Konu:Chp Grubu Olarak, 28 Şubatın 17'nci Yıl Dönümünde Demokrasiye Yapılan Her Türlü Askerî Müdahaleyi Reddettiklerine Ve Hükûmetin Yargıya Müdahalesinin Demokrasiye Askerî Müdahaleler Kadar Sakıncalı Olduğuna İlişkin
Yasama Yılı:4
Birleşim:70
Tarih:28/02/2014


CHP GRUBU OLARAK, 28 ŞUBATIN 17'NCİ YIL DÖNÜMÜNDE DEMOKRASİYE YAPILAN HER TÜRLÜ ASKERÎ MÜDAHALEYİ REDDETTİKLERİNE VE HÜKÛMETİN YARGIYA MÜDAHALESİNİN DEMOKRASİYE ASKERÎ MÜDAHALELER KADAR SAKINCALI OLDUĞUNA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 28 Şubatın yıl dönümünde Cumhuriyet Halk Partisi olarak demokrasiye doğrudan veya dolaylı her türlü askerî müdahaleyi reddediyoruz. Demokrasi, Türkiye Cumhuriyeti'nin, milletimizin vazgeçilmez bir idealidir ve bu cumhuriyet var oldukça, bu topraklarda demokrasi sonsuzluğa kadar yaşayacaktır.

Demokrasiye askerî müdahaleleri reddederken, her türlü sivil yönetimin demokrat olduğu, sadece seçimle gelen yönetimlerin, arkasında olan seçmen desteğine güvenerek kendilerini "demokrat" olarak tanımlamalarını da doğru bulmuyorum. Meşruiyetin birinci ve en önemli şartı, bir siyasi iktidarın, bir siyasal sistemin, bir siyasi partinin arkasındaki halk desteğidir. Evet, klasik meşruiyet tanımındaki bu unsur, bugün de bütün demokrasilerin vazgeçilmez, tartışılmaz unsurudur. Ancak arkasındaki halk desteğine dayanarak her türlü antidemokratik uygulamayı yapmak, her türlü antidemokratik, baskıcı yasayı parlamento çoğunluğuna güvenerek çıkarmak, kuvvetler ayrılığı ilkesini yok etmek, bağımsız olması gereken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna Adalet Bakanının hâkim olmasını sağlamak, bu yönde yasalar çıkarmak, adı "demokratikleşme" olan, içeriği demokrasiye, özgürlüklere müdahale düzenlemeleriyle dolu yasaları çıkarmak, hiçbir şekilde demokrasiyle bağdaşmaz.

Türkiye'de bir Silivri mahkemeleri gerçeğini yaşadık ve bu Silivri mahkemeleri, kendi arkasındaki yüzde 50 oranındaki halk desteğini meşruiyetin yeterli şartı olarak sayan bir siyasi iktidarın döneminde olmuştur ve bu mahkemelerde hukuk ayaklar altına alınmıştır. İnsanların savunma hakkı ellerinden alınmıştır, masumiyet karinesi çiğnenmiştir ve insanların "Masumuz." feryatları dinlenmeksizin o insanlar mahkûm edilmişlerdir.

Onların mahkûm edildiği bir sistemde, ilginç bir tesadüf, bugün, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Yasası'nın ilk uygulaması olarak, Adalet Bakanı, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda boşalan kadrolara atamaları yaptı ve bu atamalar yapılırken, yine, İstanbul'da rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanmış olan bakan çocukları ve bir yabancı uyruklu kişi serbest bırakıldı. Bunların bir tesadüf olduğunu düşünmüyorum. Yargıyı kendi kontrolünde zanneden bir Hükûmetin, yargının kendi kontrolünde olmadığını fark etmesi üzerine yapmış olduğu düzenlemeler, bugün Türkiye'de demokrasiye en az askerî müdahaleler kadar müdahale niteliğindedir ve sakıncalıdır.

Ben 28 Şubatın yıl dönümünde, Türkiye'de demokrasinin vazgeçilmez olduğunu, milletimizin demokrasiye müdahale eden siyasi partilere, anlayışa hiçbir zaman geçit vermeyeceğini, arkasındaki Parlamento desteğine güvenerek her türlü antidemokratik uygulamayı yapan iktidarların kalıcı olamayacağını ve milletimizin buna izin vermeyeceğini Genel Kurulun bilgisine sunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)