Konu:MHP GRUBUNUN, MHP GRUP BAŞKAN VEKİLİ İZMİR MİLLETVEKİLİ OKTAY VURAL TARAFINDAN İMAR İŞLERİNDE OLUŞTURULAN RANT LOBİLERİ İLE YOLSUZLUK VE RÜŞVET İDDİALARININ ARAŞTIRILMASI VE ÖNLENMESİ İÇİN GEREKLİ TEDBİRLERİN ALINMASI AMACIYLA 27/2/2014 TARİH 3744 SAYI İLE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN, GENEL KURULUN 27 ŞUBAT 2014 PERŞEMBE GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE OKUNMASINA VE GÖRÜŞMELERİNİN AYNI TARİHLİ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA İLİŞKİN
Yasama Yılı:4
Birleşim:69
Tarih:27/02/2014


MHP GRUBUNUN, MHP GRUP BAŞKAN VEKİLİ İZMİR MİLLETVEKİLİ OKTAY VURAL TARAFINDAN İMAR İŞLERİNDE OLUŞTURULAN RANT LOBİLERİ İLE YOLSUZLUK VE RÜŞVET İDDİALARININ ARAŞTIRILMASI VE ÖNLENMESİ İÇİN GEREKLİ TEDBİRLERİN ALINMASI AMACIYLA 27/2/2014 TARİH 3744 SAYI İLE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA VERİLMİŞ OLAN MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİNİN, GENEL KURULUN 27 ŞUBAT 2014 PERŞEMBE GÜNKÜ BİRLEŞİMİNDE OKUNMASINA VE GÖRÜŞMELERİNİN AYNI TARİHLİ BİRLEŞİMİNDE YAPILMASINA İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin yolsuzluklar ve rant lobisi üzerine vermiş olduğu grup önerisi üzerine, önergenin lehinde olmak üzere Cumhuriyet Halk Partisi adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu yolsuzluklar gündemimizde hep vardı ama ağırlıklı olarak gündemimize ne zaman girdi, kısa bir geçmişe dönüp bakalım. 17 Aralık sabahı, Hükûmetin bazı bakanlarının çocuklarının evlerinde aramalar yapıldığı, Hükûmete yakın bazı iş adamlarının tutuklandığı, gözaltına alındığı bilgisiyle uyandık ve Hükûmete yakın iş adamları ve bakan çocuklarının evinde adam boyu dolarların ayakkabı kutularında olduğunu gördük ve Hükûmet, bu yolsuzluk soruşturması karşısında bu yolsuzluk soruşturmasının bir "darbe" olduğunu söyledi ve hemen ardından, cumhuriyet tarihinde görülmemiş sürgünler başladı, savcılar görevden alındı ve Hükûmet, muhalefetin ve ana muhalefetin bu yolsuzluk delillerini dile getirmesine büyük tepki gösterdi.

Değerli arkadaşlar, biz yolsuzlukları, "paralel yapı" -siz nasıl adlandırıyorsanız artık- "Haşhaşiler", "virüsler", ne diyorsanız eski koalisyon ortaklarınıza, onlardan öğrenmedik. Biz, bu yolsuzlukları yıllardır bu kürsülerden sizlere belgeleriyle anlatmaya çalıştık. Hepiniz buradaydınız. Hepinize belgeleri gösterirken sizler, bize fiilî ve sözlü sataşmalarla, bu yolsuzlukları anlatmamıza engel oldunuz.

Şimdi, kısa bir geçmişe dönelim, sizlere neler anlattık biz? Değerli arkadaşlar, iktidara geldiğinizde özelleştirmelere başladınız. 50 milyar dolarlık millî varlıklar "özelleştirme" adı altında satıldı. Cumhuriyet tarihinin yokluk yıllarında, sizden önceki bütün iktidarların emekleriyle, halkın çabalarıyla oluşmuş 50 milyar dolarlık millî varlık satıldı.

HARUN KARACA (İstanbul) - 2002'den önce kaç tane satıldı?

