Konu:Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi Münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:64
Tarih:19/02/2014


Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ AYLİN NAZLIAKA (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, öyle görünüyor ki AKP zihniyeti Türkiye'de siyasi mağduriyetten bahsettiği zaman sadece ve sadece 28 Şubat mağdurlarını anlıyor yani sanki 28 Şubat 1997'den önce Türkiye'nin herhangi bir siyasi tarihi yokmuş gibi varsayıyor.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) - 60 da var ya, 71 var, 80 var.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Oysaki, değerli arkadaşlar, 27 Mayıs 1960'ı unutmadık, 12 Mart 1971'i unutmadık, 12 Eylül 1980'i unutmadık.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) - Bu tarafa bakarak konuşur musunuz lütfen. Bu tarafa bakın, bu tarafa. Siz bu tarafa doğru konuşun lütfen. "Süs bitkileri"ne konuşmayın, bu tarafa konuşun!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Bunlar da Türk siyasi tarihi içerisinde dönüm noktalarıdır. Bunları tekrar hepinizin dikkatine sunmak istiyorum.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) - Şu tarafa, ancak buraya hitap edebilirsiniz. Seviyeniz ancak buraya kadar.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Bakın, Sayın Başbakan 2010 yılındaki referandum esnasında, bunu, 12 Eylülü de bir politik malzeme hâline getirdi ve hukuksuz idamlardan ibaret olduğu gibi bir kanı yaratmaya çalıştı. 12 Eylül aynı zamanda işkencelerin, yargısız infazların ve 1402'liklerin dönemidir. 12 Eylül gencecik fidanların yaşının büyütülüp asıldığı bir dönemdir. Bu ülkede hep özgürlük ve demokrasi mücadelesi için gençler bedel ödemiştir. Tıpkı şu an içinde bulunduğumuz dönemde de 7 gencimizin Gezi olaylarında yaşamını kaybetmiş olması gibi. Bu ülke giderek sizin sayenizde yasaklar ülkesi hâline geliyor değerli arkadaşlar. Bakın, sizi bir kez daha uyarıyoruz.

Dün Sayın Başbakan yapmış olduğu bir konuşmada diyor ki: "Eğer biz İnternet'i yasaklayacak olsak ne diye tablet dağıtırdık?" Ya, siz ne çabuk unuttunuz Tunceli'nin elektriği olmayan köylerine beyaz eşya dağıttığınızı ya! Ne çabuk unuttunuz, ne çabuk! Aynı kafa, aynı kafa! (CHP sıralarından alkışlar) Onları da, o bilgisayarları, o tabletleri de gene bir süs eşyası gibi oraya koyma niyetindesiniz.

Bakın, değerli arkadaşlar, gençler yarının taslağı değildir, onlar bugünün bireyleridir. Siz ne diyorsunuz: "Bizim geleceğimizsiniz." Aslında gençlere siz bunu söylemekle ne ifade ediyorsunuz? "Bugünü size vermiyoruz, bugünler bizim. Siz bizim belirlediğimiz gibi yaşayacaksınız, yarınları size belki vereceğiz." diyorsunuz. İşte, bir yandan 18 yaşını doldurmuş olan bu gençlere siz yasalarla, bankada hesap açma, ticaret yapma, askere gitme, ehliyet alma gibi birtakım haklar verirken öbür taraftan bu gençlerin ne yiyeceğine, ne içeceğine, ne giyeceğine, nasıl evlerde kimlerle yaşayacağına kadar müdahale etmeye çalışıyorsunuz.

Sayın Başbakan gençliği ikiye bölmeye çalıştı "kindar gençlik, dindar gençlik" diye. Meğerse gençlik gerçekten ikiye ayrılıyormuş ama sizlerin dediği gibi öyle "dindar, kindar" diye değil, "ayakkabı kutusu olan gençlik, ayakkabı kutusu olmayan, yoksullukla mücadele eden gençlik." (CHP sıralarından alkışlar)

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) - Bu ayaklar koktu, koktu bu ayaklar.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - Sizi gidi paralelciler sizi. Siz "cemaat halk partisi" oldunuz.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Bakın, gençlerimizin daha üç dört gün önce açıklanan TÜİK verilerine göre yüzde 19,3'ü işsiz, yani genel işsizlik oranının 2 katı kadar gençlerimiz işsiz.

MEHMET METİNER (Adıyaman) - F tipine dönüştünüz, F tipine.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - İşte bu gençlerimiz bir yandan ekmek derdindeyken bir yandan da geleceğe karşı ümitle bakmaya çalışıyorlar.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) - Bu tarafa, bu tarafa! Öbür tarafa!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Bu arada, az önce "tablet" demişken şunu da hatırlatayım...

İBRAHİM KORKMAZ (Düzce) - Sen tableti ilaç anladın galiba!

BAŞKAN - Sayın Korkmaz...

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Sayın Başbakan acaba "Alo Fatih" hattını arayıp da "Ya, Fatih Projesi'ne bak senin adını verdik, daha ne istiyorsun? Kes şu CHP'lilerin sesini." de demiş midir?

RECEP ÖZEL (Isparta) - Bu kadar hayalperest misiniz ya!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Çünkü 04/06/2013 tarihinde Sayın Yalçın Akdoğan'ın Fatih Saraç'la yaptığı telefon konuşmasında "Şu CHP'li kadın milletvekillerinin sesini kesin." dediğini bizzat hepimiz okuduk, o "tape"leri sizler de gördünüz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Allah Allah!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Ama size şunu söyleyeyim: Her ne kadar siz medyayı baskı altına almaya çalışsanız da her ne kadar oturduğunuz yerde ter ter tepinseniz de her ne kadar yargıyı ele geçirmeye çalışsanız da bizi asla ve asla susturamayacaksınız. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ÜLKER CAN (Eskişehir) - Kim susturuyor sizi? Konuş...

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Bu haksızlıklara karşı gelmeyen hepiniz de bunun birer suç ortağısınız. Bunu asla ve asla unutmayın diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)