Konu:Terörle Mücadele Kanunu Ve Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:65
Tarih:20/02/2014


Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, aslında, bu kanun nereden çıktı; herhangi bir sosyal ihtiyaçtan mı çıktı ya da yargının böyle bir talebi mi var? Değil. Bu kanun, hepimizin bildiği gibi, 17 Aralık soruşturmasıyla birlikte başlayan rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun üstünü örtmek, perdelemek için getirilmiş bir kanundur. Tek bir maddesi, sadece 1'inci maddesi bu TMK 10'uncu maddeyle kurulan özel yetkili mahkemeleri kaldıran madde yerinde bir maddedir fakat ne yazık ki o madde de eksik getirilmiştir.

Biliyorsunuz, altı buçuk ay önce 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Ergenekon davasıyla ilgili verilen kararlar daha henüz yazılmamıştır. Bizim şu andaki Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre de kararların on beş gün içinde yazılması ve dosyaya konulması gerekiyor. Altı aydır karar yazılmadığı için bu karar temyiz edilemiyor, dolayısıyla Yargıtaya gidemiyor. Yargıtaya gitse, şimdiye kadar görüşülse belki bozulacak ve bu insanların bir kısmı serbest bırakılacak. Siz kararı yazmayan hâkimlerle ilgili herhangi bir düzenleme yapmıyorsunuz, yeniden getiriyorsunuz, efendim "On beş gün içinde karar yazılacak." Yazılmasa ne olacak? Biz bunu Komisyonda da tartıştık değerli arkadaşlar. Yazılmasa ne olacak? Efendim, Bakan diyor ki: "Hâkimler görevini kötüye kullanıyor." Görevini kötüye kullanıyor da Sayın Bakan, insanlar içeride çürüyor, insanlar içeride ölüyor. Bugün, ülkenin Genelkurmay Başkanını siz içeride tutuyorsunuz, gerekçeli karar yazılamıyor, temyiz edemiyor. Yani, bu ülkenin siyasi parti başkanını içeride tutuyorsunuz; milletvekili, Milliyetçi Hareket Partisinin milletvekili içeride. Bunlara ilişkin... Yani bu mahkemeleri kaldırıyorsunuz ancak bu mahkemelerin mağdur ettiği insanların sorununa herhangi bir çözüm getirmiyorsunuz.

Biz diyoruz ki önergemizle: 6352 sayılı Yasa'nın geçici 2'nci maddesinin (4)'üncü fıkrası yürürlükten kalktığı için zaten bu mahkemeler de artık görev ve yetki yönünden de geçersiz, yetkisiz, görevsiz mahkemeler olduğu için, gelin bu davaları yenileyelim, normal ağır ceza mahkemesi tarafından yeniden bu davalar görülsün.

İki: Kararı yazılmayan, Ergenekon davası denilen, uyduruk delillerle torba dava olarak getirilen, bu karar yazılmadığı için bu hâliyle Yargıtaya gitsin veya -başka bir önerimiz- bu hâliyle ilgili mahkemeye devredilsin ve esasa kaydedilsin, yeniden yargılama yapılsın. Yeniden yargılamaya açmadığınız sürece siz tutarsızsınız. "Efendim, işte, geçmişten beri tartışılan mahkemeleri kaldırıyoruz." Kaldırıyorsunuz da sizin kendi... Başbakanın akıl hocası bile diyorsa ki "Millî orduya kumpas kuruldu.", bu mahkemeler bu kumpasa aracı olduysa Sayın Bakan, bu mahkemelerin verdiği kararlar adil değil, en azından şüphe var. Ve bu hâkimler defalarca reddedildi, defalarca reddedildi. "Sizin tarafsızlığınızdan şüphemiz var, bu davadan çekilin." dedi yargılanan sanıklar. Çekilmediler, karar verdiler. Dolayısıyla bu yolu açın. Ama siz diyorsanız ki "Hayır arkadaş, biz Ergenekon'dan -uyduruk davadan, uyduruk delillerle- Balyoz'dan, insanların belli bir süre daha içeride yatmasını istiyoruz." bunu da açıkça söyleyin. "Biz bundan sonra başka örgütlerle ilgili müsamahalı davranacağız ancak hayatını bu ülkenin savunmasına veren, bütün ömrünü bu ülkeye veren bilim adamlarını, askerleri, efendim, siyasi parti temsilcilerini, siyasi parti genel başkanlarını içeride tutmaya devam edeceğiz.", bunu söyleyin; en azından kamuoyu da sizin gerçek niyetinizi anlasın ve önümüzdeki süreçte de ona göre bir karar versin sizinle ilgili.

Değerli arkadaşlar, Sayın Bakan bu konuyla ilgili konuşurken diyor ki: "Efendim, dinlemelerin olmasını istemiyoruz ki yani üç kişilik heyete bu yüzden getirdik. Kim dinleme olmasını istiyor?" Sayın Bakan, o zaman, eğer samimiyseniz gelin, 135'i kaldırın yani teknik takibi, dinlemeyi, tümden kaldıralım maddeyi. Böyle bir şey olmaz, gerçekçi değil, realist değil. Dinlemeler olacaktır, uluslararası suç örgütleriyle ilgili dinlemeler olacaktır; insan ticareti, kadın ticareti, uyuşturucu ticareti yapan örgütlerle ilgili dinlemeler olacaktır; vatanın birliğine, bütünlüğüne saldırılarla ilgili, bu tür terör örgütleriyle ilgili dinlemeler olacaktır ama sizin getirdiğiniz sistemde, aslında, üç kişi, güvence de değil, enteresan bir durum, orada bir kişinin dediği olacak. Yani çok önemli bir konuda dahi, "üç kişi" dediğiniz için, bir hâkim "Hayır kardeşim, ben dinleme vermiyorum." dediği zaman dinlenemeyecek. Bir taraftan MİT kanunuyla getiriyorsunuz, istihbarat devletine dönüştürüyorsunuz ülkeyi, bir taraftan mahkeme kararıyla dinlemeyi bu şekilde kısıtlıyorsunuz. Bu samimi değil. İki, istihbarat önleme dinlemeleri devam ediyor. Orada tek hâkim karar verecek, suçla ilgili soruşturmada üç hâkim karar verecek. Bu tutarlı değil.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)