e girip Resmî Gazete'ye baktığımda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun değil ama bir başka kanunun yayımlandığı gördüm. O kanunu da Sayın Cumhurbaşkanı aynı, HSYK'yı onayladığı saatlerde onaylamıştı. O gece yayımlanmadı ve dün gece, dün akşam saatlerinde o yasa saat 19.30 civarında dünkü mükerrer Resmî Gazete'de yayımlandı yani mesai saati bittikten sonra yayımlandı ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu sabah Anayasa Mahkemesinde o yasayla ilgili olarak iptal davası açtık ve iptal davası açtıktan sonra, basına verdiğim demeçte şunu söyledim: Biz bu davayı açtık ama Sayın Adalet Bakanı muhtemelen bir iki saat içerisinde, kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte görevi sona eren kamu görevlilerinin yerine yenilerini atayacaktır dedim, yanılmadım. Yani, yanılmadım derken, bunu bilmek için şey olmaya gerek yok, normal bir milletvekili bunu zaten tahmin eder. Hemen bir iki saat içinde Adalet Bakanı o atamaları yaptı. Hayırlı olsun ama "kuvvetler ayrılığı" ilkesine son veren bir yasadır bu.

Yine, bugün ilginç bir gelişme daha oldu: Rüşvet ve yolsuzluk soruşturması nedeniyle savcılar tarafından mahkemeye sevk edilip tutuklanan Rıza Sarraf ve bakan çocukları mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Mahkemenin gerekçeleri şunlar: "Atılı suçların şüpheliler lehine değişme ihtimali yok; delilerin toplanması, delillerin karartılması ihtimali yok; kaçma ihtimali yok; sabit ikametgâhı var; bu nedenle bu kişileri serbest bırakıyorum." dedi. Görüyor musunuz, hukuk devletini görüyor musunuz?

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Tabii, İlker Başbuğ'un kaçma ihtimali var ya (!)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Ama Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un, Silivri Cezaevinde, tutuklanma nedeni: Delilleri karartma ihtimali, yurt dışına kaçma ihtimali, Türk Silahlı Kuvvetlerine baskı yapma ihtimaliydi. İki yılı aşkın bir zamandır "Ben masumum." çığlığını atıyor ve bu çığlığı hiç kimse duymuyor. Silivri mahkemelerinin mahkûm ettiği insanlar cezaevinde, Balyoz mahkumları haksız bir şekilde cezaevinde duruyor, Ergenekon mahkûmları haksız bir şekilde cezaevinde duruyor. Sayın Başbakan "İçeride dünya kadar günahsız adam var." dedi, vicdanlara oynadı; bu rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını örtmek için çıkaracağı yasalara geniş bir destek sağlamak amacıyla onların vicdanlarına oynadı; istediği yasaları çıkarıyor, yeniden yargılama ufukta gözükmüyor; İlker Başbuğ'a bir umut yok, Balyoz mahkûmlarına bir umut yok, aydınlara, bilim adamlarına umut yok ama siz peşi sıra burada hukuksuz, adaletsiz yasaları çıkarmaya devam ediyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Bu, Türkiye'yi diktaya götürmektir, Türkiye'yi tek adam yönetimine götürmektir.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Ama ne millet buna izin verecektir ne de bu yargı buna izin verecektir. Bugün, görünürde birtakım kazanımlar elde edebilir Hükûmet ama yargı bir gün bütün kurumlarıyla işleyecektir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)