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Özelleştirme Kanunu diyor ki: "Bir millî varlık satılmadan önce, onun değerinin tespit edilmesi gerekmektedir ve bu değerleme raporlarının açıklanması gerekmektedir." Kanunun açık hükmü budur. Değerli arkadaşlar, TELEKOM'un değerleme raporunu niye açıklamıyor musunuz? TÜPRAŞ'ın, SEKA'nın değerleme raporunu neden açıklamıyorsunuz? Millî varlığımız kaç para ediyordu, siz kaç paraya sattınız, bunu öğrenmek istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, tarihin en büyük özelleştirmeleri ve benim gözümde en büyük yolsuzluklarından biri, TELEKOM özelleştirmesi sırasında, siz "Satmadık, kiraladık, yirmi beş yıllığına kiraladık." dediniz. Peki, satılmamış ve kiralanmış bir varlığımızın gayrimenkulleri gözümüzün önünde satılırken neden hiçbir şey demediniz? Kimin hakkı vardır ki kiralanmış bir millî varlığımızın gayrimenkulleri satılsın değerli arkadaşlar?

Hatırlayın, TEKEL özelleştirmesi vardı. TEKEL'in bir fabrikasını 280 milyon dolara sattınız ve sizden satın alan iş adamları 280 milyon dolara aldığı TEKEL fabrikasını dokuz ay sonra 1 milyar dolara sattığında hiç mi içiniz sızlamadı? Hiç mi düşünmediniz biz bu TEKEL'i değerinin altında sattık ve alanlar dokuz ay içerisinde fahiş bir kâr elde ettiler ve onların sattıkları da üç yıl sonra 280 milyon dolara satılan TEKEL fabrikasını 2,5 milyar dolara satarken siz kendinize sordunuz mu arkadaşlar?

Eti Maden İşletmelerini sattığınızda, Eti Maden İşletmelerinin içerisine promosyon olarak baraj koydunuz mu arkadaşlar, bu konuda yargı bir karar verdi mi arkadaşlar ve o baraj bir millî varlık mıydı değerli arkadaşlar?

SEKA'yı 1,1 milyon dolara sattıktan sonra siz, sadece SEKA'nın 185 tane lojmanı, 2 milyon metrekareye yakın arazisi var mıydı değerli arkadaşlar ve bu SEKA özelleştirmesi iptal edilmesine rağmen, siz özelleştirmenin iptal kararları uygulanmasın diye burada yasa çıkardınız mı değerli arkadaşlar? Bunlar yapıldı değerli arkadaşlar. Bizim elektrik şirketlerimiz, doğal gaz şirketlerimiz özelleştirilirken, bu şirketlerin kasasında para unutularak özelleştirilen şirketlerin sahiplerine bu paralar aktarıldı mı değerli arkadaşlar ve bu elektrik şirketleri, alacaklarını zamanında tahsil etmeyerek, devletin kontrolünden çıktıktan sonra, özel şirketlerin eline geçtikten sonra bu alacakları tahsile başladı mı, kamunun alacakları gitti mi elinden? Toplu Konut İdaresinde 7 projede devletin arsalarının fiyatları düşürülerek ve inşaat maliyeti şişkinleştirilerek 774 milyon zarar edildi mi ve bu zarar karşılığında Sayıştayın kapı gibi bir raporu var mı arkadaşlar? Evet, var ve peşinden Başbakanlık Teftiş Kurulu bu zararı tespitten sonra, sadece devletin arsalarını düşük gösteren değerleme uzmanlarının belgesini iptal ve memurlara uyarı cezası verirken bu Mecliste kimse bir şey söylemedi, iktidar vekilleri bunu suskunlukla izlediler değerli arkadaşlar. 774 milyon zarar veren, bu millî varlıklarının yok edilmesini sağlayan memurlar uyarı cezası aldı ama aynı tarihte bebeği için mama çalan yoksul bir anne nezarete atıldı, baklava çalan çocuklar hüküm giydi. Böyle adaletsiz bir düzenin içerisinde kaldık değerli arkadaşlar.

Burada size KC Group yolsuzluğunu anlattım. İstifa eden veya azledilen Bakanınız buradaydı. Hep beraber bana bağırdınız, hep beraber sataştınız. TOKİ'de yolsuzluk var dedim, kabul etmediniz. Yirmi gün sonra, belgelerini de ortaya koyduktan sonra Bakanınız bu yolsuzluğu kabul etmek zorunda kaldı. "Evet, biz dolandırıldık. 106 milyon lirayla 60 milyon lira zarar var." dedi, değil mi değerli arkadaşlar? Gazetelere manşet oldu. İki gün sonra, tıpkı bugün yaptığı gibi, Bakanınız çark etti. "Hayır, yolsuzluk yokmuş, iftira var." dedi ve ne dedi? "Başbakan beni fırçaladı, yolsuzluğu kabul ettiğim için Başbakan beni fırçaladı." dedi.

