Konu:Hocalı Katliamının 22'nci Yıl Dönümüne İlişkin
Yasama Yılı:4
Birleşim:68
Tarih:26/02/2014


HOCALI KATLİAMININ 22'NCİ YIL DÖNÜMÜNE İLİŞKİN
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, bugün Hocalı katliamının yıl dönümü. Yirmi iki sene önce bugün Dağlık Karabağ'da bulunan yaklaşık 7 bin nüfuslu bir kasaba olan Hocalı'da 20'nci yüzyılın sonunda tarihin gördüğü en büyük zalimliklerden, katliamdan bir tanesi yaşandı. Hocalı'da yaşanan olay aslında Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi Sözleşmesi'nin tarif ettiği soykırım tarifine uyan bir suç, insanlığa karşı işlenen bir suç. O gün, kadın, çoluk çocuk, yaşlı demeden 613 sivil Azerbaycan yurttaşı katledildi. Katledilmekle kalmadı, gözleri oyuldu, kafa derileri yüzüldü, tam bir vahşet yaşandı. Bu olay aslında bir savaş suçu aynı zamanda, dolayısıyla sorumluların mutlaka "Sırp kasabı" gibi Lahey'deki Savaş Suçları Mahkemesinde yargılanması gerektiğini düşünüyoruz. Bununla ilgili olarak da Türkiye Cumhuriyeti'ne, devletimize önemli görevler düşmektedir.

Değerli arkadaşlar, bugün, Azerbaycan'ın, can Azerbaycan'ın yaklaşık beşte 1 toprağı işgal altındadır. Karabağ bölgesi, Hocalı, Şuşa, Laçın, Kelbecer, Ağdam, Fuzuli, Cebrayıl, Kubadlı işgal altındadır. Buralar, kadimden beri, geçmişten beri Azerbaycan toprağıdır ve bugün, Ermenistan'ın işgali altındadır. Bu sorun, yirmi iki yıldır barışçıl, diplomatik yolla çözülemeyen bir sorundur ve Azerbaycan'ın Değerli Devlet Başkanı Hürmetli President İlham Aliyev'in dediği gibi "Eğer bu Batılılar bu işe zaman ayırmak istiyorlarsa, Azerbaycan, meşru olan, uluslararası hukuktan kaynaklanan güç kullanarak işgal edilen topraklarını almaya hazırdır." İnşallah, bu sorun en kısa sürede çözülür ve biz Hocalı'nın azatlığını gidip orada kutlarız ama olmazsa, silah yoluyla da Azerbaycan'ın meşru bir hakkıdır; onu da Türkiye Cumhuriyeti'nin desteklemesi gerekiyor, destekleyeceğinden de eminim. Türk milleti bu konuda işgal edilen toprakların kurtarılması için Azerbaycan'ın yanında olacaktır.

Bugün, tabii, o topraklar, kolay değil yani o topraklar uğruna binlerce şehit verilebilir, şehitleri yeni analar doğurur ancak toprağı doğurmak mümkün değil. O toprakların işgal altında olmasını yansıtan hüzünler yaşanıyor. Bunu anlatan bir şiirden 2 paragraf okuyacağım, diyor ki şair:

"Seni esir iken goymuşah darda,

Cengaver ruhumuz hardadır harda,

Goynuna gelmedik of bu baharda,

Bağışlama bizi Veten.

Hesretten yanıpdır o gara bağrın,

Ağlamagdan kör olup neçe bulağın,

Ahır yarasından gan Garabağ'ın,

Bağışlama bizi Veten."

Bu hâldedir Karabağ, işgal altındaki topraklar. (CHP, AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Ve "Vatan bizi bağışlama." diyor Azerbaycan halkı. Hakikaten bağışlamaz, hakikaten bağışlamaz. Yani orası sadece Azerbaycan'ın toprağı değildir, bakın, orası işgal altında olduğu sürece bütün Türk dünyasının -efendim 250 milyon mu, 300 milyon mu ne diyorsak- hepimizin başı aşağıdadır, bu kadar açık. Toprak böyle bir şeydir arkadaşlar, vatan böyle bir şeydir. Orasını Azerbaycan er geç alacaktır ama biz diyoruz ki: AGİT-Minsk Grubu barışçıl, diplomatik yollarla bu işi bir çözüme kavuştursun, olmazsa mutlaka meşrudur çünkü işgal edilmiş toprağını alacaktır geriye, bu bir savaş değildir. Efendim, Atatürk'ün dediği gibi, bugün Azerbaycan'ın yas günüdür, dolayısıyla onların üzüntüsü üzüntümüzdür.

Bu vesileyle ben başta Azerbaycan Devlet Başkanı, Değerli President İlham Aliyev olmak üzere tüm Azerbaycan halkına, Türk milletine başsağlığı diliyorum ve şehitleri saygıyla rahmetle anıyor, sizlere saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP, AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)