Konu:Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifleri
Yasama Yılı:4
Birleşim:66
Tarih:21/02/2014


BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFLERİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ CHP GRUBU ADINA MÜSLİM SARI (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 561 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin birinci bölümü hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önümüzde yeni bir torba yasa var. Tabii, torba yasa açısından en zor olan şey, torba yasanın geneli üzerinde konuşmaktır. Hem yasanın geneli üzerindeki yirmi dakikalık konuşmalar hem de her bir bölüm için on dakikalık konuşmalar gerçekten son derece zor oluyor. Çünkü, bu bir torba yasa olduğu için ve birbiriyle hiç alakası olmayan, sistematik bir bütünlükten yoksun kanunlar yan yana getirildiği için, bir sistematiği olmadığı için bunun üzerinden sistematik bir konuşma yapmak da pek mümkün olmuyor. Ama burada en doğru çözüm, belki de, belirli yasalar üzerinde ve yasanın belirli maddeleri üzerinde ve en fazla önemsenen kısımlar üzerinde genel bir değerlendirme yapmaktan öteye geçmiyor buradaki konuşmalar. Ben de bunu yapmaya çalışacağım.

En fazla üzerinde durmak istediğim madde 3'üncü madde çünkü 3'üncü maddede çok gizli bir tehlike olduğunu düşünüyoruz biz grup olarak. Ormanların, devlet ormanlarının betonlaşması, betonlaştırılması ve daha tahrip edilmesi gibi bir durumla karşı karşıya kalabiliriz bu maddeyle. Bu maddede iki tane şey getiriliyor -çok önemsediğim için belirtmek isterim- ilk olarak şöyle diyor madde: "Devlet ormanlarında, erişme kontrolü uygulanan kara yollarındaki ulaştırma yapıları ve müştemilatı olan hizmet tesisleri ile bakım, işletme tesislerine, kara yolları sınır çizgisi içinde, bedelsiz olarak izin verilir." Şimdi, bu, son derecede tehlikeli bir yaklaşım, son derece tehlikeli bir düzenleme. Kara yollarının içinden geçtiği ormanların genel olarak betonlaştırılmasıyla ilgili önemli bir tehlikeye de kapı aralıyor.

Önce şunu sormak gerekir: Daha önce böyle bir düzenlemeye niye gerek duyulmamıştı? Yani, şu anda, yeniden otoyollar yapılmıyor, ilk kez, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde otoyollar da yapılmıyor; başka vesilelerle, başka yerlerde de otoyollar yapılıyordu. Bu otoyolların yapılması için gerek duyulan tesisler yine buralarda kuruluyordu ama nedense, önümüze böyle bir yasal düzenleme getiriliyor. Daha önce nasıl yapılıyordu da bunlar için yasal bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmadan yapılıyordu, merak ediyoruz doğrusu.

Şimdi "kara yolları sınır çizgisi" diye bir çizgi çiziliyor ve bu kara yolları sınır çizgisi içerisinde bu tür tesislerin bedelsiz olarak yapılmasına olanak veriliyor ama kara yolları sınır çizgisi sadece asfaltın bittiği yerden ibaret değil. Asfaltın bittiği yerden daha ötesine de kara yolları sınır çizgisinin uzanması teknik olarak mümkün olabilir. Dolayısıyla, buralarda yapılaşmaya ve orman alanlarında ciddi bir betonlaşmaya yol açabilir.

