Konu:İktidar Partisinin, Çoğunluğuna Dayanarak Anayasa'ya Aykırı Bir Kanunu Yasalaştırmak İstediğine, Genel Kurulda Yaşanan Tartışmalara Ve Gerilime Tolerans Gösterilmesi Gerektiğine Ve Yaşanan Olaylardan Sonra Oturum Başkanı Tbmm Başkan Vekili Sadık Yakut'un Hiçbir Şey Olmamış Gibi Görüşmeleri Devam Ettirmesini Kınadığına İlişkin
Yasama Yılı:4
Birleşim:62
Tarih:14/02/2014


İktidar partisinin, çoğunluğuna dayanarak Anayasa'ya aykırı bir kanunu yasalaştırmak istediğine, Genel Kurulda yaşanan tartışmalara ve gerilime tolerans gösterilmesi gerektiğine ve yaşanan olaylardan sonra Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un hiçbir şey olmamış gibi görüşmeleri devam ettirmesini kınadığına ilişkin
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir devlete, bir yönetime meşruiyet sağlayan unsur hukukun üstünlüğüdür. Hukukun üstünlüğü, yönetimi yöneten, Hükûmete hükmeden kuralların bütünüdür. Bu anlayış uyarınca gerçekte bütün vatandaşların, bütün bireylerin, bütün kurumların, yasamanın, yürütmenin, yargının hukukun üstünlüğüne inanarak, onu uyulması gereken en temel norm olarak kabul ederek davranışlarını buna göre ayarlaması, düzenlemesi gerekir; böyle bir anlayış, aynı zamanda toplumda meşruiyetin kaynağı ve güvencesi olacaktır. Meşruiyeti sadece çoğunluk iradesine indirgeyen bir anlayış demokratik olamaz ve böylesi bir anlayıştan demokratik yasalar çıkarması beklenemez.

Biraz önce Genel Kurulda tasvip etmediğimiz olaylar yaşandı. İktidar partisi çoğunluğuna dayanarak Anayasa'ya aykırı bir kanunu yasalaştırmak istiyor. Böylesi önemli bir yasa nedeniyle kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırmaya yönelik, hukuk devletini yok etmeyi hedef almış bir yasa nedeniyle elbette muhalefet gerekli engellemeleri yapacaktır, bu, muhalefet olmanın gereğidir; muhalefet olmak sadece kürsüde görüşünü söyleyip oturmak değildir. Bu Meclisin geleneğinde elbette laf atmalar vardır, tartışmalar vardır, zaman zaman gerilimler de yaşanabilir. Bütün bunlara tolerans göstermesi gereken Parlamentoda çoğunluğu elinde bulunduran iktidar partisidir. (AK PARTİ sıralarından "Allah Allah!" sesleri) Genel Kuruldaki görüşmeler sırasında...

Evet, "Allah Allah!" diyen arkadaşlar var da... (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Sayın Başkan...

BAŞKAN - Lütfen, devam edin.

Sayın milletvekilleri, lütfen...

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - İktidar partisi ne kadar tahammülsüz olduğunu gösteriyor, böylesi bir anlayıştan demokrasinin çıkması mümkün değildir.

FATİH ŞAHİN (Ankara) - Hani laf atma hakkı vardı?

M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) - Edep sınırlarını aşmayacaksın.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Tabii ki, devam edin, benim sabrım var, ben konuşabilirim daha yani sözünüz bittiği zaman konuşmama devam edeceğim, hiç sorun değil, laf atabilirsiniz. Evet, susarsanız devam edeceğim, susmazsanız bekleyeceğim.

YUSUF BAŞER (Yozgat) - Ya, on dakikalık süre mi verildi Başkan?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, neye göre söz veriyorsunuz?

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, lütfen ama biliyorsunuz her hatip konuşurken laf atılıyor, gürültü yapılıyor her parti her milletvekili tarafından.

Buyurun.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) - Teessüf ederim size ya! Siz bunu söyleyebilir misiniz? Bu olağan bir şey değil ki.

BAŞKAN - Ben olağan karşılamıyorum, tüm Genel Kurul olağan karşılıyor.

OKTAY VURAL (İzmir) - Hayır efendim, neyi olağan karşılıyoruz?

İDRİS ŞAHİN (Çankırı) - Bir cümle önce kendisi söyledi grup başkan vekili ya.

BAŞKAN - Lütfen...

Her hatip konuşurken her siyasi partinin her sayın milletvekili laf atıyor, söz atıyor, gürültü yapıyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Şimdi, Sayın Başkan izin verir misiniz devam edeyim?

