Konu:BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFLERİ
Yasama Yılı:4
Birleşim:67
Tarih:25/02/2014


BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

RIZA TÜRMEN (İzmir) - Sayın Başkan, bu 5651 sayılı İnternet Yasası'na getirilen değişiklikler, bütün 17 Aralık yasalarında olduğu gibi, hukuk devleti, temel hak ve özgürlüklerle bağdaşmayan değişikliklerdir. Plan ve Bütçe Komisyonunun kabul ettiği öneriler ise bu problemleri, sorunları çözmemektedir. Şöyle ki, iki tane çok temel insan hakkı ihlali vardır burada: Bir tanesi, özel yaşamın gizliliği ihlal edilmektedir; diğeri, ifade özgürlüğü ihlal edilmektedir. Özel yaşamın ihlaliyle ilgili olarak 5651 sayılı Kanun'un 5'inci maddesinde getirilen değişikliğe bakmak gerekir. Buna göre yer sağlayıcılar, iki yıldan fazla olmamak üzere bütün bilgileri saklamakla, bütün bilgileri toplamakla yükümlüdürler ve aynı zamanda, yer sağlayıcılar, TİB talep ettiği takdirde bu bilgileri hâkim kararı olmadan TİB'e vermekle yükümlüdürler. Bu, özel yaşamın ihlalidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Marper-İngiltere davasına baktığınız zaman, kişisel verilerin toplanması, saklanması ve hâkim kararı olmadan hele başka bir makama verilmesi özel yaşamın ihlali olarak kabul edilmiştir. Buna karşılık getirilen değişikliğin, Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen değişikliğin bununla hiç ilgisi yoktur. Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen değişiklik, mahkeme kararıyla bu bilgilerin talep edilmesine ilişkindir. Mahkeme kararıyla bu bilgiler talep edildiği takdirde, TİB bu bilgileri alacak ve mahkemeye verecektir, bu, farklı bir şeydir. Ama bu değişiklik, 5651 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikle ortaya çıkarılan insan hakkı ihlalini yani özel yaşamın ihlalini etkilememektedir, bu ihlal olduğu gibi kalmaktadır. Yani Cumhurbaşkanı bunu geri gönderirken buradaki insan hakları ihlalini gidermek gibi bir düşüncesi varsa eğer, geri göndermeden, işte pazarlık ederek bu insan hakkı ihlallerini gidermek gibi bir düşüncesi varsa bu amaç gerçekleşmemiştir.

İkinci olarak, ifade özgürlüğüyle ilgili (9/A) maddesi ciddi kuşkular taşımaktadır. (9/A) maddesinde iki ayrı durum düzenlenmektedir. Birinci durumda, eğer bir kişi özel yaşamının ihlal edildiğini ileri sürerse bu iddia TİB Başkanlığına gönderilecek, TİB Başkanlığı onu birliğe bildirecek ve dört saat içinde erişim engellenecektir hâkim kararı olmadan, hâkim kararı bulunmadan erişim engellenecektir. Yirmi dört saat sonra, bu, sulh ceza mahkemesine götürülecektir. Yani, önce, efendim, erişim engellenecek, ondan sonra mahkeme kararı çıkacaktır. Bu bizatihi, bu başlı başına bir ifade özgürlüğünün ihlalidir. Yani, önce erişimi engelle, ondan sonra mahkeme kararı çıkar.

İkinci durumda, gecikmesinde sakınca olan hâllerde TİB, resen erişimi engelleme hakkına sahiptir. Şimdi, yapılan değişiklikle bu erişimi engelleme kararına itiraz edilebilirken, itiraz yerine TİB'in yirmi dört saat içinde bu kararı sulh ceza mahkemesine götürmesi kabul edilmiştir. Ama, temel problem ortadan kalkmamaktadır; gene erişim engellenmekte, idarenin kararıyla erişim engellenmekte, ondan sonra mahkeme kararı alınmaktadır. Bu, ifade özgürlüğünün açık bir biçimde ihlalidir. Yani, erişimi engellemenin idari bir kararla yapılması, ondan sonra mahkemeye gidilmesi, ifade özgürlüğüne yapılan sınırlamanın ihlalini ortadan kaldırmaya yeterli değildir.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) - Özel hayata saldırının, ifade özgürlüğüyle ne alakası var Sayın Türmen?

RIZA TÜRMEN (Devamla) - Kaldı ki efendim, sulh ceza mahkemesi, karşı tarafın yani engellemeye maruz kalan kişinin, tarafın görüşünü almadan karar verecektir ki bu da ayrıca adil yargılama hakkının ayrı bir ihlalidir. Bütün bunları topladığımız zaman görüyoruz ki Plan ve Bütçe Komisyonunda getirilen değişiklikler, 5651 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerle ortaya çıkan insan hakları ihlallerini ortadan kaldırmakta yetersiz kalmaktadır.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)