Değerli arkadaşlar, TOKİ'yi 60 trilyon dolandıran bu firmaya, dolandırdıktan sonra, 450 milyon liralık yeni ihale verilip verilmediğini eski bakanınız Erdoğan Bayraktar'a sormanızı rica ediyorum. Sorun bakalım, dolandırıcılara hangi cesaretle yeni ihaleler vermiş?

Ankara'da hemen şurada, Eskişehir yoluyla Konya yolunun kesiştiği binanın, "Pasifik Next" adı verilen binanın kime ait olduğunu biliyor musunuz değerli arkadaşlar? Partinizin MKYK üyesi bir hanımefendinin eşine aittir. Ve emsal araziler yüzde 55, yüzde 60'la verilirken 1 milyar doların üzerinde olan bu proje yüzde 30'la verildiğinde vicdanların sızlaması gerekiyor değerli arkadaşlar. Burada büyük bir kamu zararı var. Olmasa dahi, bir partinin MKYK üyesinin eşinin o projelerde olmaması gerekiyor. Peki, bu şirkete dönüp baktığımızda ne görüyoruz? Ankara Büyükşehir Belediyesinin gıda ihalesini almış ve fahiş fiyatlarla Ankara Büyükşehir Belediyesine peynir, zeytin verdiği için Sayıştay sorgusundan geçmiş. Ve bu şirket, Halkbank ve Ziraat Bankası kredileriyle bu binayı yapmış. Ve bu bina, ne yazık ki, Başbakan Erdoğan'ın lansmanına tabi tutulmuş, reklamı Başbakan Erdoğan tarafından yapılmış; son derece de üzücü arkadaşlar.

Fakir aileler üzerinden yapılanlar yürek sızlatıcı. Sorun İstanbul'daki gıda ihalesini, şimdi milletvekiliniz olan hangi iş adamı vermiş ve bu milletvekili, o dönem İstanbul Büyükşehir Belediyesinin şirketlerinde yönetim kurulu üyesi mi? Fakir ailelere kömür dağıtılırken, bu kömür yolsuzluğunu aklamak için burada yasa çıkarmak sadece yasama organını, gazi Meclisi kirletmek anlamına gelmektedir değerli arkadaşlar. Yoksula dağıtılan gıdadan, yoksula dağıtılan kömürden yolsuzluk olur mu? Bunun nasıl da üzerine gitmeyiz? Âşık Mahsuni'nin dediği gibi "Yoksulun sırtından doyan doyana/Bunu gören yürek nasıl dayana/Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana..." Biz söyleyeceğiz, susmayacağız, söyleyeceğiz!

Ve çürümüş bir düzenle karşı karşıyayız değerli arkadaşlar. Bozulmuş, çürümüş, yasaması bozulmuş, yürütmesi bozulmuş, yargısı bozulmuş, yolsuzluk yasalarının peşi peşine çıkarıldığı, zengin iş adamlarının yargıda asla hüküm giymediği, yürütmenin yolsuzluklarının sekretaryasını tutar bir hâldeki bir çürümüş düzenle karşı karşıyayız ve bu çürümüş düzen, yüzümüze tokat olarak çarpıyor. Van'daki, babasının heybesinde musalla taşına giden Muharrem'le yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Tek göz odada, kerpiç evde, camı kırık odada, kırk günlük ve kimliği olmayan Ayaz bebek de yüzümüze tokat gibi çarpıyor. 2 çocuğunu ısıtamadığı için, ellerine saç kurutma makinesini verip Adana'da, yan odaya geçip kendini asan bacımızla bu çürümüş düzen hepimizin suratına tokat gibi çarpıyor. Bu çürümüş düzeni değiştirmek zorundayız. Yasamada değiştirmek zorundayız, yürütmede düzeltmek zorundayız, yargıda değiştirmek zorundayız.

Ve son gün, bu çürümüş düzenin idam sehpasına tekme atan Deniz Gezmiş'in bugün doğum günüdür. Deniz yoldaş, doğum günün kutlu olsun. (CHP sıralarından alkışlar)