Konu:Milli Eğitim Temel Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Yasama Yılı:4
Birleşim:69
Tarih:27/02/2014


MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MUSTAFA ERDEM (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 562 sıra sayılı Tasarı'nın 6'ncı maddesi üzerine söz almış bulunuyorum.

Burada öncelikle bir hususu dikkatlerinize arz etmek isterim: Atanamayan öğretmenler arasından bugün bir kardeşimiz daha intihar etmek suretiyle aramızdan ayrılmıştır. Öyle tahmin ediyorum ki 50'nin üzerinde kardeşimiz. Bugün Sinop da bu kafileye katılmıştır. Değerli milletvekilleri, biz yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkenin insanlarıyız, bir milletin mensuplarıyız. Bizim Yüce Kitap'ımız, insanlardan birisinin hayatının kurtarılmasını bütün insanlığın hayatının kurtarılması, bir insanın katlinin de bütün insanlığın katli olarak ifade eder. Dolayısıyla, biz, bu konuda çıkardığımız yasalarla bundan sonra kimlerin hayatına mal olabilecek bir davranış içerisinde olduğumuzun vicdani sorumluluğunu hissetmek, varsa bu vebali ahirete intikal etmeden dünyada telafi etmek durumundayız.

Değerli milletvekilleri, şu anda bir sanal gündem veya yapay bir işlev sonucu çıkarmaya çalıştığımız yasadan önce, neler yapabileceğimizle ilgili bazı hususlara dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Bir milletin bekası, uluslararası alanda başarısı, ecdat yadigârı emanetlere sadakati ve bundan sonra Allah'ın emaneti yavrularına bırakacak devlet, millet, vatan ve dinle ilgili sorumluluklarının gereği ancak ve ancak iyi bir eğitimle mümkündür. Ama gelin görün ki, bizler zarfla meşgul olup mazrufu bir kenara iterken, bu milletin bekasında olmazsa olmaz önemi haiz olan aile yuvasını ihlal ediyor, inkâr ediyor, görmezden geliyoruz.

Beyler, değerli milletvekilleri; birinizin kızı, diğerinizin gelini; birinizin oğlu, diğerinizin damadıdır. Bugün, bu milletin oluşturduğu aile içerisinde şiddetli geçimsizlikten kaynaklanan huzursuzluk, babalı yetimlerin, analı öksüzlerin oluşturduğu bir aile hayatına dönüştürüyor toplumu. Ve şu anda, sayın bakanların ifadesi baz alındığında, artan oranla, evlenenlerin sayısından boşananların sayısının daha fazla olduğu düşünüldüğünde, bu milletin bekası adına ailenin eğitimle ilgisi olup olmadığını ilgililerin takdirine arz ediyorum.

Uyuşturucu madde bağımlılıklarının sayısının her geçen gün artan hızla devam ettiği, geçmişe göre yüzde 40'ları aşan bir oranda mahkûm olmuş olanların olduğu düşünülürse, bu çocukların kader kurbanı hâline getirilmeleri, ülkemiz, milletimiz ve devlet için bir felakete dönüştürülmelerinin gerekçesi, bir eğitim alanının konusu mudur, değil midir? Takdirlerinize havale ediyorum.

Aile içi şiddete mahkûm olmuş, huzuru sokakta, huzuru köprü altında, huzuru başka yerlere sığınmak, başka inançlara kul köle olmak, madde bağımlısı hâline gelmek durumunda olan yavrularımızın vebali, bir eğitim sorunu olarak karşımıza çıkmış mıdır, çıkmamış mıdır? Takdiri ilgililere havale ediyorum.

Değerli milletvekilleri, yarının büyükleri olarak ilgiye, sevgiye, şefkate, merhamete muhtaç olanların bugün elleri tutarken, gözleri görürken, imkânları varken ana ve babalarını birer eşya gibi huzurevlerine atanların, yarın kendilerinin hangi duruma düşeceklerini görmezden gelmeleri, bir eğitim sorunu olarak karşımıza çıkar mı, çıkmaz mı? Bunun hesabını kimler verecek ve biz bu konuda nelerle meşgul olacağız?

Değerli milletvekilleri, şu anda ülkemizin karşı karşıya olduğu, karşı karşıya bulunduğu tehdit ve tehlikeleri bertaraf edecek, bizi birlik ve dayanışma içerisinde beka âlemine taşıyacak millî ruh, millî ideal, millî mefkûre, millî şuur yoksunu gençliğimiz, yarın, bu milletin bekası adına üzerine düşeni yapamaz ise, bu, bir eğitim sorunu olarak karşımızda durmakta mıdır, durmamakta mıdır?

O zaman, buradan size şunları hatırlatmak istiyorum: Gençliğine ideal verememiş, millî ve manevi değerlerini öğretememiş, yarın için bir senaryo hazırlama acziyetini göstermiş olanların, küresel güçlerle millî mücadelede başarı şansı var mıdır; yoksa, bugün olduğu gibi, yarın da başkalarına el açmaya mahkûm muyuz?

Takdirlerinize arz ediyor, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)