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Son olaya kadar kürsüde bulunan arkadaşlarımız konuşmaları bittikten sonra kürsüde kısa bir süre kalmaya devam ettiler. Siz oturumu sona erdirdiniz, ara verdiniz ve sorun çözüldü. En son çıkan Sayın Bülent Tezcan arkadaşımız, yine benzeri bir şekilde, siz oturumu kapattıktan sonra da konuşmasına devam etti. Yine aynı şekilde bir çözüm ortaya çıkabilecekken maalesef iktidar partisine mensup bazı milletvekilleri tahammülsüzlük göstererek Sayın Bülent Tezcan'a saldırıda bulunmuşlardır. (AK PARTİ sıralarından "Allah Allah!" sesleri, gürültüler)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Demokrasilerde laf atmalar vardır, niye tahammülsüzlük gösteriyor?

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Sayın Başkan, yerinden konuşma bu kadar uzun olur mu?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Bunu tasvip etmemiz mümkün değildir. Bir milletvekili arkadaşımız, kendisine yapılan fiilî saldırı nedeniyle burada kanlı bir olaya sahne olmuştur. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Bakın, görüyor musunuz, görüyor musunuz? Evet...

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, lütfen tamamlayınız sözlerinizi siz de, her zaman olan şey.

Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, konuşacağım ama iktidar partisine bir uyarı yapın lütfen. Burada Grup Başkan Vekili konuşuyor, hakaret etmiyorum, bir şey söylüyorum.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Konuşma mı yapıyor ya?

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, siz konuşmaya başladıktan bu tarafa 5 defa ben uyarımı yaptım, şahit oldu herkes burada. Nasıl uyarı yapabilirim?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Ben, kalkıp teker teker sayın milletvekillerine "Susun, konuşmayın." diyemem ki.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Elbette onlar laf atabilir. Ben de...

BAŞKAN - Nasıl uyarı yapayım? Yaptım uyarılarımı.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, sustukları zaman konuşmama devam edeceğim. Niye sabırsızlık gösteriyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Lütfen ama...

Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Lütfen...

Susarlarsa devam edeceğim.

Sayın Başkan, devam ediyorum...

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, iki dakika içerisinde lütfen toparlayın sözlerinizi.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, bunu neye göre veriyorsunuz siz?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Benim konuşmamı sınırlayamazsınız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Hayır, lütfen ama böyle bir usul olabilir mi Sayın Hamzaçebi?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Buna hakkınız yok.

BAŞKAN - Ya, ne demek?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - İç Tüzük'ü ihlal ediyor.

BAŞKAN - Biz, her sayın grup başkan vekillerine belirli süreler veriyoruz ama şu ana kadar tam beş dakika kırk beş saniye oldu.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Suistimal ediyor.

BAŞKAN - Böyle bir şey olmaz Sayın Hamzaçebi.

Buyurun, iki dakika içerisinde toparlayın. Tekrar ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, ben, sizi kınıyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Cümleme geleceğim...

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Özür dilemeniz lazım.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Cümleme geliyorum: Burada böylesi bir olay yaşanmışken siz oturumu açıyorsunuz, hiç kimseye hiçbir uyarı yapmadan, hiçbir şey olmamış gibi görüşmeyi devam ettiriyorsunuz. Bunun için sizi kınıyorum, buna hakkınız yok.

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, kim kimi kınıyor o belli olmaz çünkü içeride konuştuk tartıştık ve buraya gelince her sayın grup başkan vekiline söz verdim ben.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Bir saniye, ben size demedim mi: "Burada bir şey çözüme bağlanmadı. Oturumu açın, tekrar ara verin, çözümü burada beraber bulalım." Siz emrivaki yaptınız.

BAŞKAN - Emrivaki yapmadım efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Bakın...

BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, buradaki olaylar oturum kapandıktan sonra olan olaylardı, görüntüler yoktu.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Siz burnu kırılan milletvekilimiz için burada bir kınama yaptınız mı?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Eli kırılan milletvekili ne olacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Bu, Başkanlık Divanına düşmez mi Sayın Başkan? Bu hak mıdır şimdi? Bir milletvekili arkadaşımız, kadın milletvekilimiz burada konuşuyor. Burada iktidar partisinden bir kadın milletvekili "Ben onu döveceğim." diyor, bu doğru bir şey midir? Kutluyorum o arkadaşımızı da! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - "Hırsız" demek doğru bir şey midir?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Adamı boğuyorsunuz be, boğuyorsunuz ya. Adam ölüyordu neredeyse ya.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan, sizi kınıyorum. Lütfen burnu kırılan milletvekilimiz nedeniyle buna sebep olan milletvekillerini kınayacaksınız. Bu kınamayı yapmadan bu oturum devam edemez. Lütfen, devam etmeyin, buna ara verin, yarın devam edelim. Bu kınamayı yapın, bekliyoruz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)