Mesela size basit bir örnek vereyim değerli milletvekilleri: Kuzey Marmara otoyolu için, içinde üçüncü köprünün de olduğu Kuzey Marmara otoyolu için yapılması düşünülen tesisler ya da yapılan tesisler yani bu kanun kapsamı içine giren tesisler şunlar: 2 adet otoyol inşaat kampı, 2 adet köprü inşaat sahası, 10 adet beton tesisi, 4 adet asfalt tesisi, 8 adet mekanik tesis. Bunların hepsi kara yolu sınır hattı içerisine yapılacak. Dolayısıyla, bütün bunların hepsinin burada izinsiz bir biçimde yapılmasına olanak verilecek. Asfaltın üzerine yapamadığınıza göre, yolun üzerine yapamadığınıza göre, ormanlık arazinin içine yapacaksınız ve ormanlık arazisinin ciddi bir şekilde betonlaşmasına müsaade edeceksiniz. Ve gelecekte buraların konaklama tesisine dönüştürülmesi ihtimali de önemli bir ihtimal olarak belirmektedir. Üstelik, bunların bedelsiz bir biçimde devredilmesi söz konusu olduğundan, bedelli bir biçimde devredilmesiyle bedelsiz bir biçimde devredilmesi arasında ihaleyi alan firmaya sağlanan iltimasın boyutlarının ne olduğunu da merak ediyorum.

Bu 3'üncü maddeyle getirilen ikinci önemli nokta, katı fazlası malzemenin, yani hafriyatın ağaçlandırma bedeli karşısında orman arazisinin içine dökülmesidir. Bunun da, çok ciddi moloz yığınlarının orman arazilerinin içinde olmasına yol açacağını düşünüyoruz.

Mesela, bir örnek vereyim yine Karayolları Kuzey Marmara otoyoluyla ilgili: Kuzey Marmara otoyolu tamamlandığında, yapılan hesaplamalara göre, yaklaşık 48 milyon 776 bin 929 metreküp hafriyat oluşacak, tekrar ediyorum 48 milyon 776 bin 929. Ve eğer biz bu hafriyatı bir futbol sahası büyüklüğündeki alanın üzerine koymuş olsaydık, 6.500 metre yüksekliğinde bir tepe kadar hafriyat çıkartılmış olacaktı. Dolayısıyla, bu madde çok sakıncalıdır, doğru değildir, orman arazilerinin ciddi şekilde betonlaştırılmasına hizmet ettiği açıktır.

Esasen, bu kanun teklifinin en sakıncalı maddelerinden biri -daha önce arkadaşlarım da eleştirdiler ama ben bir kez daha kayıtlara düşsün diye söylüyorum- yap-kirala-devret modeliyle yapılması düşünülen şehir hastanelerine ilişkin düzenlemelerdir. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu modelin kendisine karşıyız. Bu modelin kendisine karşı olmamızın en önemli nedenlerinden birisi, devlet hastanelerinde herhangi bir kapasite artışı getirmiyor olmakla beraber, bu modellerin... Normal yollarla hastaneler yapıldığında kamunun karşılaşacağı yükün çok daha üzerinde bir yükle karşı karşıya kalacağını biz düşünüyoruz.

Plan Bütçe Komisyonunda bu yasa tartışılırken, bu modelin kurulduğu yasa tartışılırken, geçen sene, biz tek tek sorduk, "Bunun bedeli nedir? Kamunun üzerinde bu ne kadar yük getirmektedir? Kamu bundan dolayı orta ve uzun vadede ne kadar kira ödemek zorunda kalacaktır?" Bunun cevaplarını alamadık. Bunun cevaplarını hâlâ alabilmiş değiliz. Bugün ne biz ne iktidar partisine mensup milletvekillerimiz şehir hastaneleriyle beraber, bu hastanelerin yapılmasıyla ilgili kurulan modelde orta ve uzun vadede kamunun ne kadar kaynaktan vazgeçeceği ya da ne kadar harcama yapacağı ya da ne kadar kira geliri, kira gideri harcayacağını şu an için hiç kimse bilmiyor. Sayın Bakana her fırsatta söyledik, Sayın Bakan Plan ve Bütçe Komisyonu çalışmaları sırasında, Plan ve Bütçe Komisyonunun bütün üyelerinin huzurunda, bu senenin yılbaşını geçmeyecek şekilde bununla ilgili bir çalışma yaptığını, bir etki analizi yaptığını ve bu etki analizi bizimle paylaşacağını söyledi, bekliyoruz, henüz böyle bir paylaşım yapılmış değil. Üstelik, bu hastanelerin yapılabilmesi için kullandırılan kredilerin ya da kullanılan kredilere de hazine garantileri veriliyor. Bu, son derece tehlikelidir. 2001 krizinden sonra mali disiplinde ortaya çıkan kötü uygulamalar, mali disiplininin bizi getirmiş olduğu yer, krizin etkisini derinleştirmesi bu konuda önlem alınmasını zorunlu kılmıştı ve hazine garantilerine sınırlar getirilmişti ancak peşi sıra çıkartılan birtakım yasalar, özel sektörün kullandırdığı bazı kredilere, belediyelerin kullandırıldığı bazı kredilere hazine garantisi getirilmesiyle ilgili bazı düzenlemeleri önümüze getirdi ve bu konuyla ilgili 2001'den beri yapılan uygulama son derece yanlıştır, sakattır.

