Konu:Milli Eğitim Temel Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Yasama Yılı:4
Birleşim:69
Tarih:27/02/2014


MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 562 sıra sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 7'nci maddesi üzerine söz aldım, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, ben de bugün Sinop'taki üzücü olaydan dolayı, intihar eden atanamayan öğretmenimize Allah'tan rahmet diliyorum. Bunun son olmasını diliyorum. Böyle bir acının bu ülkede son olarak yaşanmasını diliyorum ama olmayacağını da biliyorum.

Değerli arkadaşlarım, burada getirilen, vermiş olduğumuz önerge ile 7'nci maddenin tamamıyla kanun tasarısı metninden çıkartılmasını istiyoruz. Neden? Devlet Memurları Kanunu'nun 125'inci maddesi, devlet memurlarına uygulanacak disiplin cezalarını 5 temel madde hâlinde, 5 temel bent hâlinde saymış. Diyor ki, devlet memuru, herhangi bir disiplin suçu işlerse uyarma cezası ile tecziye edilir, kınama olabilir, aylıktan kesme olabilir, kademe ilerlemesinin durdurulması olabilir, devlet memurluğundan çıkarma olabilir.

Şimdi, bunu niye yaptınız Sayın Bakan ben de anlamıyorum? Şimdi, aslında, 53'üncü maddede yani Yükseköğretim Kanunu'nun 53'üncü maddesinde yapılan değişiklikle, öngördüğünüz maddenin alt kısmında, Devlet Memurları Kanunu'ndaki ilgili hükümlerden uygulanır diyorsunuz ama burada 2 tane daha ceza öngörmüşsünüz öğretmenlere veya öğretim görevlilerine karşı. Bunlardan bir tanesi nedir? Biri, üniversite görevlisini yönetim görevinden ayırma, diğeri de mesleğinden çıkarma. Bu, normal Devlet Memurları Kanunu'nda yok yani Devlet Memurları Kanunu'nun öngörmüş olduğu o 5 cezanın dışında buraya bir de kenardan 2 madde daha eklemişsiniz, 7 tane ceza öngörmüşsünüz. Eğer Anayasa'nın ilgili maddesinde öngörülen eşitlik ilkesi varsa, neden bu cezaları 7'ye çıkardığınızı, herhâlde, Sayın Bakan açıklarsınız; bunun gerekçesi nedir diye bunu merak ediyorum, öncelikle bunu ifade etmek istiyorum.

Daha önceki konuşmalarda da ileri sürüldü, bu kanun tasarısının iki tane temel ayağı var. Bunlardan bir tanesi dershaneleri tasfiye etmek, bir ikinci bölümü de Millî Eğitim Bakanlığındaki Müsteşar ve Talim Terbiye Kurulunun dışında kalan bütün yöneticileri, okul müdürlerini, müdür yardımcılarını bir anlamda yok etmek, tasfiye etmek; yaklaşık 100 bin kişilik kocaman bir grubu temsil ediyor.

Değerli arkadaşlarım, buna bir hukukçu gözüyle bakarsanız, bir hukukçu dikkatiyle, ihtimamıyla bakarsanız, en temel kurallarından bir tanesi hukukun "hukuki güvenlik" ilkesi. Hukuki güvenlik ilkesi varken bunu bu kişilere, bu 100 bin kişiye nasıl açıklayacaksınız değerli arkadaşlarım? Hukuk güvenliği ilkesinin en temel kurallarından bir tanesi devlete olan güvendir, hukuka olan güvendir. Kişi, bulunmuş olduğu pozisyonun gereğinin ileriye doğru nereye gidebileceğini öngörebiliyorsa hukuk güvenliği ilkesi içerisindedir. Biz bunları almışız, belli görevlere atamışız, müdür yardımcısı yapmışız, müdür yapmışız, şimdi diyoruz ki: Hayır efendim, pardon, biz yanlış yapmışız, bu görevlerden ayrılmanız gerekiyor. Bunu kabul etmek, bunu anlatabilmek mümkün değildir.

Cumhurbaşkanlığı seçim kanunu tasarısında, Cumhurbaşkanının görev süresi yedi yılken arkasından 5+5 geldiği zaman, o gün komisyona gelen bakanlarınız, sizin temsilcileriniz çıktılar, dediler ki: "Efendim, hukuk güvenliği ilkesi var. Cumhurbaşkanı bundan mağdur oluyor, bunu nasıl anlatabiliriz?" Cumhurbaşkanına göstermiş olduğunuz ihtimamı, dikkat ve önemi ne yazık ki bu 100 bin öğretmene, buradaki müdürlere, müdür yardımcılarına göstermiyorsunuz. Bir kere, bunu öncelikle ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, diğer, dershaneler konusuna gelince, bunun tamamıyla bir ideolojik sorun olduğunu, cemaatle kendi aranızdaki çelişkilerden kaynaklandığını biliyoruz.

Değerli milletvekilleri, dershaneler, bu ülkenin bir gerçeği. Eğer bu kanun tasarısını, dershanelerin yarattığı sorunlardan, eğitim sistemindeki problemlerden, fırsat eşitliği konusundaki herhangi bir sorundan kaynaklanarak Türkiye Büyük Millet Meclisine getirmiş olsaydınız, bizim bunlara diyeceğimiz bir olay yoktu ama gelinen noktada görülüyor ki dershaneler, Hükûmetle cemaat arasındaki, hani beraber yürümüş olduğunuz o dostlarınız arasındaki sorunlarınızdan kaynaklanan bir olay.

Şimdi, doğuyla batıya baktığınız zaman, dershaneler bu ülkede bir filî gerçek. Bunları kaldırmakla, Türkiye'de dershane gerçeğini, bir fiilî durum olarak Türkiye'nin önünden uzaklaştırdığınızı filan sanmayın. Bu ülkede zenginler, paraları olanlar, kendilerine yeni bir yöntem bulacaklardır değerli arkadaşlarım. Yani, burada, dershaneye giden öğrenci, dershanede eğitim almayacaktır da belki 10 kişi, belki 3 kişi, belki 5 kişi bugün bu ülkenin gerçeği şeklinde evlerinde aynı eğitimi alacaktır. Yani bunun iyi ayırt edilmesi gerektiği kanısındayız.

O nedenle, ben sözlerimi bitiriyorken Sayın Bakanım, şu Devlet Memurları Kanunu'ndaki 125'inci maddedeki bu cezalar konusunda neden 2 tane daha artı eklediğinizi, bunu hangi yasal gerekçeye dayanarak 7'ye çıkardığınızı anlatmanızı özellikle istirham ediyorum. Bu konudaki çelişki, Anayasa'nın eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır.

Önergemizi bu şekilde kabul edeceğinizi umuyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)