Bugün, benzer uygulamalar şehir hastaneleri için de söz konusudur. Düşünün değerli milletvekilleri, devlet bir hazine arazisi tahsis edecek, bu hazine arazisine yirmi beş yıl süreyle, ilgili firma gelecek, hastane yapacak, devlet yirmi beş yıl süreyle bu hastanenin kira bedellerini ödeyecek ve bunun için kredi kullanmışsa, eğer bu kredinin geri ödemesinden doğan bir sorun varsa, bir problem varsa, bu da hazine garantileriyle garanti altına alınacak. Yani böyle bir uygulama dünyanın hiçbir bölgesinde yoktur, olamaz.

Şimdi, bu maddeyle, buradaki düzenlemeyle getirilen bir başka şey de mücbir sebep ve olağanüstü hâl dışında sözleşme ve eklerinin uygulanmasını engelleyen bir durumun ortaya çıkması hâlinde yapılmış olan sözleşmeler, ihalelere esas teşkil eden sözleşmeler konusunda sayın bakana değişiklik yetkisi verilmesidir ki bu ne hukuk ilkesine uygundur ne rekabet ilkesine uygundur ne ihale ilkesine uygundur. Bu, açık bir biçimde ihaleye fesat karıştırmaktır.

Düşünün ki bir firma geliyor, hastaneyi kuruyor, karşılığında kredi alıyor, kredisine de garanti oluyor devlet, hastaneyi yapmaya başlıyor ama herhangi bir biçimde ortaya çıkan bir nedenden dolayı -ki bu nedenin ne olduğu burada açık biçimde tanımlanmamıştır- bu işlem yarım kalırsa, yapılamazsa o zaman bakana başvurma yetkisi elde etmiştir ve bakan bu sözleşmede değiştirme yapma yetkisi elde etmiştir. Aslında belki de ayrı bir ihale yapılması gerekir bunun için, belki de yeni bir ihaleyle bu sürecin yeniden ele alınması gerekirken sürekli yenilemeyle, sürekli temditle ve bakanın yetkisini kullanarak sürekli bir biçimde hükûmete yakın firmaların kendi durumlarını bahane ederek açık bir biçimde kendilerine uygun avantajlı pozisyonlar elde etme yetkisi ortaya çıkmaktadır bu yasada. Bu yasayla verilen yetki her şeyden önce Sağlık Bakanlığına yapılmış olan bir haksızlıktır çünkü Sağlık Bakanına bu yetki dolayısıyla bir sürü kişi gelecek başvuru yapacak ve Sağlık Bakanı çok durumda kalacak ve bununla ilgili yanlış uygulamalar Yüce Divan yolunun gözükmesi açısından...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜSLİM SARI (İstanbul) - ...Sağlık Bakanı açısından birtakım alanlar açabilir diye düşünüyorum ve bu düzenlemelerin buradan çıkartılmasını öneriyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)